Laiklik Meclisi, 2026 yılını “Medeni Kanun Yılı” ilan etti!

Laiklik Meclisi, Medeni Kanun’un kabulünün 100. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada kanunun kadın hakları ve yurttaşlık eşitliğinin temel dayanağı olduğunu vurguladı; 2026 yılının “Medeni Kanun Yılı” ilan edildiğini duyurdu.

Laiklik Meclisi, 2026 yılını “Medeni Kanun Yılı” ilan etti!

Toplumsal hayatın sekülerleşmesinde önemli bir adım olarak görülen Medeni Kanun’un kabul edilişinin 100. yılına ilişkin Laiklik Meclisi’nden açıklama geldi.

Açıklamada, Medeni Kanun’un başta kadınlar olmak üzere toplumsal hakların ve yurttaşlığın temelini oluşturduğu vurgulandı. Kanunun, toplumsal bir devrimin dayanağı olduğunun ifade edildiği metinde, “Medeni Kanun ile sağlanan bu toplumsal ve hukuki zemin, ilerleyen yıllarda (1930-1934) tanınacak olan seçme ve seçilme hakkı gibi siyasi kazanımların da sarsılmaz dayanağı olmuştur; medeni, siyasi ve kültürel haklar yönünden eşitlik sağlanarak çağdaş bir toplumda kadının hak ve özgürlüklerine kavuşmasının önü açılmıştır” denildi.

MEDENİ KANUN YILI İLAN EDİLDİ

Açıklamada, Medeni Kanun’a yönelik gerici saldırıların sürdüğü belirtilerek Laiklik Meclisi’nin 2026 yılını “Medeni Kanun Yılı” ilan ettiği duyuruldu.

Laiklik Meclisi’nden yapılan açıklama şu şekilde:

17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren devrim yasamız Medeni Kanun 100 yaşında!

Emperyalizme karşı zaferle sonuçlanan bağımsızlık savaşı sonrası Ortaçağ karanlığını yıkarak kurulan Cumhuriyet’in üzerinde yükseldiği laik hukukun temeli olan Medeni Kanunla çoklu hukuk yapısı kaldırılmış, ülkemizde hukuk birliği sağlanmış, kul yerine yurttaşlık zemini kurulmuştur. Kadını ve erkeğiyle toplumsal eşitliğin yanı sıra haklar temelinde önemli bir dönüşümün büyük adımı atılmıştır.

Medeni Kanun kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku kurallarıyla, yurttaşların doğumundan başlayarak ölümünden sonrasına kadar özel yaşam ilişkilerinin düzenlendiği; başta kadınlar olmak üzere toplumsal hakların ve yurttaşlığın temelidir.

Medeni Kanun kadın haklarını da içeren bir toplumsal devrimin temelidir. Kadınlar; evlenme, boşanma, velayet, mal varlığı edinme, miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar bakımından erkeklerle eşit konuma getirilmiş, erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmaya ilişkin düzenlemeler kaldırılarak, evlenme yaşı, evlilikte resmi nikâh zorunluluğu, tek eşle evlilik esası kabul edilmiştir. Kadınların aile reisinin iznine tabi olmaksızın istediği mesleği seçebilme ve ekonomik bağımsızlığını kazanma hakkı güvence altına alınmış; iktisadi, siyasi ve sosyal yaşama katılımının önündeki engeller kaldırılmıştır. Medeni Kanun ile sağlanan bu toplumsal ve hukuki zemin, ilerleyen yıllarda (1930-1934) tanınacak olan seçme ve seçilme hakkı gibi siyasi kazanımların da sarsılmaz dayanağı olmuş; medeni, siyasi ve kültürel haklar yönünden eşitlik sağlanarak çağdaş bir toplumda kadının hak ve özgürlüklerine kavuşmasının önü açılmıştır.

Yürürlüğe girdiği tarihte devrim niteliğinde hükümler içeren Medeni Kanun; zaman içerisinde çağın gereklerine göre düzenlemelerle gelişmiştir; 22 Kasım 2001 tarihinde özellikle Aile Hukuku bölümündeki büyük değişikliklerin 01.01.2002’de yürürlüğe girmesi ile de halen günceldir. Çağdaş bir toplum olmanın temeli olarak, aile kurumu dâhil olmak üzere, toplumsal hakların güvencesi olan ve kadın-erkek eşitliğini sağlayan Medeni Kanun eşitlik ve özgürlük yolunda atılmış büyük adımdır.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kabul edilen ve ülkemizde hukuk birliğinin yaşama geçirilmesini sağlayan Medeni Kanunumuz aynı zamanda laik hukukun taşıyıcı kolonudur. Medeni Kanun’da yer alan hükümler eşitlik ilkesine dayalıdır. Toplumsal yaşamda, hukukta, çalışma hayatında kadını ve erkeğiyle toplumsal eşitliğin de zemini ve yurttaş olmanın güvencesi olan Medeni Kanun’a dönük, bugün özellikle şer’i hukuka geçişin önünü açacak saldırılar, birçok alanda olduğu gibi, karşı devrim cephesinin gündemindedir.

Bugün Medeni Kanun’un resmi evlilik kuralının göz ardı edildiği, “imam nikâhı” adı altında kadınların aile hukukundan doğan haklarını kullanamamalarına ve evlilik yaşı kuralının ihlal edilmesine yol açıldığı, özellikle kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerinin normalleştirilmeye çalışıldığı, müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi ile laiklik ilkesinin yok sayıldığı, eğitimden toplumsal yaşama ve çalışma hayatına kadar adeta Ortaçağ karanlığının dayatıldığı bir saldırıyla karşı karşıyayız.

Başta kadınlar olmak üzere, toplumun hak ve özgürlükleri gasp edilirken, yurttaşlık yerine tebaa ve ümmet dayatılmakta; yurttaşlar büyük bir belirsizlik ve korku ile karşı karşıya bırakılmakta; hukuk tamamen ortadan kaldırılarak insanca yaşam hakkı gasp edilmektedir. Karşı devrim saldırısı laiklik ilkesini neredeyse tamamen tasfiye etmekte, Anayasa yok sayılmakta, ülkemiz hızla büyük bir karanlığın içine çekilmektedir.

Böyle bir tablo karşısında, tarihi yeniden yazmaya kalkışanlar bilmelidir ki, bu ülkede Cumhuriyet devriminin başta laiklik olmak üzere kazanımlarından vazgeçmeyecek milyonlar vardır. Laik hukukun ve toplumsal haklarımızın temeli olan Medeni Kanun, başta kadınlar olmak üzere tüm yurttaşlar için vazgeçilmezdir.

Bütün bu kuşatma karşısında Laiklik Meclisi, “sil baştan yazma” girişimlerine karşı 2026’yı Medeni Kanun Yılı olarak ilan etmekte ve tüm yurttaşları, haklarının güvencesi olan Cumhuriyet ve laiklik mücadelesine çağırmaktadır.