Laiklik Meclisi tarafından hazırlanan 3 Mart Laiklik Günü Sonuç Bildirgesi yayınlandı

Laiklik Meclisi tarafından yayınlanan 3 Mart Laiklik Günü Sonuç Bildirgesi'nde laikliğin hukuk eliyle tasfiye edilmeye çalışıldığı vurgulanırken, yurttaşlar Medeni Kanun'un kabulünün 100. yılında, Medeni Kanun'a sahip çıkmaya çağırıldı.

Laiklik Meclisi tarafından hazırlanan 3 Mart Laiklik Günü Sonuç Bildirgesi yayınlandı

Laiklik Meclisi tarafından düzenlenen 3 Mart Laiklik Günü Sonuç Bildirgesi yayınlandı.

“Emperyalizmin gerici kuşatmasına karşı laiklik için buluşuyoruz” sloganıyla kutlanan Laikik GÜnü’nün sonuç bildirgesinde “Laik Cumhuriyet eğitim ve hukuk aracılığıyla yok edilmek istenmektedir” denildi.

“Laiklik kaybedildiğinde, bu topraklarda bağımsızlık da kaybedilir” denilen bildirgede aynı zamanda yurttaşlar Medeni Kanun’un kabulünün 100. yılında, Medeni Kanun’a sahip çıkmaya çağırıldı.

Laiklik Meclisi tarafından hazırlanan bildirgede öne çıkanlar şu şekilde:

Laikliğin tasfiyesi emperyalizmin hedefidir. Karşı devrim süreci, emperyalizmin hedefleriyle örtüşmekte olup, emperyalizm yüzyılı aşan hedefinde neredeyse sonuca yaklaşmıştır. Siyasi iktidarın açık desteği ve haydut ABD, koçbaşı İsrail ve şeriatçı terör çeteleri ile yaptığı işbirliği sayesinde, emperyalizmin bölgemizde hayata geçirdiği kan ve yıkım projesi Irak, Libya ve Suriye’de hedefine ulaşmış; şimdi de Lübnan ve İran’ı hedef almıştır. Bu proje; dünyada ve özellikle bölgemizde emperyalizmin kendi çıkarları doğrultusunda besleyip, ulus devletlerin üstüne sürdüğü dinci-gerici-etnik silahlı güçlere kurdurduğu yeni yönetimleri ve garnizon devletçikleri ile yıllar öncesinden başlattığı “yeşil kuşak” projesinin devamıdır. İşte dünden bugüne işletilen bu planlar, bir yandan ülkelerin içeriden ve/veya dışarıdan silah zoruyla paramparça edilerek işbirlikçi Ortaçağ artıklarına doğrudan teslimini sağlarken; diğer yandan ülkemizde laik Cumhuriyet’in tasfiye süreci olarak karşımıza çıkmaktadır.

Laik Cumhuriyeti yıkmak isteyen yeni bir rejim planlanmaktadır. Bugün de Büyük Ortadoğu Projesi ve eş başkanı olan iktidarın başı eliyle benzer bir proje “şeriat”, “cihat”, “fetih”, “terörsüz Türkiye” ve “yeni anayasa” söylemleriyle devreye sokulmaktadır. Siyasi ve toplumsal muhalefet, yargı sopasıyla sindirilmekte, hukuk tasfiye edilmekte ve laik Cumhuriyet doğrudan hedef alınmaktadır. Bu sürecin sonunda amaçlanan mevcut Cumhuriyet yerine, İsrail’in bölgedeki yayılma politikasıyla ve ABD’nin çıkarlarıyla uyumlu, farklı dini ve etnik kimliklerin birbiri ile sürekli karşı karşıya getirildiği yeni bir rejimin kuruluşunun tamamlanmasıdır.

Laik Cumhuriyet eğitim ve hukuk aracılığıyla yok edilmek istenmektedir. Laik Cumhuriyetin yerine emperyalist-kapitalist sistemin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş yeni bir garnizon devlet inşasında “eğitimde yeni model” ve “yeni anayasa” başlıkları kilit önemdedir. Nitekim siyasi iktidarın 2024-2025 eğitim-öğretim yılı itibariyle hayata geçirdiği bilim dışı ve laik eğitim karşıtı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, eğitimde gelecek kuşakları sermayenin ve onun temsilcisi iktidarların kölesi haline getirecek şekilde itaat ve biat eden kullara dönüştürme operasyonundan başka bir şey değildir. Bu model ile laiklikten, bilimsel ve özgür düşünce ile eşit parasız eğitimden hızla uzaklaşılmakta, Öğretim Birliği Yasası fiilen ortadan kaldırılmakta; böylece gelecek kuşaklar arasındaki sınıfsal eşitsizlikler daha da derinleşmekte, ilerlemenin temeli olan bilimsel ve eleştirel düşünce tamamen tasfiye edilmektedir. Diğer yandan, yürürlüğe konan “Ramazan Genelgesi” gibi uygulamalar ve protokollerle, ilköğretim öncesinden başlayarak tarikat ve cemaatlere alan açan, çocukları ve gençleri bu yapıların eline teslim eden bir mekanizma yaratılmaktadır. Yeni anayasa girişimiyle ise; laik Cumhuriyetin tamamen tasfiyesi sonucu kurulacak yeni garnizon devlete kalıcı meşruiyet sağlanmış olacaktır.

“Emperyalizmin, işbirlikçisi iktidarlar eliyle dayattığı dinci-gerici kuşatmaya karşı laiklik” için bir araya geldiğimiz 3 Mart Laiklik Gününde bir kez daha teyit edilen laik demokratik Cumhuriyetin tarihsel haklılığından kaynaklanan devrimci görevimiz; tüm anayasal haklarımızı kazanacağımız, bağımsız, eşit, özgür ve aydınlık bir Türkiye için bütün toplumsal kesimlerle birlikte laiklik mücadelesini yükseltmektir.

Laiklik Meclisi tarafından hazırlanan sonuç bildirgesine buradan ulaşabilirsiniz