Merdan Yanardağ bugün hakim karşısına çıkıyor
“Casusluk” suçlamasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla dava açıldı. Davanın ilk duruşması bugün Silivri’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince görülüyor. Duruşmada, İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün savunma yapması bekleniyor.
İmamoğlu, TELE 1 ve Merdan Yanardağ’ın dosyaya dahil edilmesine ilişkin şunları söyledi:
“TELE 1’e çökmek için Merdan Yanardağ’ı buraya dahil ettiler. Ben TELE 1’e gittiğimde Merdan Bey’i belki 2-3 defa ziyaret etmişimdir. Bunun dışında hukuksuzluklar yaşandığında destek amacıyla telefon açmışımdır. Merdan Bey’in aleyhime çok yorumu da olmuştur; sonuçta gazeteci. Belki kendisi beni tebrik ziyaretine gelmiştir.”
Bu sırada Yanardağ’ın “Gelmedim” demesi üzerine İmamoğlu, “Gelmemiş” karşılığını verdi. Salonda gülüşmeler yaşandı.
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ben hatırlamıyorum. Yanlış bir şey söylemeyeyim diye dönüp sordum. Kusura bakmayın yani. Şimdi benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ! Böyle bir şey olamaz yani. İddiaların seviyesine bakar mısınız yahu? Daha da ilerisi; 11 Haziran’da danışmanım Necati Özkan’la tanışan kişi, sadece 10 gün içinde, 10 gün içinde bana “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli demokrasi zaferini, demokrasi zaferini şölenini kazandıran kişi diye tanımlanıyor şu iddianamede. Manipülasyonla kazandıran kişi” diye tanımlıyor… Birazdan anlatacağım size manipülasyonu. Gerçekten Sayın Başkan, Sayın Heyet, İstanbul halkının iradesini, 10 milyonların Türkiye’nin değişim talebini, milletin sandıkta verdiği kararı yok sayan bu yaklaşıma karşı büyük direnci Türkiye’nin her yerinde milletin böyle köpür köpür damarlarının kaynadığı bir ortamı bu şekilde tanımlamak gerçekten akıl sağlığıyla ilgili sorun var demektir. Kötülüğün zirvesi demektir. Akıl ve ciddiyet sınırlarını zorlayan bir yaklaşım demektir.”
Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren Hüseyin Gün’ün, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay tarafından şirketlerine “Türk devleti adına tam yetki” verildiğini söylediği belge mahkemeye sunuldu. İngilizce hazırlanmış belgede “Trident Globe Ltd, G Plus Europe Ltd ile birlikte Türk Hükümeti adına ülkenin ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yürütme ve yönetme konusunda tam yetkilidir. Bu yetki 1 Mayıs 2017 tarihine kadar geçerlidir.” ifadeleri yer alıyor. Belgenin altında dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay’ın imzası bulunuyor.
Ekrem İmamoğlu, “Casusluk” iddianamesini havaya kaldırdı ve “İşte bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. Sırası geldiğinde defalarca hatırlatabilirim. İddianame 159. sayfa. Zaten şunların hepsi çöp. Hepsi. Sorsanız iddianame hazırlamışlar. Çöp. Kopyala, fotokopi. Yazık sayın başkan, sayın heyet, size yazık biliyor musunuz? Kaç tane davanın içindeyim evet. Çok saygıdeğer avukatlarım var, görevleridir, okuyorlar, meslekleridir. Ben buradan ilan ediyorum, tek bir sayfasını hiçbir iddianamenin okumadım, gerek bile duymadım biliyor musunuz? Ne 4000 sayfalık İBB davasının ne bunun, bir sayfasını bile okumadım ve okumayacağım.” dedi.
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Ama burası yeter; sonu: “Siyasal casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı…” Suç mudur Sayın Başkan? İstanbul’da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur Sayın Başkan? Bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Şimdi buna kim dava diyecek? Kim casusluk davası diyecek? Kim diyebilir? Bu siyasi bir dava. Seçimde, sandıkta karşıma çıkmaktan korkak zihniyetin ortaya koyduğu bir siyasi davadır Sayın Başkan, sayın heyet. Bütün bunları yaşatacaksınız, ondan sonra Meclis’te yasa çıkaracaksınız, bu ülkeye de yabancı yatırımlar koşa koşa gelecek. Hadi oradan! Kimi kandırıyorsunuz, kimi aldatıyorsunuz?”
İmamoğlu savunmasına devam ederken salonda Akbelen Direnişi gerekçesiyle 42 gündür tutuklu bulunan Esra Işık’ın tahliye edildiği haberi geldi.
Akbelen’de toprağına sahip çıktığı için tutuklanan Esra Işık’ın tahliye kararı “Casusluk” davasının görüldüğü salonda alkışla karşılandı.
İmamoğlu savunmasına şu sözlerler başladı:
“Burada devletimiz adına milletimiz adına utanç verici bir iddianemeyle karşı karşıyayız. Deli kuyuya bir taş atmış istiyorlar ki birileri bu taşı çıkartsın. Dolayısıyla ben bu minik akıllı kişinin taşıyla ilgilenmeyeceğim.
İddia makamı eliyle sahteciliğe maruz bırakıldım. İddia makamının tehditleriyle, rehin almalarıyla, uydurma belgeleriyle uğraşıyorum. Kurulan kara düzende koltuktan kalkmama adına sergilenen siyasi müdahale, uydurulan senaryo ve bunu uygulayan aparatlar var.
Bizim burada verdiğimiz mücadele bir milli mücadeleye dönüşmüştür. Türkiye ve demokrasi adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün ve aylardır Silivri’de verilmektedir. Biz kazanacağız.”
Davanın uydurma delil ve gerekçelere yaslandığını ifade eden İmamoğlu “Bu, seçimde karşıma çıkmaktan korkanların uydurduğu siyasi bir davadır” dedi.
Saat 13.15’te ara verilen duruşma, 14.25’te yeniden başladı.
Aranın ardından salona gelen İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan bir kez daha alkış ve destek sözleriyle karşılandı.
Ekrem İmamoğlu savunmasına başladı.
Gün’ün savunması bittikten sonra salonda bulunan avukatlardan da Hüseyi Gün’e sorular soruldu. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir ile Gün arasında gerçekleşen “örgüt mensubu” diyaloğu ise dikkat çekti.
Hüseyin Gün, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir’in etkin pişmanlıktan yararlanmayı kendi isteyip istemediğine dair soruya “Hatırlayamıyorum” dedi.
Gün, Av. Demir’in “Siz çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusuna ise yanıt vermedi. Gün, aynı soruyu soran hakimi de yanıtsız bıraktı.
İmamoğlu’nun avukatı Demir bunu, “Hayır derse etkin pişmanlıktan yararlanamayacak, Hüseyin bey zeki bir insan” şeklinde yorumladı.
Örgüt üyeliği suçlamasıyla açılan soruşturmalarda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanılabilirken, ‘casusluk’ suçlamasıyla açılan soruşturmalarda etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanamıyor.
Duruşma 10.50’de Hüseyin Gün’ün savunmasıyla başladı.
Gün’ün savunması 12.23’te sona erdi.
Hakim 5 günlük duruşma planı olduğunu ve bu 5 günde savunmaları tamamlamayı düşündüklerini söyledi.
“İddianamede 2012’de FETÖ mensubu Mustafa Özcan’la görüştüğüm yer alıyor. Benden Afrika’da yapılacak okul için maddi yardım istedi, kabul etmedim. Kaldı ki 2012 yılında FETÖ’nün varlığı tespit edilememişti. Devletimizin üst düzey yetkilileri Mustafa Özcan ve Fetullah Gülen ile görüşüyordu
2014’te Fuat Avni hesabının başındaki kişi, benim ortak olduğum teknik şirket tarafından bulundu. Bunu devletime ilettim ama rapor ortadan kayboldu. FETÖ o yıllarda devlet içinde aktifti.”
Hüseyin Gün dosyada yer alan TELE 1’e yaptığı bağış hakkında ise şunları söyledi:
“TELE1 manevi annemin yadigarı. Merdan Yanardağ da saygı duyduğum bir gazeteci. Yaptığım bağış, çok cüzi; TELE 1’in elektrik faturasını karşılamaz. Bağış yapmak nasıl casusluk oluyor, onu anlayamadım. Benim tanıdığım Merdan Yanardağ, talimatla kalemini bile oynatmaz”
“Yüksek makamınıza aşağıda somut delilleri ile yani burada arz edeceğim zaten. İstanbul TEM’de ikinci ifademde vermiş olduğum 25 Ekim 2025 tarihli ifademde ayrıntılı olarak belirttiğim üzere, Sayın Merdan Yanardağ ve Sayın Necati Özkan’ı, manevi annem Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıdım. Sayın Ekrem İmamoğlu’nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık bir, bir buçuk ay sonra yine manevi annem Seher Erçili Alaçam yönlendirmesi neticesinde Saraçhane binasına müştereken yaptığımız nezaket ziyareti ve bir adet foto sırasında hayatımda sadece bir dakika gördüm. Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz. Sadece bir dakika gördüm. Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında, benim Sayın Ekrem İmamoğlu ile bu tarihin ne öncesinde ne de sonrasında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı açıkça görülür.”
“Aynı şekilde dosyada iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere, Sayın Necati Özkan ile de ifademde belirttiğim gibi, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonraki on on iki günlük kısıtlı sürede açık kaynaklara dayalı yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB’ye 2019 yılının eylül ayında yaptığım bir adet sunum ve bir adet toplantı ile onun dışında yüz yüze hiçbir görüşmem olmamıştır. Fakat hepimiz insanız, 2025 yılının mart ayında Sayın Necati Özkan hakkında bazı olumsuz haberleri duyduktan sonra, ben sadece insani olarak bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun haricinde 7 yıldır -ki bu kayıtlarda mevcut- Sayın Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmuyordu. Dosya kapsamındaki bu somut belirlemeler; iddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da benim ne Sayın İmamoğlu ne de Sayın Özkan ile 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığını tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Teknik deliller bunu gösteriyor.”
“Bunun dışındaki yazışmalardan ve sanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere; yine manevi annem Seher Erçel Alaçam’ın, Türkiye’de bir iş yapmamı ve daha çok gelmemi istemesinden kaynaklanan yoğun ısrarları neticesinde, seçimlerden bir süre sonra 2019 yılının Eylül ayında İBB’de Sayın Özkan’ın koordine ettiği bir adet sunum olmuştur. Ancak söz konusu sunumun ardından mali şartlarda anlaşamadığımız için İBB ile aramızda herhangi bir ticari ilişki kurulmamıştır. Nitekim bilirkişi marifetiyle çözümü yapılan dosyadaki yazışmalara bakıldığında benim manevi annem Seher Erçili Alaçam’ın yoğun ısrarları ve yönlendirmeleri neticesinde İBB yetkilileriyle 2019 yılında Eylül ayında bir toplantı olmak suretiyle ve ticari amaçla görüşmek, görüşmek zorunda kaldığım ve sonrasında mali şartlarda anlaşamadığım için bu görüşmeler son bulmuştur. Sonra da hiçbir irtibatım olmamıştır.”
İBB veri tabanını kopyaladığı iddialarına ilişkin konuşan Gün şunları söyledi:
“Sosyal medya analizi için İBB veri tabanını kopyalamadım. Sosyal medya analizi için İBB verilerine gerek yok. Bu veriler açık kaynakta var. Bu iddia, fırında dağıtılan askıda ekmeğin çalınarak hırsızlık suçunun işlendiğinin iddia edilmesi gibidir”
11.30 I GÜN: “KİMSEYE CASUSLUK İFTİRASI ATMADIM”
Savunmasında “Ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz” diyen Hüseyin Gün’ün sözlerinden öne çıkanlar şöyle:
“Huzurunuzda görülmekte olan yargılamaya dayanak teşkil eden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bürosunca düzenlenen ve sizin de söylediğiniz gibi Sayın Başkan, 4 Şubat 2026 tarihli iddianame ile tarafıma yöneltilen TCK madde 328/1 uyarınca, siyasal veya askeri casusluk amacıyla bilgi temin ettiğim yönündeki iddialar tamamıyla mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben, hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliğini, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken siyasi ya da askeri casusluk maksadıyla temin etmedim. Etmediğim gibi, kesinlikle böyle bir teşebbüste de bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım. Nitekim ikinci ifademde, -İstanbul TEM’de vermiş olduğum- müsnet suçu işlediğime dair en küçük bir ikrarda da bulunmadım. Çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz.”
Eğitim ve meslek hayatında edindiği birikimlerle bir şirket kurduğunu ve çeşitli alanda yatırımlar yapan bir iş insanı olduğunu ifade eden Gün sözlerine şöyle devam etti:
“Sonra üniversiteden kalma bir alışkanlığım olarak siyasette ve siyasetin nerede nasıl pişirildiğini, bilhassa Anglosakson siyasetin hangi mutfakta pişirilip nasıl geliştiğini merak ettiğimden ötürü önde gelen çeşitli düşünce kuruluşlarına üye oldum, yönetim kurulunda bulundum. Bunların önde gelenlerinden bir tanesi Londra merkezli Global Strategy Forum’dur. Nitekim benim için esas olan hükümetler değil, devlettir. Bu şiarla; 2010 yılında Global Strategy Forum tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Yükselen Network Dünyasındaki Rolü ve Konumu” seminerinde -ki medyada ulu orta çok değişik şeyler söylendi, tabii ki ben de linçe maruz kaldım- Lordlar Kamarası’nın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk kez kapılarını Türk Devleti’ne açmasına büyük katkı sağladım. O toplantıda dönemin Devlet Bakanı Sayın Egemen Bağış, eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Türk İngiliz Parlamenterler Dostluk Grubu Başkanı Sayın Suat Kınıklıoğlu, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, o tarihte Başbakanlık Başdanışmanı olarak görev yapan, bugün MİT Başkanı olan Sayın Profesör Doktor İbrahim Kalın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi Nursuna Memecan ve Başbakanlık Müşaviri pardon Cemalettin Haşimi ve bazı iş insanları…”
“Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM’de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika’da firari olan önde gelen FETÖ’cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye’den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017’ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek.”
“Dijital verilerimin üzerinde, soruşturma aşamasında yaptırılan Türkçe çevirilere ilaveten, Sayın Mahkemenizce re’sen seçilen bilirkişi Arman Işıtman tarafından yapılan 23 Mart 2026 tarihli çevirilere bakıldığında; bu şirketlerden birinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yetki verilen ve yurt dışında FETÖ ile mücadele için yapılan tüm çalışmalara dair ödenekleri gerçekleştiren şirket olduğu, Gplus’ın ise Türk Devleti adına yurt dışında lobi faaliyetini yürütmek için tam yetki verilen şirket olduğu açıkça görülmektedir. Nitekim soruşturma savcılığı talebine istinaden dosyaya ibraz edilen 19 Aralık 2025 tarihli MASAK raporuna göre, şahsi hesabımdan bu şirketlere yüklü miktarda döviz gönderilmiştir. Bunu da çok kolaylıkla, Sayın Başkan, tespit edebilirsiniz. Toplamda 1.500.000 avronun üzerinde olması gerek; ama detaylar sizde zaten mevcut. Bunun yanı sıra iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurt dışında FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında düzenlenen -işin aslında trajikomik tarafı bu- ve devlet sırrı olduğu bilhassa iddia makamı tarafından belirtilen BC, yani Black Cell (Türkçesi Kara Hücre) başlıklı raporları ve FETÖ ile ilgili örgüt şemalarını, yurt dışındaki irtibatlarımdan faydalanmak suretiyle bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. Nitekim iddianamenin eklerinde yer alan “Kodlamalar” başlıklı yazışmada da benim Türk Devleti adına yurt dışında FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelede proje yöneticisi olduğum açıkça belirtilmiştir.”
Duruşma Hüseyin Gün’ün savunmasıyla başladı.
Etkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine “Kendimden eminim casus değilim” diyerek başladı. Hüseyin Gün “Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda addianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli askerler ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığı kolaylıkla tespit edilebilir.” dedi.
Gün sözlerinin devamında “Kendimi Jön Türk olarak tanımlıyorum” ifadelerini kullandı.
Hüseyin Gün “Ekrem İmamoğlu’nu hayatımda bir defa gördüm. Bir de şimdi aynı yerdeyiz” dedi.
Duruşma yaklaşık 50 dakikalık bir gecikmeyle başladı.
Davada önce Hüseyin Gün, ardından Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan savunma yapacak
Merdan Yanardağ ve Necati Özkan alkışlarla salona girdi. Merdan Yanardağ izleyicileri yumruğunu havaya kaldırarak selamladı ve “Emperyalistlerin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor” dedi.
Ekrem İmamoğlu da salona alkışlarla geldi. İzleyicileri selamlayarak yerine oturdu.
Etkin pişmalıktan yararlanarak ifade veren Hüseyin Gün de salona girdi.
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek de davaya katıldı.
TKH’den yapılan açıklamada “Tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ’ın bugün görülen davasına Genel Başkanımız Aysel Tekerek de katıldı. Sözde “siyasi casusluk” suçlamasıyla yargılanan sosyalist gazeteci Merdan Yanardağ’a özgürlük talebimizi bir kez daha yineliyoruz” denildi.
Davayı takip etmek üzere salonda tutukluların aile yakınları, çok sayıda siyasi ve basın mensubu bulunuyor.
Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, CHP Milletvekilleri Bülent Tezcan, Mahmut Tanal, Aylin Nazlıaka; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, SOL Parti MYK üyesi Alper Taş, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ve İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu salondaki izleyiciler arasında.
Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasıyla birlikte kayyum atanan TELE 1 çalışanları da salonda.
Duruşma salonunun yetersizliği nedeniyle girişlerde sorun yaşanıyor. Bazı sanık yakınları salona girmeye çalışıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ise salondaki sandalye yetersizliği nedeniyle ayakta kaldı.
***
İddianamede, “Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında ‘siyasal casusluk’ suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini maniple etme suretiyle desteklenen İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır” suçlaması yer alıyor.
İstanbul Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, ‘suç tarihi’ olarak 2019-2025 yılları arası işaret edilirken üç isim hakkında 20’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede, Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan, İBB veri tabanına ait olduğu belirtilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı öne sürülüyor.
Bu verileri dolaylı olarak Özkan’ın temin ettiği ve Gün’ün beyanına göre, Özkan’ın başta “ibb.gov.tr” olmak üzere belediyeye ait çok sayıda e-posta adresini ve şifresini İmamoğlu’nun talimatıyla “Ostin” adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortama aktardığı öne sürülüyor.
ddianamede Gün’ün, “Ostin”deki e-posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere e-posta içeriklerindeki datalara eriştiği iddia ediliyor.
∗∗∗
Duruşma öncesi açıklama yapan Merdan Yanardağ, “Basın örgütlerini, kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi adına duruşmayı izlemeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu. Yanardağ şunları söyledi: “Kayyım 144 meslektaşımızı işsiz bıraktı tazminatlarını ödemedi. Ben Türk Ceza Kanunu’nun devlet sırrını ele geçirip yabancı bir devlete, örgüte verme suçunu düzenleyen 328. maddesi ile suçlanıyorum. Ama iddianamede yabancı devlet yok, yabancı örgüt yok. Hakkımda somut ya da soyut delil yok. Yorum ve varsayıma dayalı ideolojik bir iddianameyle suçlanıyorum. Bu nedenle savunmamı ‘karşı iddianame’ olarak sunacağım. 31 Mart 2024 seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesini sağlamakla suçlanıyorum. Biz TELE 1’de 22 Haziran’da Kemal Kılıçdaroğlu ile yayın yaptık. Bir gün sonra 23 Haziran’da Ekrem İmamoğlu’nu eleştiren bir yayın yaptık. Biz gazeteciyiz, eleştiririz.”Davası’nda önce Hüseyin Gün sonra Ekrem İmamoğlu ardından Necati Özkan savunma yapacakDavası’nda önce Hüseyin Gün sonra Ekrem İmamoğlu ardından Necati Özkan savunma yapacak
Bu haber en son değiştirildi 11 Mayıs 2026 15:54 15:54
Saray başdanışmanlarından Oktay Saral sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Ahmet Türk'ü hedef aldı. Türk'ün Amedspor'u…
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan…
CHP adayı olarak katıldığı seçimlerde Afyonkarahisar Belediye Başkanı olarak seçilen Burcu Köksal, ve Dinar Belediye…
FETÖ'den firari durumunda bulunan Cevheri Güven'e bilgi ve belge sızdırdıkları gerekçesiyle yargılanan üç emniyet müdürü…
ABD Başkanı Donald Trump, Küba'nın ekonomik sıkıntılarını hedef alarak askeri müdahale ihtimalini gündeme getirdi. Çin…
Türkiye Komünist Hareketi'nden yapılan açıklamada "“Yağma yok, eşitlik ve insanca yaşam var” demek için seçimlerdeyiz"…