Örtbas: Savaşın çirkin gerçekleri
Sonuç olarak ABD’de Demokratı Cumhuriyetçisi, hiçbir yönetim geçmişten ders almamıştır. Bugün İran’daki hak arayışındaki kitlelere sahip çıkacağı sözünü veren ABD Başkanı Trump’ın sözüne inanan var mıdır acaba? My Lai katliamı için “başarılı bir operasyon” deniyordu, bugün Trump’ın deyişiyle “parlak bir operasyon” deniyor, Venezuella saldırısı için.
TÜLİN TANKUT
ABD Başkanı Trump, baskı yoluyla susturamadığı ülkelerin hükümetlerini saldırarak dize getirmeye çalışıyor. ABD’nin askeri gücüne ve bir ülkeye saldırmak için sığındığı yeni bahanelere güveniyor. İddialara göre, ABD dünyanın en büyük silahlı gücü; tüm ülkeler bir araya gelseler, bu güce karşı koyamazlarmış. Daha dün tam sırada İran mı var, diyorduk, Trump’ın Venezuella’ya saldırı emrini verdiğini öğrendik.
Şu sıralar yabancı sinema kanallarından birinde gösterime giren (2025, ABD yapımı, 1saat 58 dakika) “Örtbas: Savaşın Kirli Gerçekleri” adlı belgesel, ABD’nin önceki yıllarda başka ülkelere yönelik saldırılarındaki başarısızlıklarını ve hâlâ bundan ders çıkarmadığını, ABD vatandaşı bir gazetecinin birinci elden belgelere ve tanıklıklara dayanan saptamalarıyla izleyiciye sunuluyor.
Gazeteci Seymour Hersh konuşuyor: “ABD’de kimyasal ve biyolojik silahların üretimi ve araştırılmasında kullanılan beş ana üs var. Dugway’de koyunlar ölüyor.” Karşısındaki kişi, ordu mensubu, “kaza yok ama” diyor. Öbürü devam ediyor: “Altı bin koyun öldü. Ayrıca çevredeki insanlarda mide ağrısı, kusma görüldü.” (Sinir gazının etkisinden kuşkulanılıyor.)
1960’lardan beri hava kuvvetlerinin bölgeye taşıdığı sinir gazı, test ediliyormuş. Hükümet yetkilisi, olayın araştırıldığını söylemiş ama Hersh’e göre olay ordu tarafından örtbas edilmiş.
Ekranda filmin adı: “Cover- Up” Örtbas. ABD Başkanı Lyndon Johnson (1963- 1969 Başkanlık dönemi) basına konuşuyor; konu Vietnam. Olaylara karşı eylem düzenleyen Amerikalı gençleri, polisin şiddet uygulayarak kovaladığını görüyoruz ekranda. Hersh, 1968’de gazeteci olarak Pentagon’a gidiyor. Vietnam’da cinayet işlendiğini söylüyor. ABD askerleri bir köyü taramış. Gazetelerde yayınlanan iddianamede teğmen Cellay’ın 109 kişiyi öldürdüğü yazıyormuş. Ordu, yazısıyla ilgili tanıklıkları ister Hersh’ten. Genel Kurmay Başkanıysa , orduyu temize çıkarmaya çalışır. Orduda yaşananları bir itirafçıdan dinleriz ekranda: “Teğmen, Vietkong çetesi mensubu, diyerek kadın, çocuk, dahası bebek, yaşlı tüm köylülerin öldürülmesi emrini verdi. Biz de öldürdük. Ne kadar çok insan öldürürsen o kadar kahraman sayılıyordun.” Hendekler ceset doluymuş. Kadınlar tecavüz edildikten sonra öldürülüyormuş. İsimsiz mezarsızlar. Cinayetlerin fotoğrafları çekilmiş. Life dergisinde yayınlanmış. Hersh, My Lai katliamının münferit olmadığını, katliamların gizlendiğini söylüyor. Üstüne üstlük, sivilleri öldürttüğü herkes tarafından bilinen Genel Kurmay Başkanı terfi ettiriliyor.
GAZZE
Gazze’ye geçmeden önce ayrıntılarıyla yaşam öyküsünü anlatarak kendini tanıtan İndiana’lı Yahudi gazeteci Hersh, Newyork Times dergisinden, Vietnam hakkında ne biliyorsa anlatması için bir teklif alır. ABD Başkanı Nixon’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger, Vietnam yazılarının yayınlanmasından tedirginlik duyduğu Hersh’i görmek ister. (1972) İzlenimlerini, Nixon’a, “Hersh komünist ajanı olmalı” diye aktarır. CIA’da görevli biri Hersh’e, çok gizli bir operasyon hakkında bilgi verir. Ruslar, içinde şifre kitabı olabilecek bir denizaltı kaybetmişlerdir. Hersh,“acayip bir hikaye” diye haberle dalga geçer. Sözde, gemiye operasyon yapılacaktır.
Hersh’e göre, Kissenger aslı astarı olmayan haberler hakkında demeçler verir. Nixon üzerinde muazzam gücü vardır. CIA’nın adının karıştığı bu olay da örtbas edilir. Hersh olayın altında Kissenger’in olduğunu öğrenir. Böyle gizli kapaklı ve pis işleri yapmak ona vergidir. Kırk komiteye sahiptir bu işler için. İktidarda kalmak içinse yapamayacağı şey yoktur.
ALLENDE
Nixson, solcu, komünist diye nitelediği Allende hükümetinden nefret eder. Oysa gerçek başkadır; kendisinin sahip olduğu bakır madeni yataklarını Allende, kamulaştırmıştır. 1973’te Allende öldürülür, hükümet devrilir. Yerine Pinochet geçer. Tutuklamalar, öldürmeler…Zulmün ardı arkası kesilmez. Nixon başkanlıktan çekilir. Yerine Ford geçecektir.
Hersh, CIA’daki sızıntılardan ,60’ların sonunda, Beyaz Saray’ın hükümete, öğrenci hareketlerinin arkasında komünistlerin olup olmadığını araştırmaları için baskı yaptığını öğrenir. CIA bunun üzerine öğrenci gruplarıyla temasa geçip içlerinden ajan devşirir.
Kissinger ve diğer yetkililer olayı inkâra kalkışırlar. Bir suikastçiye, LDS kullandırıldığı, sansürlenmiş dosyaların yakıldığı, bir görevlinin intihar süsü verilerek öldürüldüğü haberleri yayılır. CIA Başkanı değiştirilir. Yeni seçilen başkan gazetelerin yazı işleri müdürleriyle bir toplantı yapar. Derken Başkan’la birlikte Savunma Bakanı da görevden azledilir.
Hersh Newyork’a gider. Şirketleri soruşturur. Parayı, kârı saklayabiliyorlar, dolandırıcılık ve yolsuzluk yapabiliyorlardır. Finansal alavera, dalavera… Yazılar Newyork Times’ın hoşuna gitmez, Hersh istifa eder. Düşmanlarından biri, TV’de onun Havana’ya gönderilmesini önerir.
Hersh’in yazdığı kitabın kapağı görünür ekranda: “Cover – Up” (Örtbas) Kitap tarihçileri, hükümet yanlılarını kızdırır. “Kimyasal ve Biyolojik Savaş, Amerikan Gizli Cephanesidir” adlı kitabı da ilkini aratmayacak türdendir. Peşi sıra “Gücün Bedeli: Nixon’un Beyaz Saray’daki Kissinger’i” kitabı gelir. Hersh’den John Kennedy’nin Marlyn Monroe ile ilişkisini, sahte belgelere dayanarak yazmasını isterler ama o, yanaşmaz.
Hersh’in düşmanları ona hakaretlerin, iftiraların dozunu artırırlar. O da mütevazı bir gazete olan Substech’de iş bulur. İlkelerinden ödün vermez. Bir yazısının başlığı: KUZEY AKIM BORU HATTINI AMERİKA NASIL PATLATTI ‘dır. Bu gizemli olayın Hersh’in isim vermediği kaynağına göre, sabotajı Amerikan Deniz Kuvvetleri gerçekleştirmişti. Gazetecilik etiği gereği kaynağın ismini yetkililere söylemez Hersh. Yıllardır yararlandığı bu kaynağın hep doğru çıktığını belirtir yalnızca.
Bu kez onu aile yaşamından sıkıştırmaya kalkışırlar. Hersh’in eşi psikanalisttir. İki çocukları vardır. Aile çok mutludur. Hersh, eşini över, “doğru kişiyle evlenmişim, beni destekler”, der. Özellikle My Lai katliamının haberini yaparken eşinden büyük destek görmüştür. “ İki yaşındaki çocukları havaya atıp süngüyle yakalıyorlarmış. Benim oğlum da o sırada iki yaşındaydı” diyerek olayı yeniden yaşar.
Irak, Suriye, bu ülkelerde ABD’nin yaptıklarını hiç onaylamadığını; sivillerin Ebu Gureyb’e gönderilip tutsaklar üzerinde akıl almaz işkencelerin, deneylerin yapıldığını – ki bizim medyada da görmüştük- anlatıyor Hersh. İşkence fotoğrafları başka ülkelerde yayınlanmaya başlar. İtiraflar videoya kaydedilir. Çıplak bir tutsak, tecavüz tehditiyle sorguya çekilir. Bir başkasının üzerine köpekler salınır. İşkence yapmanın manyaklaştırdığı askerler (kadın askerler de) fotoğrafçılara gülerek poz verirler.
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, basın toplantısında her şeyi inkâr eder, kendisinden öncekiler gibi. Hersh’i partizanlıkla suçlar. Bütün işkenceler, maddeler halinde basında yer alır. Ordudan üst düzey bir asker ve bir kadın gazeteci Hersh’i desteklerler.
Hersh yılların gazetecisi olarak “fotoğraflar olmasaydı haber olmazdı” diyerek basında fotoğrafın önemine dikkat çeker. Gazze’den genç bir kadın elinde binlerce fotoğraf bulunduğunu ve bunları Hersh’e vermeye hazır olduğunu söyler. Netanyahu’nun yaptıklarına dayanmaksa yaşlı Hersh için dayanılır gibi değildir.
Ekranda su içer gibi cinayet işleyen katil Teğmen Calley’in dört ay hapis yattıktan sonra salıverildiğini, taraftarlarının askerliği öven şarkılar eşliğinde sokaklarda “Calley’e özgürlük” naraları attığını, anında Calley için bestelenmiş bir şarkının plağının pikaplarda dönüşünü izlerken Hersh ağlamaklıdır.
Sonuç olarak ABD’de Demokratı Cumhuriyetçisi, hiçbir yönetim geçmişten ders almamıştır. Bugün İran’daki hak arayışındaki kitlelere sahip çıkacağı sözünü veren ABD Başkanı Trump’ın sözüne inanan var mıdır acaba? My Lai katliamı için “başarılı bir operasyon” deniyordu, bugün Trump’ın deyişiyle “parlak bir operasyon” deniyor, Venezuella saldırısı için. Dünya , Hersh’in ülkesi ABD’nin saldırgan tutumu hakkındaki söylediklerine kulak vermeli: Baştan beri, böyle bir şey yapıp hiç umursamayan ülke olmaz. Ülkenin böyle yapması olmaz. “
Belgesel için ekrandaki yazı: ÖLDÜRÜLÜP HAKKI TESLİM EDİLMEYENLERE ADANMIŞTIR.