Soylu’nun hamaseti, Fidan’ın pratiği

Gazze’de 70 bin kişi öldürülürken İsrail ile ticareti sürdüren, İsrail’i koruyan Kürecik ve İncirlik üssüne kapatmayan, Kürecik ve İncirlik’e daha geçen hafta ABD ve NATO bataryaları konumlandıran (bunun için Türkiye topraklarına füze düşürerek sahte bayrak operasyonu çektiler), Suriye’de ABD-İngiltere ve İsrail ile cihatçı çeteleri destekleyerek İsrail’le ortaklık kuran AKP’den başkası değildir. Açık ki, bugün Gazze’de, Lübnan’da, Kudüs’te ve İran’da insanlar ölüyorsa AKP suç ortağıdır!

TBMM İçişleri Komisyon Başkanı ve AKP’nin eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Biz bayram yaşarken Gazze’de, Mescid-i Aksa’da ve Lübnan’da siviller hayatını kaybediyor. İran’da 165 kız çocuğunun öldürüldüğünü görüyoruz” demiş, sonrasında “bu insanların ortak tek bir özelliği var: Müslüman olmaları!” diyerek bir kez daha yaşanan süreci din savaşları olarak göstermek yoluna gitmiştir.

Öncelikle ölenlerin büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu konusunda şüphe yok. Başka dinlerden, inanç ya da inanmama halinden insanlar da olabilir. O yüzden ölenlerin ortak kimliği Müslümanlık değil mazlum olmasıdır. Ancak öldürenlere yani emperyalizme ve Siyonizm’e ülkelerini, hava sahasını, limanlarını açıp katillere üs verenlerin aynı şekilde Müslüman ülkeler olduğu da başka bir gerçektir. Belki de asıl üzerinde durulması gereken yer tam da burasıdır.

Çünkü Hakan Fidan’ın, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı olarak, 12 “Müslüman ülke” ile birlikte İran’ı kınayan ama ABD ve İsrail’e tek bir laf etmeyen ortak bildiriye imza atması somut olarak karşımızdayken, Soylu’nun “Müslümanlar öldürülüyor” sözü büyük bir ikiyüzlülük olarak görülmek durumunda. Fidan’ın ortak metnine tek bir laf etmeden, Müslümanları öldüren İsrail ve ABD’yi “kınayan” Soylu’nun, benzer bir kınamayı Müslümanları öldüren bombaların, uçakların, füzelerin, radarların bulunduğu ülkelere, örneğin Katar’a, Suudi Arabistan’a, BAE’ye de yapması tutarlı olmaz mıydı? Kaldı ki daha müzakereler sürerken, İran müzakere sürecinde bir dizi başlıkta geri adım atmışken İran’a saldıran taraf bizzat ABD ve İsrail olmuştu.

AKP’nin dışı başka içi başka. Soylu atıp tutarken, Fidan doğrudan ABD-İsrail blokunun savaş siyasetinin ekmeğine yağ süren bir pratik içinde.

Ancak Soylu’nun hamasi söylemi özünde din bezirganlığından başka bir şey değildir. Mesele din savaşı değil, doğrudan ABD’nin petro-dolar hakimiyeti olduğu herkesin malumu. Bu egemenliğin sürdürülmesi için uygulamaya konan plan ise emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Bugün Müslümanların öldürülmesinden şikâyet edip, Filistin, İran, Lübnan’ı dert edinen Soylu’nun, BOP’un eş başkanlığını kimin üstlendiğini söylemeyi unutması işin başka bir garabet tarafıdır.

Çünkü AKP, BOP’un hayata geçirilmesinin rol model partisi olarak Türkiye’de iktidara getirilmiş, doğrudan BOP eş başkanlığı AKP’ye verilmişti. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın kürsülerde dile getirdiği “Ben BOP eş başkanıyım” şeklindeki sözleri herkesin hatırında. Soylu “Ölenler hep Müslüman” diyerek bu durumdan şikâyet ederken Suriye’de bizzat cihatçı çeteler tarafından öldürülenlerin de Müslüman olduğunu neden unutur? IŞİD’in öldürdükleri de Müslüman, IŞİD’in kendisi de Müslüman bir örgüt değil miydi? Ancak herkes Suriye’de yaşanan savaşın bir vekalet savaşı olduğunu, emperyalizmin vekil güçler eliyle Suriye’de yıkım ve rejim değişikliğini hedeflediklerini net olarak biliyor.  El Kaide ve IŞİD kökenli HTŞ’nin Suriye’de iktidara gelirken yüzbinlerce Müslüman’ı öldürmüş olmasından şikâyet etmemesi, Soylu’nun sözlerinin ucuz bir hamaset siyaseti olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yukarıda, AKP’nin içi-dışı farklı siyasetinin iki yönüne vurgu yaptık. Ancak bunlardan daha önemlisi AKP’nin somut adımlarının, “din, iman” maskesi takanların yüzündeki maskeyi indirmesi ve gerçek yüzlerini net olarak göstermesidir.

Gazze’de 70 bin kişi öldürülürken İsrail ile ticareti sürdüren, İsrail’i koruyan Kürecik ve İncirlik üssüne kapatmayan, Kürecik ve İncirlik’e daha geçen hafta ABD ve NATO bataryaları konumlandıran (bunun için Türkiye topraklarına füze düşürerek sahte bayrak operasyonu çektiler), Suriye’de ABD-İngiltere ve İsrail ile cihatçı çeteleri destekleyerek İsrail’le ortaklık kuran AKP’den başkası değildir. Açık ki, bugün Gazze’de, Lübnan’da, Kudüs’te ve İran’da insanlar ölüyorsa AKP suç ortağıdır!

Bütün bu gerçekler ortadayken, İsrail ile Türkiye arasındaki mesafenin 5 saat olduğunu vurgulayan AKP’li Soylu “400 bin şehit veririz ama Allah’ın izniyle İsrail diye bir memleket kalmaz” diyerek, ucuz hamasi siyasette mangalda kül bırakmıyor. Ancak sözlerinin anlamı iyi okunmalıdır:

Siyonist İsrail yönetiminin Türkiye’yi hedef gösterdiği bir kesitte savaş siyasetini körüklemek isteyen Netanyahu’nun kendi ülkesindeki sıkışmasını aşmak için kullanacağı argüman bizzat Soylu tarafından üretilmektedir.

Halkımız, dikkatle izlemelidir!

Soylu’nun hamaseti, Fidan’ın pratiği sizce kime hizmet ediyor?