TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek'ten çağrı: Hakkını almak için 1 Mayıs'a
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek, 1 Mayıs öncesi gazetemize verdiği röportajda "Laiklik için, bağımsız bir ülke için, sömürünün yasaklandığı bir ülke için, istibdat rejimine karşı yaşasın Hürriyet demek için emekçilerin 1 Mayıs’ta yeri 1 Mayıs meydanlarıdır" ifadelerini kullandı.
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek, 1 Mayıs öncesin Yurtsever’e konuştu.
Tekerek gazetemize yaptığı açıklamada, bu 1 Mayıs’ı dünya halkları ve emekçilerinin, emperyalist ve kapitalist saldırılığıyla karşıladığını ifade etti.
AKP iktidarnın ve ABD emperyalizminin ne kadar birbirine benzediğini vurgulayan Tekerek “ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan’a aradığı meşruiyeti vereceğini söylemesinin ardından, AKP iktidarının ABD emperyalizminin bölgesel planlarını objektif olarak kolaylaştırması sadece tek adamların dayanışması değil, sermaye sınıfının iktidarları eli ile kaderlerinin birbirine bağlı olduğu anlamına gelmektedir” dedi.
TKH’nin 1 Mayıs öncesinde başlattığı NATO karşıtı kampanyaya da değinen Aysel Tekerek “Bu umut ve kararlılığın bağlanacağı ilk uğrak ise ülkemizde yapılması planlanan NATO zirvesidir. Temmuz ayında NATO Zirvesi için ülkemizin seçilmesi tesadüf değildir. Geçmişi ve tüm sicili itibariyle bir terör aygıtı olan NATO aktörlerinin alacağı kararların dünya halklarının ve emekçilerinin başına yeni çoraplar öreceği açık ise, o halde ülkemizin emekçileri ve yurtseverleri de o zirveyi rahat bırakmamak ile görevli olmalıdır. Bu hem tarihsel hem de güncel bir görevdir. 2026 1 Mayıs’ı bu göreve güç vermelidir” ifadelerini kullandı.
TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek’in açıklaması şu şekilde:
2026 1 Mayıs’ını dünya halklarına ve emekçilere dönük emperyalist ve kapitalist saldırıların arttığı bir dönemde karşılıyoruz.
Emperyalizm, süreklileşen krizlerine doğrudan savaş ve işgal seçeneğini devreye sokarak müdahale etmeye çalışıyor. Bu durum bir yandan işbirlikçi iktidarların emperyalizm zincirine tam boy bağlanmasını sağlarken, bir yandan da enflasyon, zam, yoksulluk olarak emekçilere geri dönüyor.
Başta ülkemiz olmak üzere, emekçilerin işsizlik sarmalında kaybolduğu, alınan ücretlerin temel gıdaya erişimini dahi imkansız kılması, kamu kaynaklarının özelleştirme yolu ile elden çıkarılması, patronlara vergi afları sıradanlaşırken, emekçilere sefalet ücretinin dayatılması, emekli olsa dahi çalışmak zorunda kalanların yanında daha çocukken çalışmak zorunda bırakılanlarının sayısının her geçen yıl artması, laikliğe dönük saldırılar, yargı sopasının halkın üzerinde sallanması, iş cinayetleri, kadın cinayetleri, çevre katliamları derken, AKP iktidarının toplumun hiçbir sorununu çözemediği, başka bir anlatımla, tüm bu sorunların bizzat katmerlenmesinin mimarı da olduğunu söyleyebiliriz.
AKP VE ABD’NİN YOLU BİRBİRİNE BENZİYOR
AKP iktidarının yolu ile ABD emperyalizminin yolunun birbirine ne kadar benzediğini ise daha net ortaya çıktığı bir yıl olduğunu da söylemeliyiz 2026 yılının.
ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan’a aradığı meşruiyeti vereceğini söylemesinin ardından, AKP iktidarının ABD emperyalizminin bölgesel planlarını objektif olarak kolaylaştırması sadece tek adamların dayanışması değil, sermaye sınıfının iktidarları eli ile kaderlerinin birbirine bağlı olduğu anlamına gelmektedir.
Bir yandan da İran ve Küba halkının emperyalizme karşı direnişleri, 2026 yılının bir kırılma yılı olduğunu da göstermektedir. Emperyalist barbarlık karşısında halkların direnişini yükseltmesi, emperyalizmin her istediğini her zaman alma gücüne sahip olmadığını, başka bir ifade ile tarihsel olarak emperyalizmi durduracak tek gücün yurtsever direnişler olması gerçeğini gözler önüne sermesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Sadece 2026 yılının ilk dört ayında gerçekleşen toplumsal ve siyasi gelişmelerin boyutları ve sonuçları önümüzdeki yılları belirleyecektir.
İşte 2026 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının bu tarihsel günü, politik bir derinlik ve içeriği fazlasıyla hak etmektedir. Birlik, mücadele ve dayanışma gününün de ötesine geçirilmesi, şekil ve yer tartışmalarının ötesine geçirilmesi, işçi sınıfının, gençlerin, kadınlarının ve yurtseverlerin, tüm yurttaşlara 1 Mayıs meydanlarından emperyalizme ve sömürüye karşı memleketin damarlarının hiç de kurumadığını göstermesi ve ilan etmesi gerekir. 1 Mayıs’tan 2 Mayıs’a devredecek en önemli sonuç umut ve kararlılık olmalıdır.
Partimiz de tam da bu hassasiyet ile 1 Mayıs çalışmalarını yürütmüş ve 1 Mayıs’a hazırlanmıştır.
“NATO ZİRVESİNİN ÜLKEMİZDE YAPILMASI TESADÜF DEĞİLDİR”
Bu umut ve kararlılığın bağlanacağı ilk uğrak ise ülkemizde yapılması planlanan NATO zirvesidir. Temmuz ayında NATO Zirvesi için ülkemizin seçilmesi tesadüf değildir. Geçmişi ve tüm sicili itibariyle bir terör aygıtı olan NATO aktörlerinin alacağı kararların dünya halklarının ve emekçilerinin başına yeni çoraplar öreceği açık ise, o halde ülkemizin emekçileri ve yurtseverleri de o zirveyi rahat bırakmamak ile görevli olmalıdır. Bu hem tarihsel hem de güncel bir görevdir. 2026 1 Mayıs’ı bu göreve güç vermelidir.
Laiklik için, bağımsız bir ülke için, sömürünün yasaklandığı bir ülke için, istibdat rejimine karşı yaşasın hürriyet demek için emekçilerin 1 Mayıs’ta yeri 1 Mayıs meydanlarıdır.
Tüm emekçileri, kadınları, gençleri, yurtseverleri 1 Mayıs’ta meydanları doldurmaya, orak çekiç bayrağı altında toplanmaya, gücümüzü göstermeye davet ediyoruz.
Hakkını almak için ilerleyen işçi sınıfına selam olsun.
Yasasın 1 Mayıs.

