TKH: Paris Komünü'nün ruhu aramızda!
Türkiye Komünist Hareketi'nden yapılan açıklamada "1871 Paris Komünü 72 gün yaşadı; dışarıda Prusya topları, içeride Versailles ihaneti tarafından boğazlandı. Ama mirası hiçbir kurşunla yok edilemedi" denildi.
Türkiye Komünist Hareketi, tarihin ilk halk iktidarı Paris Komünü’nün 155’inci kuruluş yıldönümünde yaptığı açıklamada “Prusya’nın Paris surlarına dayadığı toplar bugün farklı bir coğrafyada, farklı bir bayrak altında ateşlenmektedir. ABD emperyalizmi, 21. yüzyılın kuşatma makinesidir: Askeri üsler ve donanma filosuyla ülkeleri çevrelemekte, ekonomik yaptırımlarla halkları teslim almaya zorlamakta, silah ticareti ve vekâlet savaşlarıyla bölgeleri ateşe vermektedir” ifadeleri kullanıldı.
“Paris şehrinin sokaklarında, mahalle aralarında ve meydanlarına barikat kuran işçilerin ruhu bugün de aramızdadır” denilen açıklama “Kuşatmalar tarihin çöplüğüne gömülecek; işçi sınıfı kazanacaktır” sözleriyle bitirildi.
TKH’den yapılan açıklama şu şekilde:
Yüz elli beş yıl önce bugün, Prusya ordusu Paris’i kuşatmış, şehir teslim olmanın eşiğindeydi. Burjuva hükümet Versailles’a kaçmış, işçileri silahsız ve aç bırakmıştı.
“MİRASI HİÇBİR KURŞUNLA YOK EDİLMEDİ”
İşte tam bu karanlıkta Paris emekçileri ayağa kalktı. Sermayenin, kilisenin ve devletin boyunduruğunu kıran Komünarlar dünyaya şunu kanıtladı: Ezilenlerin kendi kendini yönetme gücü vardır ve bu güç gerçektir. 1871 Paris Komünü 72 gün yaşadı; dışarıda Prusya topları, içeride Versailles ihaneti tarafından boğazlandı. Ama mirası hiçbir kurşunla yok edilemedi.
Prusya’nın Paris surlarına dayadığı toplar bugün farklı bir coğrafyada, farklı bir bayrak altında ateşlenmektedir. ABD emperyalizmi, 21. yüzyılın kuşatma makinesidir: Askeri üsler ve donanma filosuyla ülkeleri çevrelemekte, ekonomik yaptırımlarla halkları teslim almaya zorlamakta, silah ticareti ve vekâlet savaşlarıyla bölgeleri ateşe vermektedir. Ortadoğu’da, Latin Amerika’da (Küba, Venezuela) ve Asya’da (İran) emperyalist kuşatmanın hedefinde hep aynı kesimler vardır: İşçiler, yoksullar, bağımsızlığından taviz vermeyenler.
1871’de Paris’te halk iktidara el koyduğunda, birbirinin can düşmanı sayılan Bismarck ve Thiers’in sınıf çıkarları uğruna kanlı bir el sıkışmayla Komün’ü ezmesi, tarihin en çıplak sınıfsal hakikatidir. “Vatan” ve “Millet” söylemlerini dillerinden düşürmeyen egemenlerin, kendi mülkiyet ve sömürü düzenleri sarsıldığı anda ulusal bayrakları bir kenara itip küresel bir karşı-devrim cephesinde nasıl birleştiklerinin ilk büyük tescilidir bu. Bugün de aynı kirli mekanizma devrededir: Sermaye sınıfı, kâr hırsı ve tahakküm arzusuyla ulusal sınırları bir kâğıt parçası gibi çiğneyip geçerken; Ortadoğu’da, Latin Amerika’da ve Asya’da bağımsızlığından taviz vermeyen halkların üzerine ortak bir nefretle yürümektedir. Bu küresel kuşatmanın en sinsi ve en stratejik unsuru ise, halkın alın terini ve ülkenin kaynaklarını emperyalist merkezlere pazarlayan yerli işbirlikçilerdir.
Biz komünistler; her cephede, her biçimiyle ABD emperyalist saldırganlığına karşı çıkıyor, antiemperyalist bağımsızlık mücadelesi veren halklarla omuz omuza olduğumuzu ilan ediyoruz.
Paris şehrinin sokaklarında, mahalle aralarında ve meydanlarına barikat kuran işçilerin ruhu bugün de aramızdadır. Kuşatmalar tarihin çöplüğüne gömülecek; işçi sınıfı kazanacaktır.

