TKH'den okullarda öğrencilerin oruç tutan-tutmayan olarak ayrılmasına tepki

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) MEB'in "ramazan etkinlikleri" kapsamındaki uygulamaların laik eğitime müdahale olduğunu ifade etti.

TKH'den okullarda öğrencilerin oruç tutan-tutmayan olarak ayrılmasına tepki

Türkiye Komünist Hareketi (TKH), MEB’in “Ramazan etkinlikleri” kapsamında öğrencilerin oruç tutan–tutmayan şeklinde ayrılmasına tepki gösterdi.

TKH’den yapılan açıklamada, “Okulların medrese olmasına ve şeriat rejimi uygulamalarına hayır!” ifadeleri kullanıldı.

MEB’in söz konusu uygulamasının açık biçimde laik eğitim sistemine müdahale olduğu vurgulanan açıklamada, okullarda mukabele okunmasının eğitimi dinselleştirmenin bir adımı olduğu belirtildi.

TKH’den yapılan açıklama şu şekilde:

MEB’İN “RAMAZAN ETKİNLİKLERİ” AYRIMCILIKTIR

Okulların medrese olmasına ve şeriat rejimi uygulamalarına hayır!

Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilkokul, ortaokul ve liselere dönük hazırladığı “Ramazan Etkinlik Rehberi” inanç özgürlüğüne ve laik eğitim sistemine müdahale anlamına gelmekte, öğrenciler arasında ayrımcılığı körüklemektedir.

Ramazan ayı vesilesiyle okullara gönderilen rehberdeki başlıklara bakıldığında Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitimi değil dinciliği ve mezhepçiliği merkeze koyduğu açıktır.

Okullarda öğrenci ve velilerin katılımıyla mukabele okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetine yer verilmesinden tutun, okullarda dini müziklerin çalınması; oruç tutan ve tutmayan öğrencilerin çizelgeye kaydedilerek oruç tutanlara başarı belgesi verilmesi gibi uygulamalar MEB’in eğitimi dinselleştirme uygulamalarının açık örnekleri olarak ortadadır. Hele hele oruç tutan tutmayan şeklinde öğrencilerin listelenmesi ayrımcılık ve inanç özgürlüğüne müdahaledir!

Laik bir ülkede ve eğitim sistemi içerisinde oruç ibadetini yerine getirmek isteyen yurttaşlar ve öğrenciler için tam bir özgürlük mevcuttur. Ancak MEB eliyle ve dini değerleri kullanarak gündeme getirilen bu adımların anayasal bir ilke olarak laikliğin ayaklar altına alınmasıdır. Bu durum adı konmamış bir şeriat rejiminin hayata geçirilmesidir.

“Tarikatlarla her türlü protokolü yapmaya devam edeceğiz” diyen, ülkü ocaklarına okulların kapısını açan Yusuf Tekin tarafından yönetilen Millî Eğitim Bakanlığı’nın yurttaşlara ve öğrencilere dayattığı Ramazan etkinlikleri, okulların AKP iktidarı eliyle medreseleştirmeye çalışılmasından başka bir şey değildir.

Oruç tutan ve tutmayan öğrencilerin çizelgeye kaydedilerek teşhir edilmesi, oruç tutan öğrencilere başarı belgesi verilmesi ise ayrımcılıktır. Bu şekilde oruç tutmayan öğrenciler üzerinde psikolojik baskı yapılacak, oruç tutan öğrenciler ise “başarılı” olarak lanse edilecektir.

Oysaki ülkemizin gerçekleri, okula beslenme götüremeyen ve zaten aç kalan çocuklarımız, MESEM adı altında sermayeye “en ucuz emek gücü” olarak verilen ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren gençlerimiz, din ve inanç sömürüsü yaparak okul öncesi dönemden itibaren eğitime müdahale eden tarikatların yarattığı karanlık dünya ve parası olmayanların eğitim haklarının da ortadan kalkmasıdır.

AKP iktidarı bu ülkenin gerçekleri ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zenginler kulübüdür. Bakanlar o kulübün bürokratlığını, patronlar ortaklığını, tarikatlar ise yardakçılığını yapmaktadır. Onların amacı “Ramazan etkinlikleri” adı altında ve dini siyasete alet ederek ülkemizdeki eşitsizlikleri meşrulaştırmak, özgürlükleri kısıtlamak ve ayrımcılığı derinleştirmektir.

Milli Eğitim Bakanı ayrımcılık suçu ve anayasal bir suç işlenmektedir.

Başta MEB’inkiler olmak üzere laikliğe karşı atılan tüm adımlara hayır!

Okulların medreseleştirilmesine ve şeriat rejimi uygulamalarına hayır!