Tülay Hatimoğulları, Bahçeli'nin çağrısının hatırlattı: Karşılık bulsaydı toplumsal destek artardı

Partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, "Sayın Bahçeli'nin "Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" çağrısı pratikte karşılık bulsaydı bu sürece olan toplumsal destek kendini katlayarak artardı. Ve biz şu anda bambaşka bir aşamada olurduk" dedi.

Tülay Hatimoğulları, Bahçeli'nin çağrısının hatırlattı: Karşılık bulsaydı toplumsal destek artardı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.

Hatimoğulları, sözlerine “30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve yoldaşlarını; 30 Mart 1995’te Hatay Samandağ’da, Susurluk uzantısı çete tarafından babası Yahya Latifeci’yle beraber katledilen DEP eski ilçe başkanı Mehmet Latifeci’yi saygıyla, minnetle anıyorum” ifadeleriyle başladı. Hatimoğulları, devamında şunları kaydetti:

“2026 Newroz’u ruhuyla ve sözüyle kurucu bir Newroz oldu. İsyandan inşaya geçişin somutlaştığı bir eşik oldu. Bu Newroz, 27 Şubat Asrın Çağrısı’nın milyonlar tarafından sahiplenildiği tarihi ana tanıklığın Newroz’u oldu. Bu Newroz’la milyonlar, demokratik, adil, eşit bir düzenin kurucu gücü olduklarını gösterdiler. 2026 yılı Newroz’u, büyük coşkusuyla devlete ve iktidara milyonların tek bir ağızdan beş net mesajını iletti.

Yüzlerce Newroz meydanında milyonlarca insan, sayın Öcalan’ın adı her geçtiğinde tek ses ve tek yürek oldu. Bu, sayın Öcalan’a özgürlük mesajıydı. İkincisi, Newroz meydanlarına katılan çocuklardan kadınlara, Alevilerden Sünnilere, Hristiyanlardan Türklere, Kürtlere kadar milyonlarca insanın yüreği barış sevdası için attı. Milyonlar barışa sahip çıktı.

Üçüncüsü, milyonlarca Kürt, Newroz’da demokratik birlik iradesine sonuna kadar sahip çıktı. Bu irade, jeopolitik bir ayrışmanın değil, ortak yaşamda ısrarın adıdır. Bu irade; Şam’a, Tahran’a, Bağdat’a ve Ankara’ya bir arada, eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşam çağrısıdır. Dördüncüsü, milyonlar, demokrasi olmadan barış, barış olmadan özgürlük olmaz şiarıyla omuz omuza durdu. Milyonların mesajı net: Demokratik gerileme durmalı, barış ile demokrasi el ele büyümelidir.

“İKTİDARIN SOMUT ADIMLAR ATMAMASI DESTEĞİ AZALTIYOR”
Beşincisi, kimi medya akımlarının zehirli diline, düşmanlaştırıcı ifadelere, sosyal medyadaki trol gündemlere karşı Newroz meydanları, omuz omuza durmanın, ortak yaşam iradesine sahip çıkmanın önemi ve gücünü gösterdi. Fiili bir yanıt oldu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde artık sözün değil, somut adımların zamanı gelmiştir. İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada başlar. İkinci aşama, niyet beyanlarının yerini bağlayıcı, kurucu ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Sorunun kabul edilmesinin ötesine geçilerek, çözümün kurumsallaştırıldığı, hukuksallaştırıldığı ve toplumsallaştırıldığı evredir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla demokratik çözüm ufkunu açmış, demokratik siyasetin güçlendiği, eşit yurttaşlığın tesis edildiği ve toplumsal barışın kurumsallaştığı bir düzenin kapılarını açmıştır. Çağrı, stratejik ve tarihsel bir yönelimdir. Bu çağrının sunduğu perspektifle, sürecin ikinci aşamasında milyonların barış umudunun gerçeğe ulaşmasının muhatabı iktidar, parlamento ve devlettir. Bu aşamada gözler ve kulaklar başka yerlerde değil; yasama, yürütme ve yargı erkinde olacak. Açık söyleyelim. Bu sürece toplumsal destek yüzde 90’ları gördü. Ama iktidarın ve devletin somut adımlar atmaması, desteği azaltıyor. Bugün destek ile güven arasındaki makas farkını kapatarak 86 milyon insan için demokratik ve müreffeh bir geleceğe kapı aralamanın sorumluluğu iktidardadır.”

“YASAL ADIM GEREKTİRMEYEN KONULARDA İKTİDAR DİRENÇ GÖSTERMEKTEN VAZGEÇMELİDİR”

Devamında sürece dair mesajlar veren Hatimoğulları şunları kaydetti:

“Sayın Bahçeli’nin “Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” çağrısı pratikte karşılık bulsaydı bu sürece olan toplumsal destek kendini katlayarak artardı. Ve biz şu anda bambaşka bir aşamada olurduk. Gerçekten çözümcül yaklaşılması gerekiyor. Türkiye halklarının ihtiyacı olan şey İran savaşının sonucunu beklemek değildir. İktidara milyonların adına çağrımızdır: Barış sürecinin ikinci aşaması öngörülebilir, netve şeffaf bir şekilde belli bir takvim kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu hem güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir.

Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar direnç göstermekten vazgeçmelidir. 86 milyonun geleceğine ve Ortadoğu’nun barışı ile istikrarına katkı sağlayacak adımlar atılarak Kürt meselesinin çözümünde ilerleme sağlanmalıdır. Ortadoğu’da kasırgalar eserken, Türkiye’de barış somut ve acil bir ihtiyaçtır. Türkiye’nin kendi iç barışını kurması ve demokratik bir toplumu inşa etmesi bu nedenle yalnızca iç politik bir mesele değildir. Aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar için tarihi önemdedir.

Türkiye’nin önünü açacak, Ortadoğu’ya nefes aldıracak yol haritası bellidir. Acil olarak parlamento devreye girmeli, kapsayıcı, bütünlüklü bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalıdır. Sayın Öcalan’ın silahsızlanma ve demokratik entegrasyon süreçlerini sağlıklı yürütebilmesi için koşullar sağlanmalıdır. AİHM ve AYM kararları vakit geçirilmeden, amasız fakatsız uygulanmalıdır. Hasta mahpuslar, toplumun vicdanını yaralıyor. Bir an önce serbest bırakılmalıdır. Kayyumlar tarihe gömülmeli, seçilmişler Türkiye’nin her yanında görevlerini yargı sopası olmadan, özgürce yapabilmelidir. Siyasal alanın genişletilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması bu sürecin vazgeçilmez parçasıdır.”

Grup toplantısının ardından soruları cevaplayan Hatimoğulları, şunları kaydetti:

“İmralı’da bir konut yapıldı bilgisi var ve bu konuta sayın Öcalan henüz taşınmış değil. Buradaki esas mesele şu, bu statünün tanımlanması meselesidir. Sayın Öcalan, Türkiye’deki bütün aydın, yazar, siyasetçi ve bilim insanıyla görüşmek istiyor. Bu görüşmelerin sağlanması için bu önemli bir aşama.”