Türkiye’nin NATO’dan çıkması ABD’nin geriletilmesinin kilit taşıdır!

ABD emperyalizminin jandarmalığını yürüten NATO’nun savaş planlarına hayır demek solun temel görevi. Bununla birlikte NATO’yu, emperyalizminin askeri gücü olarak solun karşısına alması kategorik bir doğru olarak bir kez daha yazılmak durumunda.

NATO zirvesi 7-8 Temmuz tarihinde Ankara’da toplanacak. AKP iktidarı, hazırlıklara başlamış, Etimesgut Havalimanı’nı yenilerken doğrudan NATO toplantısına katılacak devlet başkanlarını kentin içine sokmadan Beştepe’ye ulaştırmanın yolunu yapmaktadır.

Bu toplantının emperyalist dünya sisteminin yaşadığı belirsizlik ve emperyalizmin kendisini tartıştığı bir kesitte yapılıyor olması onu daha da önemli kılıyor. Bir yandan Avrupa Birliği ile ABD arasındaki ilişkiler NATO üzerinden yeniden kurgulanırken diğer yandan ABD’nin yeni saldırı konsepti, NATO’nun misyonu ve geleceğini de masaya yatırıyor.

NATO’nun misyonunu doldurup doldurmadığı üzerine yürütülen tartışmaların aldatıcı bir yanı var. İki kutuplu dünya konjonktüründe doğan ve kapitalist-emperyalist sistemin jandarmalığını üstlenen NATO’nun çok kutuplu bir dünyaya geçiş sürecinde misyonu yeniden tarif edilmeye çalışılıyor. Meseleyi böyle koyduğumuzda; NATO’nun önemsizleştiği değil tersinden emperyalizmin jandarması olarak yeni roller üstleneceği açık olmalıdır.

Çünkü ABD’nin tercihleri ve karşı karşıya kaldığı krizler değişiyor. Sovyetlere karşı ağırlıklı Avrupa’da konumlanan ve tekil tekil bütün ülkelerde anti-komünist gladyoları örgütleyen NATO’nun asli ve lider gücü ABD emperyalizmi, eksenini artık Avrupa’dan Çin’e kaydırmak istiyor. Avrupa ülkeleri ise yıllardır NATO çatısı altında ABD’nin korumasındayken artık yeni bir durumla karşı karşıyalar.

Rusya’yı sürekli hedef göstermelerinin altında yatan işte bu değişen durum ve ABD’nin kurmak istediği yeni düzene direnç. Rusya’yı hedef gösterip ABD’nin garantörlüğünün bir şekilde devam ettirmek hedeflerinden biriyken aynı zamanda AB’nin silahlanması için de gerekçe olarak Rusya’nın sunulması işin toplumsal meşruiyet kısmını halletmeye yarıyor.

Evet değişen dünyada iki kutuplu sistem artık yok. Yerine çok kutuplu bir sistemin kurulduğunu söylemek ise mümkün değil. Belki çok kutuplu bir ortamın varlığı daha doğru bir tarif olabilir. Ancak bütün bunlarla birlikte ABD emperyalizminin dünya egemenliğini sürdürmek için sahadan çekilmediğini bilmemiz gerekir. Zaman zaman “emperyalizm kaybediyor” şeklinde dile getirilen tespitlere ihtiyatla yaklaşılmalı. Emperyalizmin krizleri başka, “kâğıttan kaplan” tezleri başka. ABD, emperyalist dünya sisteminin ağırlık merkezini Avrupa’dan başka bir yer kaydırarak özellikle Çin’in kuşatılmasını temel hedef olarak belirliyor. Çin’in kuşatılmasının yollarından birisi ise Çin’in dünya pazarlarına erişim yollarının kapatılması.

En az Güneydoğu Asya kadar Ortadoğu ve Kafkaslar da ABD emperyalizminin yakın hedefini oluşturuyor. Ortadoğu’da Büyük Ortadoğu Projesi adım adım yaşama geçirilirken Kafkasya’da ABD emperyalizmi yeni mevziler kazanıyor; İran’a karşı çember daraltılıyor.

İşte böyle bir kesitte NATO Türkiye’de toplanıyor. NATO’nun Ankara toplantısı, NATO’nun en doğu ülkesi Türkiye’de yapılması anlamına geliyor ki bu da aslında bir mesaj taşıyor. Bu mesajın İran’a karşı verileceği ve NATO toplantısında yeni savaş planlarının kabul edileceği sır olmasa gerek.

ABD emperyalizminin jandarmalığını yürüten NATO’nun savaş planlarına hayır demek solun temel görevi. Bununla birlikte NATO’yu, emperyalizminin askeri gücü olarak solun karşısına alması kategorik bir doğru olarak bir kez daha yazılmak durumunda.

“Türkiye’nin NATO üyeliği bölünmesini engelliyor” minvalli görüşler ise emperyalizme bağımlılığın gerekçesi olarak sunulan çaresizliği ifade ediyor. Tersinden Türkiye’nin NATO’dan çıkması, NATO’nun dağılmasının kilit taşıdır.

Türkiye’de ve dünyada barışın yolu NATO’ya karşı durmakla mümkün. Emperyalizme karşı mücadele verilmeden devrimin yolu da döşenmiyor. Bugün solun önündeki en büyük görev NATO’ya, emperyalizme ve ABD’ye karşı mücadeleyi yükseltmek, bu mücadelenin somutlandığı zirveye karşı toplumsal hassasiyeti örgütlemektir. Bunun için Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve NATO üslerinin kapatılması talepleriyle birlikte NATO zirvesinin ülkemizde düzenlenmesine karşı bir mücadele hattı adım adım örmektir.

Komünistler tarafından başlatılan imza kampanyası tam da bu nedenle önemli bir mücadele aracıdır. Bütün ilerici ve yurtsever yurttaşları bu imza kampanyasına destek vermeye çağırıyoruz.