Reklam
Kategoriler: İç Açı

Hüseyin Çelik’ten, ‘kardeş katli’ benzetmesi

Reklam

AKP’li Hüseyin Çelik, bugün kişisel internet sitesinde isim vermeden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eleştirdi. “Kardeşlik hukuku dediğimiz bu mu ola?” başlıklı bir yazı yayımlayan Çelik, Davutoğlu’nun görevden alınmasını “kardeş katli” olarak değerlendirdi.

Yazısına, Osmanlı padişahlarının bazılarının saltanatı güçlendirmek için hanedanın erkeklerini katlettiklerini hatırlatan Çelik, “Sayın Davutoğlu‘na revâ görülen muameleye sağ duyulu kaç insan ‘bu şık oldu’ diyebilir” diye yazdı.

Çelik’in yazısından satır başladı şöyle:

“En az üçü “deli” diye anılmaktadır”

Öyle zamanlar gelmiştir ki, bu katliamlardan dolayı hanedan sona erme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir. Mesela IV. Murat bütün şehzadeleri öldürttüğü için, kendisinden gizlenen ve kafes arkasına kapatıldığından dolayı anormalleşen ve “deli” ünvanıyla bilinen Şehzade İbrahim tahta geçirilmiştir. Osmanlı padişahlarından en az üçü “deli” diye anılmaktadır. Esasen, her an boynuna yağlı urgan geçme korkusuyla yaşayan bir şehzadenin normal kalması çok da kolay olmazdı.

Kim, bu kardeş katli uygulamasını ne adına savunursa savunsun, ben şahsen aklımın erdiği günden beri bunu hunharca bir uygulama olarak görüyorum. Devletin bekası, fitnenin önlenmesi, toplumun huzur ve barışı gibi gerekçeler, hiç bir zaman, bana tatmin edici gelmemiştir. Esas vahim olanı, bu işin din adamlarından alınan fetvalarla yapılmış olmasıdır. Saltanatlarda, din adamları da çoğunlukla, sultanın “kul“u olarak muamele gördükleri için, ya fetva verecek ya da kelle vereceklerdi; çoğunlukla kelleyi kurtarmak veya azledilmekten kurtulmak için fetva vermeyi tercih ederlerdi.

İşin özünde, saltanatın ortak kabul etmemesi meselesi vardır. Esas hassasiyet, devletin bekası ile değil, monarkın saltanatının devamıyla ilgilidir.

Monarşiler çeşitlilik arz etse bile, yönetimin dayandığı temel paradigmalar değişmez. Monarkın sıfatının ne olduğu da önemli değil. Kral, kraliçe, şah, padişah, sultan, melik, emir farketmez. Hepsinde işin özü, güçler ayrılığı değil, güçler birliği prensibidir. Bütün güç tek elde toplanmıştır ve o güç ise gücünün paylaşılmasına asla tahammül etmez.

“Geriye gidiş yaşanmaktadır”

AK Parti iktidarının ilk on yılında, Sayın Erdoğan‘ın liderliğinde, Bürokratik Cumhuriyet’in, Demokratik Cumhuriyet’e dönüşmesi için olağanüstü gayret sarfedildi ve çok büyük mesafeler de alındı. Ne var ki bu kazanımların devam etmesi bir yana, esefle müşahade ediyoruz ki, bu anlamda ciddi bir geriye gidiş yaşanmaktadır.

Gücün tek elde toplanması, kurulların sembolik ve seremonyal hale gelmesi, ortak aklın kaybolması, lidere sadece hoşuna gidecek, onu tasdik etme anlamına gelebilecek sözlerin söylenebilmesi, Muhafazakar Kemalizmden başka bir şey değildir.

“Kardeşlerimize uygulanan kıyıma ne diyeceğiz?”

Çok şükür bugün artık “kardeş katli” diye bir şey yoktur. Ancak, şeref ve haysiyetleri ile oynadığımız, bin bir türlü hakaret ve iftiraya uğrattığımız, itibarlarını ayaklar altına aldığımız, sabah akşam trol ve troliçelerin, satılık ve kiralık kalemşörlerin, ekranları dolduran infaz timlerinin saldırılarına muhatap kıldığımız, çileli günlerdeki yol ve dava arkadaşlarımıza, yani manevi kardeşlerimize uygulanan kıyıma ne diyeceğiz?

Sayın Ahmet Davutoğlu, değerli bir bilim ve siyaset adamıdır. Herkes gibi onun da artıları eksileri elbette vardır. Birlikte siyaset yaptığımız sürece, aramızda tatsız diyebileceğimiz bir tartışma bile geçmemiştir. Ancak Sayın Erdoğan‘dan sonra, benim şahsen genel başkan adayım hiç bir zaman Sayın Davutoğlu olmadı. Bunu ikili görüşmelerimizde kendisine de ifade ettim. Ben, Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlık ettiği bütün kurullarda kendisinden sonra Sayın Abdullah Gül‘ün AK Parti’nin genel başkanı ve başbakan olması gerektiğini, gerekçeleriyle birlikte çok açık ve aleni olarak söyledim. Ama sonuçta Sayın Erdoğan, Sayın Davutoğlu‘nu tercih etti. Biz, Sayın Davutoğlu‘na da, birçok değerli arkadaşımızın tasfiyesine en azından seyirci kalmasına rağmen, hürmette kusur etmedik. Hatta ülkemizin, partimizin ve hükümetimizin selameti ve başarısı için ‘nasıl yardımcı olabiliriz‘ diye gayret gösterdik.

Peki, bütün bunlara rağmen, Sayın Davutoğlu‘na revâ görülen muameleye sağ duyulu kaç insan “bu şık oldu” diyebilir. Bu olaydan sonra, değerli dostum Vehbi Vakkasoğlu‘nun yıllar önce okuduğum “Önce Alkışladılar, Sonra Öldürdüler” isimli kitabını hatırladım. Gerçekten tarih tekerrürlerle doludur.

AK Parti kurulurken biz, arkadaşlarımızın hukukunu kendi hukukumuz, itibarını kendi itibarımız kabul ettik ve uzun yıllar bu anlayışla birbirimize sahip çıktık. İtibar cellatlığı yapılmasına devam edilirse, daha da mühimi buna müsaade ve müsamaha edilirse AK Parti’nin de küme düşen partilerin arasına karışması mukadder olur.

Bugün, AK Parti’nin tek rakibi artık kendisidir. Hiç ama hiç bir hesabı olmayan, hasbî bir dostun uyarıları veya sitemleri olarak bunları, arkadaşlık hukuku adına tarihe not düşüyorum. Bilindiği gibi, sitem, sevgiden doğar. Ben CHP’yi çok eleştirdim ama sitem ettiğim görülmemiştir. Dikkat edin ‘kardeşlik hukuku adına’ demiyorum, çünkü kardeşlik hukuku, son yıllarda sıkıntılı olmaya başladı.”

Bu haber en son değiştirildi 17 Mayıs 2016 17:03 17:03

Reklam

Önceki Haberler

ABD’de bir kadını öldüren ICE ajanı hakkında yeni bilgiler ortaya çıktı

ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde öldürülen Renee Nicole Macklin Good'u öldüren ICE'de görevli polisin…

9 Ocak 2026 14:48

İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri beraat etti

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Suriye’nin kuzeyindeki bir operasyona ilişkin açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılanan İstanbul…

9 Ocak 2026 14:32

Trump Grönland’a yerleşeceklere ‘kişi başı 100 bin dolar’ verecek iddiası

Reuters'ın konuya hakim 4 kaynağa dayandırdığı habere göre ABD Başkanı Donald Trump, Grönland'ı işgal etmek…

9 Ocak 2026 14:29

AB heyeti Şam’da Colani ile görüşecek

AB Konsey Başkanı Antonio Costa, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve beraberindeki heyet, SDG…

9 Ocak 2026 13:33

2025 yılında 2 bini aşkın işçi yaşamını yitirdi

İSİG Meclisinin raporuna göre, 2025 yılında en az 2 bin 105 işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

9 Ocak 2026 13:30

AKP’li Ömer Çelik’ten HTŞ açıklaması

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye'de HTŞ ve SDG arasında devam eden çatışmalara ilişkin "tek devlet"…

9 Ocak 2026 13:25
Reklam