Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Banu Ergöçmen, doğurganlık hızının azalmasıyla Türkiye nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, “Hâlâ genç bir nüfusumuz var ama bu giderek yaşlanan bir nüfus. Türkiye nüfusunun yarısı 31 yaşın altında, kalan yarısı da 31 yaşın üzerinde. ‘Ortanca yaş’ olarak adlandırılan bu yaş ortalamasının 2050’de 42 olmasını bekliyoruz” dedi.
Dünyadaki birçok ülkeyle birlikte Türkiye’nin de “demografik geçiş” sürecini yaşadığını aktaran Ergöçmen, “Bu süreç, ortalama yaşam süresinin uzaması, doğurganlığın azalması sonucunda, nüfus-yaş yapısının değişerek yaşlı nüfusunun payının artması anlamına gelmektedir. Türkiye de bu süreci yaşadı. Demografik geçişin son aşamalarına doğru geldi. Ölümlülük düzeyimiz dünyanın gelişmiş ülkeleriyle benzer bir yapıda” diye konuştu.
Ergöçmen, demografik değişimlerin Avrupa’da 18’inci yüzyıldan itibaren yaşandığını, Türkiye’de ise bu dönüşümün çok kısa bir sürede gerçekleştiğini dile getirdi.
Türkiye’de doğurganlık hızının giderek düştüğünü dile getiren Ergöçmen, 1970’li yıllarda ortalama 4,33 olan doğurganlık hızının geçen 35 yıl içerisinde yarı yarıya azaldığını belirtti. Ergöçmen, 1990’larda 2,6 dolayında seyreden toplam doğurganlık hızının 2000’lerden itibaren nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1’in biraz üzerinde durağanlaştığını ve 2013 yılı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre toplam doğurganlık hızının 2,26 olduğunu aktardı.
Bu haber en son değiştirildi 7 Haziran 2016 16:37 16:37
Şeker, “Ancak sizler de programda görmüşsünüzdür bu değişikliği. Sayın Özlem Zengin son anda katılamayacağını belirtti…
Güner'in gözaltına alınmasının, Dünya Holding ile Bulls Yatırım Holding arasındaki ortaklık ilişkisiyle bağlantılı olduğu öne…
Çünkü, birçok mağduriyetler yaratan hukuksuzluk ve adaletsizliklerin ortada olduğu bir durumda Adalet Bakanlığı’nın varlığı bile…
Bu haftaki pusulamızda tek adam rejimi ile saltanat ilişkisini ele aldık. 1 Kasım 1922, saltanatın…
Yüz yılı geçen bir süreye ilişkin yapmaya çalıştığımız tarih anlatısı, aslında bugüne de ışık tutmaktadır.…
Anayasa tartışmalarının ekseni "demokrasi", "barış", "milli egemenlik" gibi soyut ama kullanışlı hedeflerin etrafında şekillenemez. Ortada…