Reklam

Akademinin dönüştürülmesinin aracı yargılamalar

Reklam

Gazete Manifesto’da yayınlanan farklı köşe yazılarında AKP tarafından hem 1923 Cumhuriyetin yıkılması hem de II. Cumhuriyetin kurulması/yerleştirilmesi sürecinde, hukukun ve yargılamaların önemi ve rolü defalarca yazıldı. Hukuk, Türkiye’deki dönüşüm önemli araçlarından biri olurken, hukuk da bu değişim ve dönüşümden nasibini aldı.

Bu değerlendirmenin yapılabileceği davalardan biri de 89 üniversiteden bin 128 akademisyenin imzaladığı barış metnine ilişkin süreç oldu/olmaya devam ediyor.

***

Güneydoğu’da iki sene önce ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde devlete askeri operasyonlara son verme çağrısında bulunan ve birçok akademisyenin imzaladığı “Bu suça ortak olmayacağız” metni 11 Ocak 2016 tarihinde kamuoyuyla paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ocak 2016 tarihinde 8. Büyükelçiler Konferansı’ndaki konuşmasında bu bildiriye imza atan akademisyenleri “Bu aydın müsveddeleri kalkıp devletin bir katliam yaptığından bahsediyor. Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık. Aydın falan değilsiniz. Sizler oraların adresini bilemeyecek kadar karanlık ve cahilsiniz. Ama bizler kendi evimizin yolu gibi biliriz” diyerek bu metni ve akademisyenleri gündeme taşıdı.

Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra sosyal medyada imzacı akademisyenler için adeta linç kampanyası başlatıldı, fotoğrafları yayınlanarak hedef gösterildi. Erdoğan’ın açıklamasından iki gün sonra ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu metne imza atan bin 128 akademisyen hakkında re’sen soruşturma başlattığı bildirildi.

İlk olarak imzacılardan Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı hakkında yakalama kararı çıkarılarak evlerine baskın düzenlendi. Mahkeme tarafından “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi gerekçe gösterilerek “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla dört akademisyen tutuklandı. Yapılan ikinci duruşmada savcı, suçlamayı TCK 301 (Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama) olarak değiştirdi ve dosyanın durmasını, 301’inci madde hakkında Adalet Bakanı’ndan yanıt gelmesinin beklenmesini ve tahliyeleri talep etti. Mahkeme, sanıkların savunmalarının alınmış oluşu, dosya kapsamı, mevcut delillerin toplanmış olması ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verdi.

Soruşturma ve yargılamalar devam ederken, üniversite yönetimlerinin kararları ve olağanüstü hal döneminde KHK’lar ile imzacı akademisyenlerin üniversitelerdeki görevlerinden çıkarılmaları süreci yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor.

Gelinen noktada, bin 128 akademisyene 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “Terör örgütü propagandası (7/2)” maddesinden tek tek dava açıldı. 15 üniversiteden 146 akademisyenin yer aldığı ilk listenin davaları 5 Aralık’ta İstanbul Adliyesi’nde başladı.

5 Aralık’taki duruşmalarda, derhal beraat ve dosyaları birleştirme talepleri Mahkeme tarafından reddedildi. Yine daha önce yargılaması başlanan dört akademisyenin dosyasında savcının suçlamayı TCK 301 olarak değiştirdiği belirtilerek suçun TCK 301 olarak değiştirilmesi talebi de Mahkemece reddedilmiş oldu.

Bugün ilk listedeki davaların ikinci günü.

Akademisyenlerin imzaladıkları metinle terör propagandası yapmadıkları, şiddeti teşvik etmedikleri çok açık. Akademisyenler bu topraklarda egemenlik sahibi olan devlete ve iktidara tek bir çağrıda bulundu: çatışmaların son bulması, daha fazla ölümün ve tahribatın olmaması, toplumda barışın sağlanması. Peki neden iki yıldır bu zorlu süreci yaşıyorlar?

***

Hukuk Defterleri dergisinin “Eğitimde Dönüşüm” dosya konusuyla çıkan son sayısında şöyle yazmıştım:

Kapitalist toplumlarda üniversiteler genel olarak, işgücünün gerekli işin gerekleri doğrultusunda becerilerle donatılması, bilimsel üretimin ve egemen ideolojinin kapitalizmin güncel ve tarihsel ihtiyaçlarına göre yeniden üretilmesi görevlerini üstlenmektedir. Bilimsel ilerleme için nitelikli üretiminin yanında, sorun çözebilen, sorgulayan ve daha farklı düşünsel noktaları keşfeden insanlar gerekir. Bu sebeple, üniversiteler toplumdaki ortak düşünceleri de sorgulayabilen kişiler yetiştirir. Bu hal dolayısıyla, tarihsel olarak kapitalist devletler için akademi, hem devlet ideolojisinin üretildiği hem de buna muhalefetin yer aldığı temel kurumlardan biri olmuştur.

Devletler, hem bu durumu bertaraf etmek hem de üniversite eğitiminin neo-liberal politikalara ve piyasaya uyumunu sağlamak için üniversitelerin dönüşümünü sağlamaya çalışmaktadırlar.

İşte iktidarın yapmaya çalıştığı şey, bilimin ve aydınlamanın –yıllar içinde tahribata uğramış olsa da- hala kalelerinden biri olan akademinin susturulması ve dönüştürülmesidir. İktidar, düşünen ve onu sorgulayan bir akademi değil, kendi politikalarına ve piyasaya uyumlu bir akademiyi istemektedir.

Akademisyenlere açılan davaların, onların üniversitelerden uzaklaştırılmalarının nedenini burada aramak gerekir.

Akademisyenler barış istedikleri, düşüncelerini açıkladıkları için yargılanamazlar.  Ve ne yazık ki, daha önceki dönemlerde de olduğu gibi, bu yargılamalar, karanlık bir dönemin durumunu gösterir şekilde şimdiden tarihe geçmiştir.

Bu haber en son değiştirildi 8 Aralık 2017 12:50 12:50

Reklam

Önceki Haberler

Komünistlerden ‘çerçeve yasa’ açıklaması: Kürt sorununda çözümün yolu istibdat rejiminden geçmiyor!

TKH'den yapılan açıklamada "Kürt sorununda çözümün yolu tek adam rejiminin ömrünü uzatmaktan ve gerici bir…

6 Ağustos 2026 18:03

Trump’ın 2028 seçimlerinde kimi destekleyeceği belli oldu

Washington Post'un iddiasına göre ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık 2 hafta önce Oval Ofis'te bağışçılarla…

6 Ağustos 2026 16:57

İçişleri Bakanlığı Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’i göreve iade etmedi

İBB davasında tahliye edilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney göreve iade edilmedi.

6 Ağustos 2026 16:49

ABD Başkan Yardımcısı Vance: İran konusunda askeri, ekonomik ve diplomatik tüm araçlar kullanılacak

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yaşanan gerilim hakkında "Bu meselenin istediğimiz şekilde sonuçlanmasını…

6 Ağustos 2026 15:08

MHP’de çerçeve yasa firesi: Bir milletvekili imza vermedi

TBMM’ye 350’yi aşkın milletvekilinin imzası ile sunulan “çerçeve yasa”da MHP’li 1 milletvekilinin imzası bulunmuyor.

6 Ağustos 2026 15:03

Butlancılar tarafından ilçe başkanı olarak atanan Savaş Aras, 8 ay önce AKP rozeti takmış

CHP’nin mutlak butlan yönetimi tarafından Arnavutköy İlçe Başkanı olarak atanan Savaş Aras’ın aralık ayında AKP…

6 Ağustos 2026 14:29
Reklam