İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Yemen’deki savaşın İran ile Suudi Arabistan arasında doğrudan bir çatışmayı ateşlememesini umduğunu belirtti.
Sputnik‘in aktardığına göre, New York’ta düşünce kuruluşu Council on Foreign Relations’ta konuşan Zarif, “Savaşmak zorunda değiliz. Orta Doğu’da birbirimizi yok saymak zorunda değiliz” dedi. Zarif, “Yemen’de ve Suriye’de anlaşamasak bile birlikte çözüm için çalışabileceğimizi umuyorum” diye konuştu.
”Yemen’deki savaşın Suudi Arabistan ve İran arasında doğrudan çatışmaya neden olabileceğinden endişeleniyor musunuz?” sorusuna Zarif, “Umarım bu olmaz. Savaşmamıza gerek yok, buna ihtiyaç yok. Birbirimizi Ortadoğu’daki sahneden dışlamayı denemeye ihtiyaç duymuyoruz” cevabını verdi.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman da Mayıs ayında yaptığı bir açıklamada, “Sünni Müslüman krallık ile devrimci Şii teokrasisi arasındaki savaşın Suudi Arabistan sınırları içinde değil İran sınırları içinde gerçekleşeceğini” söylemişti.
‘Kürdistan’ referandumu yanlış
Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’nin (IKBY) bağımsızlık referandumu kararının da yanlış olduğunu söyleyen Zarif, “IKBY’nin referandum seçimi yanlış bir seçim. Irak’ın geleceği belirsizleşir ve bir felakete yol açabilir. Bu felaket sadece Kürtleri içine almakla kalmaz, Irak ve bölgenin güvenliğini de etkiler” ifadelerini kullandı.
Bu haber en son değiştirildi 19 Temmuz 2017 19:52 19:52
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…