Kadın ve erkeklerin birlikte namaz kılma tartışması sürüyor. Hilal Kaplan da “Erkekle yan yana namaz” başlığını taşıyan yazısı ile bu tartışmaya katıldı. Kaplan’ın yazısı şöyle:
“Üniversite yıllarımda namaz için bulunduğumuz ilçenin en büyük camisine giderdik. Cami kocamandı ama kadınlara caminin iç mekânına dahil olmayan, hemen girişteki ayakkabılıkların yanındaki dört metrekarelik bir alanı lâyık görmüşlerdi. Ayak kokan daracık bir yerde ne kadar huşû ve hudû içinde namaz edâ edilebilirse eder ve hızla çıkardık.
Bir gün kız arkadaşımla, olması gerektiği gibi caminin içine girerek namazımızı edâ etmeye karar verdik. En arka safa geçtik, namazı bitirip selam verir vermez yanı başımızda bekleyen bir yaşlı amca bizi azarlamaya başladı.
Suçumuz büyüktü, “yerimizi” bilmemiştik, kadınlar kısmına dönmeliydik.
Amcaya nazikçe cevap vermeye kalktık, burasının kadınların da camii olduğunu, bize lâyık görülen muamelenin hakkaniyete sığmadığını, camide sesini yükseltmesinin edep anlayışına uyup uymadığını sorduk ama nafile. En büyük vazifesini, camiyi kendi malı gibi görüp giren çıkan herkesi denetlemek sanan o huysuz amcalardan biri olduğu için uzatmadan çıktık.
O günden bugüne çok mesafe kat ettik. Bunu inkâr eden ya kötü niyetlidir ya da 2000’lerde doğduğu için bilmiyordur.
Bugün Selâtin camilerimiz başta olmak üzere pek çok camide geniş kadınlar bölümü var. Büyük çoğunluğu özenle hazırlanmış bu bölümlerde, belki kalabalık olan cuma vakitleri hariç kadınların namaz kılmasına hiçbir engel bulunmuyor. Olması gereken de zaten buydu, daha iyisinin olması için de uğraş verilmeli. Diyânet İşleri Başkanlığı’nın iki numarasının bir kadın olduğu dönemde, daha iyisinin de yapılacağından şüphem yok. Ancak belli ki bazıları için bu yeterli görülmüyor.
“Sınıfta erkek arkadaşlarımla yan yana derse giriyorsam, camide neden yan yana namaz kılmayayım?” ya da “İmamlar neden hep erkek?” minvalinde sorular soruluyor.
İşte benim anlamadığım kısım burası.
Sadece Müslüman bir kadın olarak anlamıyor değilim, biraz sosyal teori bilen birisi olarak da anlamıyorum.
Şöyle açıklayayım: Kadınların arkadaki ya da üst kattaki kadınlar bölümünde durması, günümüzdeki feminist diskur bağlamında bile ‘özgürleştirici’ bir imkân olarak okunabilir, okunmalıdır. Şayet erkekle yan yana olmak bir ‘güç/iktidar’ mücadelesinin dışavurumu olarak algılanıyorsa, bilinmelidir ki göz önünde olan değil, gözleyen olmak iktidardır.
Yukarıdan bakmak, mahremiyet sahibi olmak, bakışın nesnesi değil öznesi olmak güç sahibi olmaktır.
Dünyayı her gün yeniden keşfeden gençlerimiz, biraz Lacan, biraz Foucault okursanız dediğimi anlarsınız.
Aynısı İmam Efendiler için de geçerli.
Namazı İmam kıldırıyor diye bu onu Allah katında daha mübarek mi yapar? Hayır.
Daha üstün mü yapar? Hayır. Ama daha fazla dünyevi ve uhrevi yükümlülük sahibi yapar. İmam, vazife tevdi edilenden başkası değildir. Üstelik işi çok zordur.
Örneğin namazda Allah’la irtibatı arasına cemaati yönlendirdiği bilgisi girmeden baş başa kalması müşküldür. Her hareketi önce Allah sonra kul gözünün deşiciliği altındadır.
Kendi iradesiyle girdiği bir panopticona maruzdur.
Velhasıl, üstünlüğü iki adım geride ya da iki adım ileride aramak kadar süfli ve açıkçası zekâ pırıltısı yoksunu anlayışı reddediyorum.
Üstünlük, takvadadır; Allah cümlemize sosyal normlardan değil, O’ndan hakkıyla korkmayı ve çekinmeyi nasip etsin.”
T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeline yaptığı itiraz reddedildi. 30 Eylül’de…
“İktidarın Kılıcı ve Kalkanı: Erbaş'ın Diyaneti” kitabının yazarları BirGün muhabiri Mustafa Bildircin ile gazeteci Sefa…
İstanbul Maltepe'deki deprem toplanma alanına baz istasyonu kurulmasına karşı çıkan mahalle sakinleri ile polis arasında…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan Şaban Sevinç ve Sözcü editörü…
Fon soruşturmasında, üç fondan kazanç sağlayan 214 gerçek ve tüzel kişinin toplam 187 milyar 653…
Aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu İBB davasının dün görülen 94. duruşmasında gergin anlar yaşandı. Etkin…