Reklam

PUSULA | Abdülhamit siyasetine bakmak

Reklam

EKİN GÖÇMEN

Yakınçağ tarihini ülkemizde ele alırken nesnel olana verilen anlamsal çabanın, öznel olana kıyasla biraz geride kaldığı gözlemlenir. Tarih yazıcılığının, coğrafyamızda literatür koleksiyonculuğuna döndüğünü göz önüne alırsak 19. yüzyılın bu önemli tarihsel dönemecini (1876-1909) kendi perspektifimizin içerisine Marx’ın şu ifadesini kılavuz alarak devam ettireceğiz: “Tarih, şimdiye kadar, hep kör inançlarla yorumlandı; biz kör inançları tarihle yorumluyoruz”(1)

II.Abdülhamid (1842-1918), gençliğini Tanzimat reformcularının Batı kapitalizminin Osmanlı’ya devrettiği düşünsel laytmotif olan; yeni-ulusçuluk akımı, laisizm ve sosyal-darwinci üçgenin içinde köşelerini arayan kadro tipolojilerini izleyerek geçirdi. 1876’da tahta çıktığında; Osmanlı’nın Tanzimat Fermanı’ndan (1839) bu yana anayasal reform ihtiyaçlarının kendine maddi bir zemin araması, emperyalizmin alan arayışları ile uyumlaştırıldı. Özel bir restorasyonlar dönemine kapı aralanmıştı artık. Abdülhamid’in Pan-İslâmist uygulamaları, içeride gelişen yeni-milliyetçi reaksiyonerliğin ve sınıfsal bir tepkiyle henüz yekpare olamamış halkçı düşüncenin her cephede kavgasına tanıklık eder…

Tanzimat reformculuğunun anti-tezi olarak: Müstebit faydacılık

AKP’nin, büyük sermaye sahipleri ile 1923 mutabakatını ortaklaşa sonlandırıp yeni bir rejim geçişinin en büyük angajmanı olarak kullandığı “Yeni Osmanlıcılık” tezleri ile Abdülhamid’in 1878 (1876’nın ilgası) çıkışı arasında metodolojik açıdan önemli benzerlikler tespit etmek gerekiyor. Taner Timur’un; “Abdülhamid İmajı”(2) olarak kodladığı; “diplomasi, sefalet ve lüks” dün Yıldız Sarayı’nda vücut bulurken, bugün Beştepe’de en canlı örnekleri ile karşımıza çıkıyor. Bugün, uluslararası kapitalizmin icazeti ile bakanlıklarına onay verilen “kubbe altı vezirleri” tekelci sermayenin önemli meta sahalarının ceo’ları olarak Erdoğan’a sadakatleri ile ön plana çıkarken, Abdülhamid’de Yıldız Sarayı’nda ikameti ve saraya seçtiği uzman ve danışmanlarıyla müstebit rejimin tarihinin bugün nerelere uç verdiğinin en çarpıcı örneğini sunuyor.

1870’lerin sonuna gelirken Avrupa’da İngiltere-Almanya arasındaki jeopolitik alan kapma yarışının ortasında doğan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) ve yaşanan mağlubiyet, istibdat rejiminin İngiltere’ye olan güvenini sarsarken, Almanya’nın daha doğuya yayılma politikasının (drang nach osten) enstrümanı olma görevi Osmanlı’ya layık görülmüş oluyor. Abdülhamid’in buna dünden hazır olduğu da karşılıklı verilen bir “saray tevazüsü” olarak kayıtlara düşülebilir.

Abdülhamid siyasetine pusulamızı tutarken, devlet politikasında yaşanan alçalmanın haddi hesabının olmadığını rahatlıkla göreceksiniz, örnek mi?

  • Yeni ulusal hareketlerin politik doğuşu; aynı coğrafyada birbirine toprak, emek ve mücadele birliği ile bağlanmış diğer halklar tarafından boğazlanmanızı gerektirebilir. “Bavê Kurdan(Abdülhamid)”, Doğu’da Ermeni nüfusunun karşısına Hamidiye Alayları’nı salarak Kürt aşiret sistemiyle güven tazelemiş ve merkezi otoriteyle aralarındaki bağın emniyet valfini dinsel argümanlardan yana kullanmıştır.
  • Merkezi saray politikasına Ortodoks sünni yorumun en radikal tarikatlarını (Nakşîbendi, Şâzelî, Kadiriye vb.) Ortadoğu ve Kuzey Afkika’da “İslam Birliği” adı altında yan yana getiren yine Abdülhamid’in kendisidir. Prusya Kralı II. Wilhelm’in karşısında iki büklüm gezen icazetli sultan’ın başındaki fes, ne ilginçtir ki sadece yoksullukla boğuşan Müslüman coğrafyasında kafada durabiliyor.
  • 1881’de Muharrem Kararnamesi ile adeta morataryum kararnamesine dönüşen ekonomik çöküş, 1902’de Berlin-Bağdat Demiryolu imtiyazı imzalandığında yeni borçlarla emekçilerin üzerine ölü toprağını tam anlamıyla atmış oldu. Rosa Luxemburg bu süreci şöyle açıklar: “ilkel tarım ekonomisine dayalı bir ülke besleyemeyeceği bir demiryolu sistemine teminat akçesi ödeyerek günden güne harap olacaktır.” Uluslararası banka sermayesi (Deutsche Bank) ve iş gücünün bu özel birlikteliğinin yaşandığı projede, çöken bir imparatorluğun başına en külfetli iş olarak modern işçi sınıfı grevlerinin oluşum nüvelerini bırakması “tarihi rastlantıdan” çok daha fazlası olarak bir kenara not edilmelidir.
  • Abdülhamid’in çaresiz çırpınışları, dönemin Paris Komün’lerini yaşamış dünyasına yüzlerini çeviren Osmanlı aydınlarına karşı da devam etmiştir. Hürriyet isteğini, İslami bir yorumdan çok arındırmayan “sarıklı ihtilalci” olarak da nam salan Ali Suavi, aynı siyaset zemini üzerinde ittihatçı gelenekle devrim arayışını silahlı mücadele ile birleştirmiş Ermeni Devrimcileri, tıbbiye sıralarından devrimci öğrenciler çıkaran İbrahim Temo’yu iliklerine kadar hisseden Abdülhamid’in şu ifadeleri ciddi bir paranoyanın göstergesidir: “Zira artık bütün vatan sathında meltem meltem dalgalandırdıkları hürriyet teranesinden bıkmış usanmış bulunuyorum.”(3)

Sonuç yerine

Abdülhamid’in zihin dünyasında yaşadığı ihtiras, uluslararası siyasetin kriz ve denge koşullarına uygun politik yönelimi ve büyük doğu ülkelerindeki Müslüman nüfusu göz önüne alan İttihad-ı İslam politikası; sünnî-şiî eksenli mezhepsel ayrışmaların ve derin politik krizlerin kapısını araladı.

Abdülhamid’in siyasi almaşığında, hafiyelik ve jurnalcilik bir toplum tasarımı olarak ortaya çıkar. Kutsal ve mutlak olana dönüş ile emperyalizmin iktisadi ve politik dizaynı 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında Osmanlı’dan istediği modernizm talebinin bir yerde çakışmasını gerektiriyordu. Tanzimat’tan Birinci Cumhuriyet’e; parlamentoculuk ve meşruiyet arayışlarının yarattığı tüm ussal birikimin arasında kararsız, çapsız ve kafası karışık bir Pan-İslâmizm anomalisi olarak kalacak Abdülhamidçilik…

DİPNOT

(1)Marx,K.(1968) Yahudi Meselesi, çev: N.Berkes, Ankara: Sol Yayınları

(2)Timur,T.(2012) Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu, İstanbul: Yordam Kitap

(3)Kısakürek,N.(2013) Ulu Hakan Sultan II. Abdülhamid Han, BDY, syf:327

Bu haber en son değiştirildi 29 Temmuz 2018 00:32 00:32

Reklam

Önceki Haberler

Gülsen Tuncer ile 20 metre 1 saat

Sanatın ve sanatçının toplumsal görevlerinden bırakın kaçmayı, tam merkezinde olmaktan da onur duyardı. Değerli eşi…

20 Eylül 2026 01:05

SPK’nın tasfiye listesindeki Tera ve Bulls’un yönetimindeki isimler ortaya çıktı

SPK’nın yaklaşık 130 fon için verdiği tasfiye kararında Tera Portföy’den 5, Bulls Portföy’den 15 fon…

18 Eylül 2026 18:08

Trump, Körfez ülkelerinin liderleriyle görüşecek: Masada İran’a karşı atılacak yeni adımlar var

ABD Başkanı Donald Trump’ın önümüzdeki salı günü New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı…

18 Eylül 2026 16:44

YÖK talimat verdi: Üniversitelerde ilk ders süreç ile ilgili olacak

YÖK Başkanı Erol Özvar imzasıyla tüm üniversitelere gönderilen yazıda, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılış törenlerinde ve…

18 Eylül 2026 16:19

Çin’den Japonya’daki militarizmin yükselişine tepki

Çin, Japonya'nın tarihsel gerçekleri inkâr etme ve yeniden askerileşme eğilimleri gösterdiğini belirterek sert uyarıda bulundu.…

18 Eylül 2026 16:14

Girne açıklarında batan gemiye ilişkin soruşturma: Zanlıların gözaltı süresi 7 gün daha uzatıldı

Girne açıklarında batan yolcu gemisiyle ilgili soruşturmada zanlılar mahkemeye çıkarıldı. Gözaltında bulunan 9 zanlının aleyhinde…

18 Eylül 2026 14:45
Reklam