Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Seçimlerde “siyasetsiz ve hareketsiz” kalanlar

Reklam

Gezi direnişi sonrasında Türkiye solunda siyaset yapma tarzı, önderlik sorunu ve işçi sınıfının partisine dair bir dizi tartışma döndü ve bugünlere gelindi.

Özellikle son dört beş yıllık dönemde Türkiye solunun alanı içerisinde “siyaset yapmak” ve “siyasetsiz kalmak” üzerinden yürütülen bir tartışma da ortaya çıktı. Hatta bunu cesarete sahip olmak ya da hareket edenler ve etmeyenler gibi bir ikileme sıkıştıranlar ve buradan devrimci mücadeleyi kurgulamaya hevesli olanlar da meydanlarda boy gösterdi.

Siyasetsiz kalmak denilince ne anlaşıldığını ya da siyaset yapmak ile neyin eşitlendiğini açıklamak için sosyalist hareketin yakın dönem pratiklerinden bazı kesitleri ortaya koymamız faydalı olacaktır.

2014 yılına gidelim, Erdoğan’ın ya da AKP iktidarının yerel seçimlerde büyük bir yenilgi yaşayarak iktidardan düşeceği düşüncesi üzerinden “gerekirse hayatımızda ilk defa da olsa CHP’ye oy vermeyi” düşünebiliriz diyenler siyasetsiz kalmamak için bunu yaptıklarını ifade ediyorlardı. Zaten 2014 seçimleri Haziran direnişinin soğurulması için ilk uğraklardan biri olarak ortaya çıkarken, Ovacık’tan komünist bir belediyenin çıkması ise sosyalizm mücadelesinin önemli bir mevzisi olarak elde kaldı. 2014 seçimleri öncesinde ve sonrasında Ovacık’taki sosyalist belediyecilik deneyiminin değerini yeterince göremeyenler bugün yerel seçimlerde Dersim’deki seçimlerin hakkını iade etmiş görünüyor. Doğruya doğru demekte bir sakınca yok. Ama güncel olarak görüldüğü kadarıyla sosyalist harekette yine seçim sonuçlarına endeksli bir siyaset tarzı, siyasi kriz ve yönetme sorunu tespitleri, AKP’den kurtulmak adına bir dizi söylem almış başını gidiyor. Elbette ki siyasette bir şeyi elli kere söylerseniz illa ki tarihin bir döneminde tutturma ihtimaliniz vardır. Ancak komünist siyaset böyle bir cendereye sıkıştırılabilir mi?

Devam edelim, 2015 seçimlerinde HDP destekçiliği üzerinden AKP’nin geriletilebileceğine inanıp oraya yatırım yapanların meseleyi Kürt siyasi hareketinin “Türkiyelileşme” açılımının ötesine taşıma şansları zaten bulunmuyordu. Bu kısmı geçelim, ancak o dönem de “siyasetsiz kalmamak” için HDP destekçiliği gündeme alındı. Önce destek, sonra ittifak arayışı içerisine girildi. Türkiye’de solun bağımsız hattının inşasına, işçi sınıfının öncü partisinin inşasına soyunanlara “siyasetsiz kalma” eleştirisi yapıldı. Oysaki HDP siyasetine eklemlenmenin onun kuyruğuna takılmaktan başka bir anlam ifade etmediğinin ortaya çıkması için birkaç yıl geçmesi yetti.

Siyasetsiz kalmamak adına CHP ya da HDP’nin kuyruğuna takılmanın liberalizm ya da reformist sol bir çizgiden başka çıkış yolu olmadığı tarih içerisinde birden fazla görülmüştür. Son beş yıl ise yakın dönem yaşananların zaman dilimidir ve öğretici bir kesitten geçilmiştir.

Kürt hareketi ile yapılan ittifakın sonrasında solun liberalizm ve Kürt ulusalcılığından nasıl kendini kurtaracağına dair ortada bir değerlendirme bulunmuyor. Liberalizm ile harmanlanmış HDP siyaseti penceresinden baktığınızda kapitalizmin reformlar yoluyla ıslah edilmesini, emperyalizm ile kurulan ilişkilerin normal olduğunu, “siyasal İslamcı AKP’nin MHP’den kendini kurtarırsa” muhatap alınabileceğini görürsünüz. İşte “siyaset yapmak” adına Türkiye solunun bir bölümünün alet olduğu hat tam da bunlara işaret etmektedir. Ancak esas yapılması gereken Kürt emekçilerini liberalizm bulamacından paçasını kurtarması için devrimci bir hattın güçlenmesini ve belirginleşmesini sağlamaktır.

Biraz daha devam edelim, 24 Haziran seçimleri ile birlikte başkanlık sisteminin tescillenmesi ve sağın sağ ile ıslah edilmesinin kapıları açıldı. Baskın olmanın ötesinde korsan bir şekilde yapılan seçimler Türkiye solunda önemli bir sınav haline gelmiştir. “Siyasetsiz kalmamak” adına düzen partilerini ya da şöyle açık bir şekilde yazalım, AKP’yi geriletmek adına faşist İyi Parti, İslamcı Saadet Partisi ve sağcı Demokrat Parti ile ittifak yapan CHP’yi, onun adayını destekleyenler bugün “siyasetsiz kalmış” durumdalar. Muharrem İnce’nin adaylığı ve “Millet İttifakı”, ülkemizdeki reformist sol için İyi Parti’ye oy vermeden CHP’ye ya da İnce’ye oy basarak geçiştirmenin adı olmuştu. Şimdi bu seçimde o da yok. O zaman AKP’den kurtulmak adına faşist İyi Parti’ye oy vermeyi propaganda edeceğiz öyle mi? Kusura bakmayın ama geçmişte sola “siyaset yapmak” adına sola pazarlanan şey adlı adınca budur. Dolayısıyla reformistler bu seçimde “siyasetsiz kalmıştır.”

Bu çizginin bir diğer tarafında ise yine 24 Haziran’da görüntüyü biraz daha soldan vermek isteyenlerin tutsak Selahattin Demirtaş’ın adaylığına oynamalarını ve bütün yatırımı HDP’nin barajı aşırtılması için yapılan matematik hesapları görüyoruz. HDP’nin siyasi yönelimlerini veya bunlara dair bakışımızı geçelim. Hesap ne kadar tuttu bilemiyoruz ama, Meclis’in artık ne kadar önemsiz ve aslolanın yerel yönetimler olduğu vurgusu HDP’nin yerel seçim açıklamasında yer alıyor. Oysaki, 24 Haziran korsan seçimlerinin nereye gideceği de, sonucunda neler olabileceğini görmek için müneccim olmak gerekmiyordu. O gün bu tabloyu reddedenlere, komünistlere dönük yapılan “siyasetsiz kalma” eleştirisi tam da bugün sahiplerine dönmüş halde.

Neden olduğu ise açık olmalı.

CHP’yi destekleyerek AKP’den kurtulma stratejilerine oynayanlar açısından, CHP’nin faşist İyi Parti ile yaptığı ittifak dışında bu seçimde yeni bir şey yok. Bunun yanında yerel seçimler vesilesiyle ortaya çıkan onlarca CHP küskünü de cabası. Sağı sağla, rantçıyı rantçıyla, faşisti ülkücüyle temizlemeye çalışmanın sonuçları aleni bir şekilde ortadadır. Üzerine Mansur Yavaş ve CHP’nin Urfa adayını da eklerseniz tam olur. CHP’cilik bu seçimde tam anlamıyla siyasetsiz kalmıştır.

HDP’yi destekleyerek AKP’den kurtulma stratejilerine oynayanlar açısından, HDP’nin bir yerde DSP, bir yerde İyi Parti, bir yerde CHP adayını destekleyen ve çorbaya dönen seçim yönelimleri bu seçimin yeni olgusu oldu. Bu durum Türkiye solundaki reformistlerin siyasetsiz kalmasındaki en temel başlık olarak ortaya çıkmıştır. Siyasetini tamamen HDP çizgisine ya da onun temsilciliğine endeksli hale getirenlerin büyük çelişkisi görünür hale gelmiştir.

O kadar ki, bu çizgi yerel seçimlerde Dersim’de kurulan sol ittifakın parçası dahi olamamakta ve Türkiye’de emekçiler için büyük bir umut olan Ovacık örneğini bile elinin tersiyle itmekte, bununla ilgili ithamlarda bulunmaktadır. Peki, önemli olan solun birliği ve daha fazla yerde sosyalizmin hayata bulacağı örneklerin ortaya çıkması değil miydi? Ama HDP’nin kararları ve yönelimlerinin Türkiye solunun reformist bölmesinde belirleyici olduğunu görüyoruz.

Verili durum gerçeği değiştirmiyor. HDP’cilik yapanlar bu seçimlerde tam anlamıyla siyasetsiz ve hareketsiz kalmıştır. Siyasi cesaret ise solun bağımsız hattını temsil etme iddiasıyla ancak ortaya çıkabilir. Bugün İstanbul, Gaziantep, Sakarya ve İzmir’de çıkan bağımsız komünist adaylar tam da böylesi bir siyasi cesaretin ürünü olarak görülmelidir.

Bu yazdıklarımız ve yaşadıklarımız “siyaset, cesaret ve hareket” denklemine dair öğretici bir örnek olarak hatırlanmalıdır.

Bu haber en son değiştirildi 18 Şubat 2019 15:00 15:00

Reklam

Önceki Haberler

AKP Genel Sekreteri İnan açıkladı: Fatma Betül Sayan Kaya partisinden ihraç edildi

Fon soruşturması nedeniyle AKP'deki tüm görevlerinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya, AKP'den ihraç edildi.…

8 Ekim 2026 00:43

Eğitim-Sen: Okullardaki şiddete karşı önleyici tedbirler alınmalı

Başakşehir’de bir öğrencinin yaşamını yitirdiği, 7 öğrencinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından Eğitim Sen saldırının yaşandığı…

7 Ekim 2026 16:56

Hakan Tosun cinayeti davasında iki sanığa müebbet hapis cezası

Esenyurt’ta gazeteci Hakan Tosun’un dövülerek öldürülmesine ilişkin davada mahkeme, iki sanığı kasten öldürme suçundan mahkum…

7 Ekim 2026 16:49

“Kent uzlaşısı” davasında 8 kişi hakkında beraat kararı

"Kent uzlaşısı" hakkında görülen dava 8 kişi hakkında beraat kararı verildi, 2 kişiye ise hapis…

7 Ekim 2026 15:56

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ifadeye çağrıldı

SPK, AKP Genel Başkan Yardımcısı iken fon vurgununda yaklaşık 5 ayda 2,2 milyar TL kazanç…

7 Ekim 2026 14:53

Göçmen çocuk: Siz hiç mülteci çocuk oldunuz mu?

Uzun bir yolculuktan sonra İsveç’e giden ya da kaçan aileler ve çocukları, kendi yaşam biçimleri…

7 Ekim 2026 14:46
Reklam