Reklam
Kategoriler: Medya

Sevilay Yılman krizi gördü: Gerçekten delireceğim!

Reklam

Sonu gelmeyen zamlara karşılık sefalet düzeyindeki maaşlarla her geçen gün artan hayat pahalılığı ekonomik krizin emekçilerin sırtındaki yükünü katlıyor. Durumun geldiği noktaya sermaye medyasının öne çıkan yayın organlarından bazılarının da kayıtsız kalamaması dikkat çekiyor.

Ciner Grubu’na ait Habertürk‘ün yazarlarından Sevilay Yılman, ekonomideki durumu çarpıcı örneklerle özetlediği bugünkü “Toplu “halüsinasyon” görüyoruz herhalde!” yazısıyla bahsettiğimiz rahatsızlığın ses getiren bir örneği oldu.

9 ayda 3 milyon 365 bin elektrik abonesinin borcunu ödeyemediğine dikkat çeken Yılman, önümüzdeki ay yükselecek olan doğalgaz faturalarını hatırlattı.

Ailesi ve yakınlarının kendisine ilettiği çeşitli fatura rakamlarını da paylaşan Yılman, evine 5 ayın toplamı olarak 4 bin liranın üzerinde elektrik faturası geldiğini söyleyen arkadaşının annesinin  “Geçen yıl aynı ayların faturaları ile kıyas yaptım yüzde 200’ün üzerinde zam gelmiş! Sanki dersiniz ki benim evde santral çalışıyor! Gerçekten delireceğim!” dediğini aktardı.

Yılman’ın yazısı şöyle:

“Annem aradı önce…

Elektrik faturası gelmiş…

“Artık her ay mı zam yapıyorlar kızım? Çünkü geçen aydan daha dikkat ettim bu ay ama yine o aydan fazla geldi!” mealinde söyleniyordu.

Tesadüf işte… O kapattı bir saat sonra kanser hastası arkadaşım aradı…

Hastalığının başından beri tedavisini yapan Beylikdüzü’ndeki özel bir hastanenin muhasebesindeymiş.

“Allah rızası için yaz şunu lütfen! Geçen ay yaptırdığım aynı teste bu ay yüzde 220 fark ödedim…” derken ciyak ciyak bağırıyordu.

İnanmadığımı daha doğrusu inanamayacağımı düşünüp söz konusu tahlilin muhteviyatını ve 1 ay arayla ödenmiş makbuzlarını iletti tarafıma…

Ardından önceki gün katıldığım cenazede karşılaştığım arkadaşımın varlığı epeyce yerinde annesi…

Bu annemiz İstanbul’un, “kalburüstü” denilen kesimin yaşadığı pek meşhur bir sitesinde ikamet ediyor.

Eşine dostuna dert yanarken, “kanıtı sağlam olsun” diye her daim çantasında gezdirdiği geçtiğimiz Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait toplu gelen elektrik faturasını çıkardı…

Toplam 4.080 Türk Lirası…

İzahatı şu; “Tek başıma yaşayan bir insanım. Ve evimde en fazla elektrik üreten şey salonda kullandığım klimadır. Bir de havuzun suyunu devir daim yapan makine var. Ancak faturanın tekabül ettiği o 5 ay içerisinde toplam 35 gün kalmışım evde çünkü geri kalan zaman hep Bodrum’daki yazlığımdaydım…”

İtiraz etmiş Ayedaş’a ama “Yapacak bir şey yok!” şeklinde cevap almış.

Cenazeden eve dönünce son aya ait faturayı da görünce iyice çıldırmış.

“Al bak! Hadi o 5 ayda kullanmadığım halde klimayı ve havuzu gerekçe gösterip itirazımı bile dikkate almadılar. Son ay klima falan da kullanmadım. Havuz da çalışmıyor. Buna rağmen gelen miktar 686 Türk Lirası… Geçen yıl aynı ayların faturaları ile kıyas yaptım yüzde 200’ün üzerinde zam gelmiş! Sanki dersiniz ki benim evde santral çalışıyor! Gerçekten delireceğim!” diyordu…

O da yolladı faturalarını…

Daha başka faturalar da var…

Tamamını paylaşmaya kalksam TUİK’e rakip bile olabilirim…

Ancak buna lüzum yok zira zaten herkes neyin ne olduğunun farkında.

Sözün özüne gelirsek efendim…

Çarşıda, pazarda pahalılık zaten malumunuz. Bir de üzerine tüketicinin elmahkum kullanmak durumunda kaldığı elektrik, doğalgaz, su vesaire gibi ürünlere ve zorunlu sağlık harcamalarına yapılan zamlar, hakikaten vatandaşı zorlayan bir noktaya getirdi.

O kadar ki; dün okuduğum bir habere göre son 9 ayda 3 milyon 365 bin elektrik abonesi borcunu ödeyememiş. Resmi kaynaklara göre 44.5 milyon tüketici olduğu varsayılırsa bugün itibarıyla tüketicilerin yüzde 7.5’i bu anlamda sıkıntı yaşıyor. Ki bu oran geçmiş yıllara oranla çok yüksek olmamakla birlikte artıyor.

Bu ödeyememe durumlarının önümüzdeki dönem daha da yükseleceği gün gibi aşikar.

Çünkü yansıması gelecek ay olacak doğalgaz faturaları bütçeleri çok zorlayacak.

Hoş bu pahalılık ve zamlar sadece bize görünüyor herhalde. Zira resmi verilerde bu tablo farklı.

Topluca; “halüsinasyon” durumları filan yaşıyor olabiliriz.”

Zamlara “isyan” eden Yılman, 16 Nisan başkanlık referandumu öncesi ise başkanlık sisteminin ateşli savunucularından biri idi. Yılman, referandum öncesi bir yazısında, sistemin doğru anlatılamadığından yakınmış ve AKP’ye bu şekilde referandumu kaybedecekleri yönünde uyarıda bulunmuştu.

Bu haber en son değiştirildi 19 Aralık 2019 08:15 08:15

Reklam

Önceki Haberler

ABD ve İran görüşmeleri Pakistan’ın İslamabad kentinde yapılacak

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…

11 Nisan 2026 13:35

“Tam bağımsız Türkiye için NATO’ya hayır!” imza kampanyasına yoğun destek

Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…

11 Nisan 2026 11:46

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50
Reklam