Reklam
Kategoriler: İç Açı

Sıcaklar Diyanet’i de çarptı: ‘Hayâ, saygı, ahlak için örtünün…’

Reklam

HABER MERKEZİ

Her türlü din istismarının tavan yapmasına, toplumsal yaşama yönelik gerici müdahalelerin alıp başını gitmesine rağmen gelinen noktada AKP’nin giydirmek istediği elbiseye sığmayan emekçi halk, Diyanet’e “dert” olmayı sürdürüyor.

AKP’nin hedefleri doğrultusunda şeriata dayalı Türkiye hayalleri kurup bu temelde uygulamalara imza atan Diyanet’in canını bu kez halkın giyim kuşamı sıktı.

Yaz aylarıyla birlikte bunaltıcı sıcakların baş göstermesi sonrası kadını ve erkeğiyle  mevsimin gereklerine göre giyinmesinden rahatsız olan Diyanet, “Beden Mahremiyeti ve Tesettür” başlığı altında bir hutbe hazırladı.

Bugün tüm camilerde okutulmak üzere hazırlanan hutbeden bazı bölümler şöyle:

“YALNIZ DİNİ YÜKÜMLÜLÜK DEĞİL…

Bedenimiz ile ilgili sorumluluklarımızın başında onu örtmek, kem gözlerden ve kem sözlerden muhafaza etmek gelir. Bedenin örtülmesi, her şeyden önce dinî bir yükümlülüktür. Aynı zamanda fıtrî ve ahlâkî bir davranıştır.

“HAYA DUYGUN VARSA ÖZELİNE SAHİP ÇIK”

Örtünmek, başkalarından ziyade, insanın kendisi için yaptığı bir iyiliktir. İnsanın kendisine olan saygısının ve özeline sahip çıkmasının bir göstergesidir. Mahrem yerleri örtmek, vücuda olan itinanın ve hayâ duygusunun bir yansımasıdır.

“GÜZELE BAKMAK SEVAP DEĞİLDİR”

Mümin, kendi bedenine duyduğu saygıyı, bir başkasına da göstermek zorundadır. Vücudunu izinsiz ve haksız bakışlara karşı örttüğü gibi, bir başkasının mahremiyetine de hürmet göstermelidir. Bakışlarıyla hiç kimseyi rahatsız etmemeli, sınırlarını bilmelidir. Halk arasında yaygın olarak kullanılan “Güzele bakmak sevaptır!” sözünün yüce dinimiz İslam’da karşılığı yoktur. Zira güzel ya da çirkin fark etmeksizin her insanın mahremiyet hakkı vardır.

“ERKEKLER DAR GİYİNMESİN, SAĞLIĞA DA ZARARLI”

Özellikle erkekler için beden sağlığını da tehdit eden dar giysiler, mahremiyetin korunmasını sağlamadığı için tesettür bilincine uymaz. Tesettür bilinci ise bedeni örtmek kadar, kalbi ve aklı da her türlü kötülüğe, fuhşiyata ve harama karşı kapatmak, örtmek ve korumaktır.

“CENAB-I HAK HASSASİYET BEKLİYOR”

Halkın ne giyip giymeyeceği konusunda ahkam kesen Diyanet’in, konu ile ilgili olarak kendi alanını da aşıp tesettürün “saygı, ahlak ve fıtrat”ın da gereği olduğunu buyurduğu hutbesinde son olarak ilgili ayetlere atıf yapılıp “Cenâb-ı Hak, erkek ve kadın bütün müminlerden edeb ve mahremiyet konusunda hassasiyet bekler. Gözlerimizi haramdan çevirmenin ve tesettüre riayet etmenin hepimiz için bir vecibe olduğunu ifade buyurur.” denildi ve şu ifadeler kullanıldı:

“Bedenimizin kıymetli ve dokunulmaz, ruhumuzun şerefli ve saygın olduğunu bilelim. Ailemize ve bilhassa çocukluk çağından itibaren yavrularımıza mahremiyet bilinciyle özgüven aşılayalım. Erdemli bir toplum olmanın, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmaktan geçtiğini unutmayalım.”

Bu haber en son değiştirildi 26 Temmuz 2019 17:36 17:36

Reklam

Önceki Haberler

ABD ve İran görüşmeleri Pakistan’ın İslamabad kentinde yapılacak

ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…

11 Nisan 2026 13:35

“Tam bağımsız Türkiye için NATO’ya hayır!” imza kampanyasına yoğun destek

Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…

11 Nisan 2026 11:46

Amasız fakatsız laiklik

Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…

11 Nisan 2026 00:13

Laiklik ve emek mücadelesi: İşçi sınıfının neden laiklik bayrağına ihtiyacı var?

Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…

11 Nisan 2026 00:07

Feminist yaklaşımlar ve laikliği yeniden hatırlamak

Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…

10 Nisan 2026 23:58

İnanç özgürlüğünün yanında irticanın karşısındayız

Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…

10 Nisan 2026 23:50
Reklam