Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay ve yazarlarının ‘FETÖ’den yargılandığı davada savcı mütalaasını hazırladı.
Burak Akbay’ın savunması alınamadığı gerekçesiyle dosyasının ayrılması istenilen mütalaada; yazar Emin Çölaşan, Necati Doğru, Gökmen Ulu, Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Yücel Arı, Yonca Yücekaleli hakkında “‘FETÖ’ içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’” suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istenildi.
Yurt dışında bulunan Burak Akbay hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına ilişkin işlemlerin başlanılmasına karar verildi.
Davanın karar duruşması 14 Haziran’a ertelendi.
Mütalaanın daha mahkeme tarafından kabul edilmeden yandaş medya organlarında çıkmasını eleştiren Avukat Celal Ülgen ise, mahkeme başkanına “Sayın Başkan siz bir gazete muhabiri değilsiniz” diye tepki gösterdi.
Ülgen “Siz iddianameyi daha bize okumadınız. Esas hakkındaki mütalaa bize tebliğ edilmemiş olmasına rağmen bugün Sabah Gazetesi’nin internet sitesinde yayına girmiştir. Sayın Başkan siz kimsiniz? Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerisiniz. Siz bir gazetenin muhabirleri değilsiniz. Bunu soruşturun lütfen.” dedi.
Mahkeme başkanı ise “Dün savcı bey yazılı mütalaayı verdi. Yazılı olarak UYAP sistemine yüklendi. Yani o konuda ben nasıl aldılar nasıl verdiler bilemem ben.” diyerek salonu terk etti. Bu esnada Avukat Ülgen “Bunları FETÖ’de de yaşadık” dedi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…
Cumhuriyeti, laikliği militarizm ve despotik sıfatlarıyla yaftalayan, Siyasal İslam’ın yükselişini demokrasi heyecanı ile karşılayan, karşı…
Bugüne kadar doğrudan şeriat talep etmekten kaçındılar, özgürlüklerden dem vurdular, mağduru oynadılar. Zamanı geldiğini düşündükleri…