Reklam
Kategoriler: İç Açı

Yandaştan ‘muhafazakar orta sınıf’ eleştirisi: Tertemiz delirdiler

Reklam

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesinin yazarlarından İsmail Kılıçarslan, bugün yayımlanan yazısında kendi deyimiyle ‘muhafazakar orta sınıfı’ hedef alarak ‘Muhafazakâr orta sınıfla seküler orta sınıf el ele vererek tertemiz delirdiler.” ifadelerine yer verdi.

Kendisinin de içinde yer aldığı iktidar medyasına ilişkin de yorumda bulunan Kılıçarslan ”Çarpılmış, hatta çarpıtılmış bir zihinsel düzleme geldik oturduk. Asıl meselenin ne olduğundan habersiz, herhangi birini her an ‘hain’ ilan etmeye hazır, hakikatin tek sahibinin kendisi olduğunu düşünen milyonlar. Hiç şüphe yok ki bu delirmede güzide medyamız da elinden geleni yaptı.” dedi.

İsmail Kılıçarslan’ın, Yeni Şafak’ta “Muhafazakâr orta sınıf nasıl delirdi?” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

”Kolay olmadı. Seküler orta sınıfın delirmesinden daha acıklı da olmadı aslında.

Öncelikle bir adet muhafazakâr iktidar gerekti. O iktidarın açtığı alanda ‘yeni bir yaşam kültürü inşa etmek mümkün’ cümlesinin dolaşıma girmesi gerekti. Bu cümlenin çeşitli görünür görünmez etkileri oldu. Bu etkiler zamanla büyük bir toplumsallık üretti ve muhafazakâr orta sınıfla seküler orta sınıf el ele vererek tertemiz delirdiler.

Birinciliği tüketim kültürüne verelim tabii ki. Parası çoğalan muhafazakar orta sınıfın ‘eee, şimdi ne yapıyoruz?’ sorusuna şahane cevap verdi tüketim kültürü: ‘Beni takip et, ben yolu biliyorum.’

Nargile kafelerden babyshower partilerine, instagram tesettürcülerinden çay romantizmine kadar bir dünya ‘garabet’ tam bu boşluktan sızdı hayatımıza. Tıpkıbasım hatlarla, ederinden fazla ödenen tespihlerle, değersiz ebrularla devam etti yoluna.

‘Dolandı, kıvrıldı’ falan derken Kâbe’nin önünde evlilik teklifleriyle, hayatı ‘romantik ve dini’ bir şeymiş gibi kurgulayan ‘pempe dindarlar’la, ‘abdest suyunu şalımla kurulamak istiyorum’ cümleleriyle, duvarlarında hat levhaları asılı çikolata kafelerle, moda haftalarıyla, romantik Bosna turlarıyla, ultra romantik Kudüs gezileriyle devam etti o yol.

Çukurambar’da, Başakşehir’de falan başlayan o yaşam kültürü bugün Fatih’inden Üsküdar’ına, Çankırı’sından Samsun’una her yere sirayet etmiş; kendi tüketim kültürünü de, kendi yaşam formasyonunu da üretmiş bir ‘sosyal gerçeklik’ olarak yoluna devam ediyor.

Delirmenin aslan payı burasıdır.

İkincilik şüphe yok ki kendi iktidar alanlarını canlarından çok seven popüler vaizlerin geliştirdiği din diline gider. Ne anlattıklarını bilemediğimiz, sistematik olmaya inanmak yerine ‘tık almaya’ inanan -dahası buna hiç inanmıyormuş gibi yapan- popüler vaizlerin din anlatımları ‘sağlıklı olanı’ yavaş yavaş şehirden kovdu. En dipteki hadis ve fıkıh meselelerini bilen ama ‘her gün yaşadığı hayatı’ nasıl yöneteceğine dair tek bir oryantasyon parçasına sahip olmayan mat bir zihinsel dünya üretti bu vaizler. Günün sonunda geldiğimiz yer felsefenin şirk kabul edildiği, tekfir edilmek için neredeyse hiçbir şey yapmanız gerekmeyen, Ehli Sünneti yahut Kur’an’ı savunuyorum ayağıyla kendi ‘matlaştırıcı iktidar alanı’nı savunan adamlarla dolu bir vasat oldu. Acıklı bir vasat…

Hiç de azımsanmayacak bir katkıları vardır bu delirmede.

Bir pay da medyaya elbet… ‘Burası cephe, mevzi, kavga yeri’ diyerek başlayan cümleler giderek ‘böyle inceliklere burada yer yok’ durağına uğrayıp şöyle finalledi kendini: ‘Sen şimdi eleştiriyorsun ama bu eleştirin kime yarıyor bir düşün?’

Daraldı, daraldıkça salt gündelik politika dilinin içine hapsoldu, hapsolma durumu sürdükçe çölleşmeye benzer bir durumun ortaya çıkmasını sağladı medya. Bugün, gündelik politika konuşmak dışında hiçbir şey yapmadığı için beyni süngerleşmiş milyonlara sahibiz. Çarpılmış, hatta çarpıtılmış bir zihinsel düzleme geldik oturduk. Asıl meselenin ne olduğundan habersiz, herhangi birini her an ‘hain’ ilan etmeye hazır, hakikatin tek sahibinin kendisi olduğunu düşünen milyonlar.

Hiç şüphe yok ki bu delirmede güzide medyamız da elinden geleni yaptı.

Liste daha uzun aslında… ‘Abi kariyer havuzunuza cvmi attım’ cümlesini kurabilmek için STK’cılık yapan gençlik STK’larımızdan bugüne mesaj vermekten başkaca numarasını görmediğimiz tarih dizilerimize, düşünür olacak derken sosyal medya fenomeni olan adamlarımızdan mizah yapıyorum adı altında kanalizasyon ifrazatı üreten yapılarımıza, trol çalıştırmayı marifet zanneden bakanlarımızdan kültür ihale etmeyi iş sayan belediyelerimize kadar herkes bu delirmeye ufak-büyük katkılar sağladı.

Başımıza geleni konuşmanın bile ‘risk almak’ anlamına geldiği tuhaf bir yere geldik. Şundan eminim: Yola çıkarken buraya geleceğimize hiçbirimiz ihtimal vermemiştik.”

Reklam

Önceki Haberler

Ölümünün 131. yılında bilimsel sosyalizmin öğretmeni Friedrich Engels

Karl Marx’ın can dostu ve yoldaşı, Marksizm’in kurucusu Engels, 5 Ağustos 1895 yılında yaşamını yitirdi.

5 Ağustos 2026 20:32

MHP’li Yıldız ‘çerçeve yasa’ hakkında konuştu: Genel Kurul’da 400’ün üzerinde kabulle geçer

Süreçle ilgili çerçeve yasayı hazırlayan isimlerden olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, teklifin 360'ın…

5 Ağustos 2026 18:17

Özgür Çelik, Üsküdar Belediye Başkanvekililiği seçimleri hakkında konuştu: Tehdit ve baskılarla çökmeye çalıştılar

Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından bugün yapılan Üsküdar Belediye Başkanvekili seçimini CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya…

5 Ağustos 2026 17:51

İran basını: Umman’la anlaşma, Hürmüz’ün derhal açılması anlamına gelmiyor

İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğine ilişkin varılacak herhangi bir anlaşmanın Boğazın derhal…

5 Ağustos 2026 17:20

Ursula von der Leyen: Ukrayna’ya 1,4 milyar avro ayırdık

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirlerden Ukrayna'ya 1,4…

5 Ağustos 2026 17:12

Yazar Bilgesu Erenus 83 yaşında yaşamını yitirdi

Türk tiyatrosu ve edebiyatının önemli isimlerinden Bilgesu Erenus, 83 yaşında yaşamını yitirdi. Erenus için 8…

5 Ağustos 2026 16:39
Reklam