Erdoğan 'Şehir Sempozyumu'nda: Site kültürü bizim kültürümüz değil

Erdoğan, "Artık şehirlerimizin güvenliğini sadece kolluk güçleriyle koruyacak durumda değiliz; kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" diye konuştu.

Erdoğan 'Şehir Sempozyumu'nda: Site kültürü bizim kültürümüz değil

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ankara’da Şehir ve Güvenlik Sempozyumu’nda konuşuyor.

Erdoğan, “Küçük hesaplar yaparsak şehirlerimize ihanet etmiş oluruz, burada kararlı duruş şart. Dikey mimariyle şehirlerimize ihanet etmiş oluruz.” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Site kültürü bizim kültürümüz değil ama ne yazık ki şu anda bir site kültürü anlayışı egemen olmaya başladı.”

“Şehirlerin güvenliği ilk zamanlarda genellikle harici tehditlerden kaynaklanan güvenlik ihtiyacı zamanla çeşitlenmiştir. İnsanoğlu kimi zaman surlar inşa ederek, hendekler kazarak tedbirler almaya çalışmıştır. Bugün hâlâ surlarıyla ayakta kalan ünlü pek çok şehir bulunuyor. Şehirlerin güvenlik sorunları bazen de içerideki sıkıntılardan kaynaklanmıştır. Büyük bir nüfusu küçük bir alanda refah içinde yaşatmak öyle zannedildiği kadar kolay değildir. şehirlerde yaşanan kargaşaların fiziki mahiyetleri ortaya çıkmıştır. Doğal afetler de şehirleri ciddi manada sarsmıştır.”

GÜVENLİĞİ SURLARLA SAĞLAYAMAYIZ

“Teknolojinin de gelişmesiyle şehirlerin alt-üst yapı ağları oldukça karmaşık hale gelmiştir. Şehir ne kadar büyükse güvenlik sorunları da o derece yüksektir. Sempozyumumuzun konu başlıklarına bakında bu çeşitliliği gördüm. Artık şehirlerimizin güvenliğini surlarla koruyamayacağımız, içerideki düzeni de sadece kolluk gücü ile sağlayamayacağız bir duruma gelmiş durumdayız. Bu yeni duruma karşı yeni yöntemler geliştirmemiz gerekiyor. Her ülke ve toplum kendi ihtiyaçlarına uygun çözümleri kendi üretmelidir. Aksi takdirde başka ülkelerin yöntemlerini kullanmak durumunda kalırız. Bu da uyum sorunu getirir. Bütün örnekleri inceleyeceğiz ama kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Şehirleri tehdit eden unsurlar günümüz dünyasında çok farklılaştı.”

“Türkiye’nin her alanda yaşadığı büyük dönüşümden şehirlerimiz de nasibini almıştır. Yaptığımız büyük yatırımlar sayesinde Türkiye artık fiziki bakından ileri bir seviyeye ulaşırken sosyolojik olarak da daha demokratik bir yapıya kavuşmuştur.”

KİBRİT KUTULARI GİBİ DİKİLMİŞ BİNALAR

“Ülkemizde yeni gecekondu inşası olmadığı gibi eskileri de kentsel dönüşümle ortadan kalkmaya devam etmektedir. Artan nüfusun konut ihtiyacını karşıladık, karşılıyordu. Düne kadar tek derdi kafasını sokacak bir çatı bulmak olan insanlarımız bugün artık çok daha ileri standartlarda konut talebiyle karşımıza çıkmaktadır.”

“(Belediye başkanlarına seslenerek) Benim bir ricam var. Özellikle şehirleşmede inşaatların inşasında ihyasında bütün mesele sizin kaleminizin ucundadır. Bir defa buradan taviz asla verilmemelidir. Eğer küçük hesaplar yaparsak şehirlerimize ihanet etmiş oluruz. ‘Acaba seçimler geliyor durum ne olur, kazanır mıyız kaybeder miyiz durum ne olur?’ Bakınız dikey mimari ile şehirlerimize ihanet etmiş oluruz. Yatay mimari ile kendi medeniyetimizi inşa etmiş, geçekten şehirleşmenin ne olduğunu dünyaya gösterme imkanı bulmuş oluruz. Kibrit kutuları gibi dikilmiş binalarla bir yere varamayız. Bizim geçmişimizden aldığımız ilhamla bu adımları atmamız örnek teşkil edecektir. Biz toprağa daha yakın olmanın gayreti içinde olmamız lazım. Zaten sonunda gideceğimiz yer de orası değil mi?”

“Batı ülkeleri her ne kadar demokrasinin kurallarını koyar gibi hareket etseler de zorda kalınca en büyük savrulmayı kendileri yaşıyor. Paris sokaklarını görüyorsunuz. Londra’yı görüyorsunuz. Almanya’da Berlin’de buraların ne hale geldiğini görüyorsunuz. Açık ve net söylüyorum bunlar daha iyi günleri . Niye güvenlik sorununu tehdit eden ne kadar uyuşturucu olayı varsa bütün bunların baronları bizdeki terör örgütleriyle beraber çalışıyorlar. Biz mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz.”

ELLERİNDE COPLARLA BAYANLARI NASIL DÖVÜYORLAR, TÜRK POLİSİ YAPSA…

“Türkiye şehirlerinde uzunca bir süre terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldı. Hukuk sınırları içerisinde aldığımız kararlarla hamdolsun bu dönemi, geride bıraktık. Başımıza gelen olaylardan sadece biri batı ülkelerinden birince cereyan edince ortaya başka bir manzara çıkıyor. Hemen insan haklarının rafa kaldırıldığı bir düzene geçiliyor. Bu batı şehirleri bir anda açık hava cezaevine dönüşüyor. En temel insan hakları bile işlemez hale geldi; ellerinde coplarla bayanları nasıl dövüyorlar, Türk polisi benzer bir şey yapsa dünyayı ayağa kaldırırlardı.”

“İstanbul sokaklarını kaosa sürüklemeye çalışanların yanında yer alırken aynı eylemler batı ülkeleridne yaşadığınızda kimsenin gözünün yaşına bakmazsanız kimse sizin samimiyetinize inanmaz. Aynı ilkesizliği mülteciler konusunda da gösteriyorlar. Türkiye yaklaşık 4 milyon Suriyeli olmak üzere 5 milyonun üzerindeki kişiye kapılarınızı açarken kendi şehirlerinde yabancı istemeyenlerin insan i duyarlılıklarının da inandırıcılığı kalmaz. Halbuki onlar bu mazlumlara sahip çıkmak için gereken maddi imkanlara bizden daha fazla sahip. Biz medeniyetimizin, inancımızın bize emri gereği bu konuda kapımızı açtık. Batı’nın yaptığı gibi bariyerler, dikenli teller oluşturamayız. Aynı şey bizim de başımıza gelebilir. Biz bunun çok daha adil olanını yapmak durumundayız.”