Liberaller...Yetmedi mi?

Liberaller ideolojik bir sadakatten çok, güncel iktidar dengelerine göre pozisyon alma konusunda çok iyi uzmanlardır. Şimdi de yeni partinin etrafında dönen tartışmalara "post-Kemalizm" gibi akademik bir çerçeve giydirip, kendilerini vazgeçilmez fikir insanları olarak pazarlamaya, bunu yaparken de geçmişlerini aklamaya çalışıyorlar.

Yazının başlığını Yeni Ülke Dergisi’nin Aralık 2021’deki 10. sayısının dosya konusundan aldım. O günlerde de liberaller yine kendilerini aklama çabası içindeydi.

Liberallerin AKP’yi destekledikleri günleri geride bırakma, o günlerdeki konuşmalarını, yazılarını, küstah tavırlarını toplumun hafızasından silme çabası yeni bir çaba değil. Ama son günlerde sosyal medyada ve birtakım akademik çevrelerde yine liberallerin kendilerini aklama, üzerlerindeki lekeyi çıkarma çırpınışlarına maruz kalıyoruz.

Liberallerin bu seferki konusu Post-Kemalizm. Bu öyle bir tartışma ki sanki toplum liberallerin gerçek yüzlerini bilmiyormuş gibi yine kendilerini demokrasi havarisi olarak sundukları bir dönencenin içine girmiş durumdalar. Sanki gündelik hayatın tam ortasında duran yakıcı bir soru varmış gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Oysa ortada böyle bir tartışma yok.

Topu topu yirmi-otuz kişinin tartıştığı, hiç kimsenin gündeminde olmayan bir tartışmayı, yine kendilerini aklamak için getirip ortaya bırakıyorlar. Bu, toplumun gündemi değil, belirli bir çevrenin, kendi iç meselelerini kamuoyuna mal etme çabasının adı.

Liberaller, uzun süredir yaptıkları gibi bir süre sessiz kalıp, yeni siyasi gelişmelere müdahil olmak amacıyla birtakım eski tartışmaları alevlendirmeye, yeniden sahneye çıkıp sanki hiç ara vermemişler gibi büyük laflar etmeye başladılar. Ama bu çıkışın arkasında aslında bir fikri tartışma isteği yok. Tek sorunları özellikle de son 10 yıldır kendilerini aklama telaşı.

AKP’nin otoriterleşmesinin önünü açanlar, yargı operasyonlarına, aydınların, gazetecilerin tutuklanmasına, muhalif seslerin susturulmasına sessiz kalanlar ya da doğrudan meşrulaştıranlar bugün yeni bir kimlik inşa etmeye çalışıyor.

Ne var ki bu çaba nafile. Liberaller lekelenmiştir. Ve o leke çıkmıyor. Ne kadar yeni kavramlar üretirlerse üretsinler, ne kadar akademik dille konuşurlarsa konuşsunlar, geçmişleri bal gibi ortada duruyor. Kendilerini temize çekmek için harcadıkları enerji, aslında o dönemki tutumlarının kendileri açısından ne kadar derin bir güven kaybına yol açtığının da itirafı gibi.

Peki bu tartışma neden şimdi, tam da bu noktada patlak verdi? Bu durum bir tesadüf mü? Yoksa harika bir zamanlama mı?

Türkiye siyasetinde yeni bir hareketlilik var. Özgür Özel liderliğinde şekillenen yeni bir siyasi oluşum arayışı gündemde. Liberallerin bu tartışmayı şimdi köpürtmesinin asıl nedeni, tam da bu yeni partinin etrafında ve içinde yer edinme çabasıdır. Yeni bir siyasi zemin doğarken, liberal çevreler yine boş durmuyor, kendilerine bir mevzi açmak, danışmanlık koltuklarını doldurmak, teorisyenlik rolü kapmak için harekete geçiyorlar. Post-Kemalizm tartışması, bu konumlanma çabasının teorik kılıfından başka bir şey değil. Yani mesele fikir değil, yeni siyasi boşluklarda kendine yeni bir yer edinme meselesi.

Mesele toplumun neye ihtiyacı olduğu değil, kimin hangi masada oturacağı.

Bu da liberallerin en bilindik özelliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Toplum bunu çok iyi bilir ki liberaller her devrin adamıdır. Zamanında Kemalizm eleştirisiyle, ardından AB süreciyle, sonra AKP’nin “reformcu” imajıyla, şimdi de olası yeni bir merkez sağ-sol hareketle…

Liberaller ideolojik bir sadakatten çok, güncel iktidar dengelerine göre pozisyon alma konusunda çok iyi uzmanlardır. Şimdi de yeni partinin etrafında dönen tartışmalara “post-Kemalizm” gibi akademik bir çerçeve giydirip, kendilerini vazgeçilmez fikir insanları olarak pazarlamaya, bunu yaparken de geçmişlerini aklamaya çalışıyorlar.

Ne var ki bu oyunu daha önce de gördük. Sadece biz de değil, herkes gördü. Her defasında bu sefer başka dediler, asıl demokrasi, özgürlük şimdi geliyor dediler. Ama her defasında aynı yerdelerdi. Yeri gelince iktidarda, yeri gelince muhalefette, yeri gelince her ikisinde…

Sonuç olarak, liberallerin geçmişlerini aklama, üzerlerindeki AKP destekçisi lekesini çıkarma çabası nafiledir. Post-Kemalizm tartışması, dar ama etkili bir çevrenin kendi geçmişiyle hesaplaşmadan, yeni bir siyasi oluşumun içine sızma hesabıyla ürettiği yapay bir gündemdir.

Liberaller, lütfen başınızı tekrar kuma gömünüz. Çünkü bu toplumun sizin yüzsüz yüzünüzü görmeye tahammüllü kalmadı.