Erdoğan 'son kez' demişti: Kısa çalışma ödeneği 31 Mart'a uzatıldı
Sınıf Tavrı, patron örgütlerinin kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasına yönelik çağrısına ilişkin bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, kısa çalışma ödeneği uygulamasının, sosyal adaletsizliğin adı haline geldiği vurgulanırken, “Açıklamada imzası bulunarak patron örgütlerinin yanında saf alan Türk-İş ve Hak-İş, bir kez daha işçilerin temsilcisi olmadığını bu çağrı göstermişlerdir.” denildi.
“Kısa çalışma, işçiye değil patrona hizmet ediyor!” başlığıyla yayımlanan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Salgınla birlikte yaygın bir biçimde kullanılmaya başlanan ve patronlar için can simidi haline gelen ‘kısa çalışma ödeneği uygulamasının uzatılması’ için patron örgütleri çağrı yaptılar. Patron örgütlerinin Bakanlığa yaptığı çağrıda ‘kısa çalışma ödeneği uygulamasının yıl sonuna kadar uzatılması’ talebi gündeme getirilirken, ‘çalışma barışı ve sosyal adaletin korunması’ çağrısı yapıldı.
Patronlar için can simidi olan ve işçinin ücretinden kesilerek oluşturulan işsizlik fonundan sağlanan ödenek, işçilerin açlığa mahkum edilmesinin adı haline gelmiştir. Salgının yarattığı maliyeti, işçi sınıfına yıkan bu anlayışın sosyal adaletten bahsetme olanağı yoktur. Kısa çalışma ödeneği uygulaması, sosyal adaletsizliğin adı haline gelmiştir.
Normalleşme adına milyonlarca işçi tam zamanlı bir biçimde çalışırken, kısa çalışma ödeneği ile emeğinin sömürülmesinin önünü açan açılamaz. Milyonlarca işçi tam zamanlı bir biçimde çalışırken, ücret yükümlülüğünü işçinin alınteri ile oluşturulan fona yıkmanın gerekçesi sosyal adalet değil, emek sömürüsüdür.
Açıklamada imzası bulunarak patron örgütlerinin yanında saf alan Türk-İş ve Hak-İş, bir kez daha işçilerin temsilcisi olmadığını bu çağrıyla göstermişlerdir. Patron örgütlerinin uzantısı haline gelen bu sendikalara cevabı işçi sınıfı vermelidir.
Başta Türk-İş’in içinde kalan mücadeleci işçiler, olmak üzere, tüm işçiler patron örgütlerinin uzantısı haline gelen bu sendikalara karşı gereken yanıtı üretmelidir.
Sınıf Tavrı olarak, bu emek düşmanı çağrıyı kınıyoruz. İşçi sınıfı salgının yarattığı bedeli ödemek zorunda değildir.
Daha önce ilan ettiğimiz üzere çözüm; ücretlerin kamu garantisine geçirilmesi ve patronlardan servet vergisi alınmasından geçmektedir. Kriz dönemlerinde bedeli işçi sınıfının üzerine yıkanlar, esas bedeli ödemesi gerekenlerdir!
Çözüm kamucu ve toplumcu bir ekonomik düzendedir!”
Bu haber en son değiştirildi 29 Ağustos 2020 08:59 08:59
Pusulamızın bu sayısında NATO’yu ve özelde ise NATO’nun geleceğini masaya yatırdık.
Türkiye'de gerçek bir bağımsız dış politikanın başlangıcı NATO üyeliğinin sona ermesiyle olacaktır. Ancak bu, büyük…
Evet, artık ortak düşman komünizm yok. NATO bileşeni ülkelerinin, çok kutuplu bir dünya kapitalizminde çıkarları…
Çözüm, emperyalizmin bir başka biçimine sığınmak değildir. Çözüm, gerçek anlamıyla bağımsız, barışçıl ve halkların dayanışmasına…
NATO üyeliği, ülkeler için ulusal egemenliğin devredilmesi ve ordunun doğrudan Pentagon’a bağlanması anlamına gelmiştir. Türkiye’de…
TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek’in katılımı ile düzenlenen eylemde okunan basın metninde temmuz ayında Ankara’da…