Reklam
Kategoriler: Serbest Kürsü

SERBEST KÜRSÜ | Gençliğin geleceksizlik çemberinden çıkış yolu: Yeni bir ülke umudu!

Reklam

Mizgin Vural

İktidarın ideolojik araçlarından biri olan eğitim, egemen sınıfın konumunu koruyabilmek ve yoksul halk kitlelerini yanına çekebilmek için tarih boyunca çeşitli evrimler geçirmiştir. Tarihsel süreç içerisinde üretim ilişkilerinin değişmesiyle köleci toplum, feodal toplum ve hala günümüzde sürmekte olan kapitalist toplumda günün koşullarına göre çeşitli biçimler almıştır.

Geçmişe baktığımızda “okul” ve “eğitim”in bugünün eğitimine benzer bir hal almaya başlaması 16.yy’da başlar. Yine aynı dönemin toplumsal hâkimi olmaya başlayan burjuva sınıfı, eğitimin kişiler üzerindeki önemini fark ederek eğitimi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye başlamıştır. Mevcut sistemin devamlılığı için düşünen, sorgulayan bireyler değil, egemen sınıfın ideolojisini sorgusuz sualsiz kabul eden itaatkâr bireyler yetiştirmeyi hedeflemişlerdir. Başta üniversiteler olmak üzere tüm eğitim kurumlarında gerici ve idealist bir eğitim sistemi kurarak amaçlarına ulaşmak istemişlerdir.

16.yy’dan bu yana burjuvanın hâkim olduğu günümüzde de bu durumun hala sürmekte olduğunu görebilmekteyiz. Köy Enstitüleri’nin kapatılması, her müfredat değişikliği sonrası muhafazakâr yapıya bürünen ders kitapları, öğrencilere zorla dayatılan din dersleri, bilimin geri plana atılması gibi birçok örnekler verebiliriz.

Gençlik ile gelecek konusunu ele alacak olursak temeli burjuvazinin çıkarlarına dayanan eğitim sistemini incelemek bizim için bir mecburiyettir. İyi bir hayat yani insancıl koşullarda yaşamanın yolu çok çalışılarak elde edildiği algısı bize dayatılıyor. Yani hayatta ne kadar başarılı olursak o kadar ekonomik güce sahip oluruz. Bunun ilk adımı iyi bir üniversiteden geçiyor. Başarımızın ölçütü ise üniversite sınavıdır. Kafamızı ders kitaplarına gömüp saatlerce ders çalışarak arkadaşlarımızın önüne geçmeyi başarırsak iyi bir üniversite kazanabiliriz algısı yaratılmakta. Eğer ki üniversite kazanamazsak bunun tek sorumlusu bizmişiz gibi öğrencilere psikolojik baskı yapılmakta. Fakat görmezden gelinen bir durum var ki o da hiçbir zaman hiçbir sınava eşit koşullarda girmediğimizdir. Bir patron çocuğu ile emekçi çocuğu rekabetçi yarış ortamına aynı anda sokuluyor. Hele bir de pandemi döneminde internete, telefona, bilgisayara, tablete ulaşmak için yüzlerce lira para harcanan bir sistemde “paran varsa okursun” deniliyor.

Geçen sene açıklanan resmi verilere göre Türkiye’de üniversite mezunu olup da herhangi bir işte çalışmayanların sayısı 1 milyon 350 bine ulaştı. İş bulmaktan ümidini kesmiş üniversite mezunu sayısı ise son bir yılda 565 bin arttı. Yani bu demek oluyor ki bize dayatılan algıların tamamı palavradan ibarettir. Kapitalizm, gençlerin umutları ve hayalleriyle oynayan bir yalan makinesidir.

Üniversite sınavları, hayatta başarılı olmamızı sağlayan, geleceğe karşı umutlanabileceğimiz bir sistem değil aksine gençliğin umutlarını sömüren, haksızlığın, eşitsizliğin, rekabetin, piyasacılığın adıdır. Çarkın burjuva denen o küçük kesiminin yararına döndüğünü 2020 YKS sınavında da görmüş olduk. Öğrencilerin emeklerini, hayallerini, sağlığını görmezden gelip patronların karını düşünen bir sistemin içindeyiz. Peki, gençlik bu sistemin neresinde? Liseli gençlik tüm bu dayatmalara rağmen sessiz kalmamış, salgın koşullarında dahi inat ve ısrarla haklı mücadelesini sürdürmüştür.

Liseli gençlik, hayallerinin, umutlarının sömürülmesine izin vermeyecek. Geleceksizlik ve işsizlikle dolu bu düzende bizi çaresiz olduğumuza inandırmak istiyorlar. Biz biliyoruz ki bu karanlık tabloyu aydınlatmanın bir yolu daha var. Okullarda müşteri gözüyle bakılmayacağımız, sınavlarda at gibi yarıştırılmayacağımız, parasız, eşit, ulaşılabilir bir eğitim mümkündür. Gelecek kaygısının olmadığı bir ülke için, sosyalist cumhuriyet için, hep birlikte mücadele edilmeli! Bugün liselerde harladığımız ateş yarın üniversitelerde kavgamızın, umudumuzun ve inancımızın meşalesi olsun. Tüm sıra arkadaşlarımızı yaşanılabilir hayatı birlikte kılmak için mücadelemize omuz vermeye, Sosyalist Liseliler saflarında mücadele etmeye çağırıyoruz.

Reklam

Önceki Haberler

T24’ün erişim engeline yaptığı itiraz reddedildi

T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engeline yaptığı itiraz reddedildi. 30 Eylül’de…

9 Ekim 2026 18:03

Dil Derneği’nden Mustafa Bildircin ve Sefa Uyar’ın ‘İktidarın Kılıcı ve Kalkanı: Erbaş’ın Diyaneti’ kitabına ödül

“İktidarın Kılıcı ve Kalkanı: Erbaş'ın Diyaneti” kitabının yazarları BirGün muhabiri Mustafa Bildircin ile gazeteci Sefa…

9 Ekim 2026 17:24

Gülensu Mahallesi’nde yurttaşlar çocuk parkına baz istasyonu yapılmasına karşı eylemde

İstanbul Maltepe'deki deprem toplanma alanına baz istasyonu kurulmasına karşı çıkan mahalle sakinleri ile polis arasında…

9 Ekim 2026 17:12

Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan Şaban Sevinç ve Sözcü editörü…

9 Ekim 2026 16:06

Bakan Gürlek açıkladı: Fon vurgunundan 214 kişi, 187,6 milyar lira kazanmış!

Fon soruşturmasında, üç fondan kazanç sağlayan 214 gerçek ve tüzel kişinin toplam 187 milyar 653…

9 Ekim 2026 15:26

İBB davasında “10 milyon liralık çek” gerginliği: Fatoş Pınar Türker, Murat Ongun’a sitem etti

Aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu İBB davasının dün görülen 94. duruşmasında gergin anlar yaşandı. Etkin…

9 Ekim 2026 15:20
Reklam