Cannes: Dayanışmadan burjuvazinin oyun alanına

Cannes’da bir Nazi’nin tam ekran gösterilmesi ve dakikalarca ayakta alkışlanması bugün Avrupa sinemasının ve aydınının çürümüşlüğünü göstermiştir, Cannes ise artık bir film festivali değil, burjuvazinin yeni neferlerinin gövdesini sergileme podyumu olmuştur.

Cannes: Dayanışmadan burjuvazinin oyun alanına

Bora Çolakoğlu

Cannes Festivali normalde vizyona girecek olan filmlerin ön gösterim yapıp yeri geldiğinde yönetmenlere soruların yöneltildiği bir festival olarak başlamış, asıl önemini ise 68 kuşağı ve Fransız yeni dalgasının 1968 yılında Fransa’da çıkan gençliğin kapitalist düzene baş kaldırması üzerine hayattan bir dilim sunan yönetmenlerin öğrenci ve işçilerle dayanışmasını, yeri geldiğinde mücadelenin beyaz perdeye taşınmasını, filmlerin sadece burjuvazinin zengin lüks hayatını resmetmemesi gerektiğini Enternasyonal sosyalist mücadeleyi farklı açılardan gösterme özelinde bir çok yönetmen filmlerinin prömiyerini bu festivalde yapmayı bir politik tavır olarak görmekteydi.

Lakin festivalin normalde takındığı tarafsızlık on mayıs gecesi Paris’te öğrencilerin başlattığı “polis şiddetine karşı ve ulusal kültürel özgürlüğü, laik gelenekleri ve bu geleneğin üniversitelerini, demokratik prensiplerinin baskılanmasına” karşı başlattıkları eylemleri gerekçe göstererek başta Godard 11 mayıs günü gösterimi bölerek sahneye çıktı ve Cannes festivalinin iptalini, öğrenci ve işçilerle dayanışma isteğini “Ben size öğrenciler ve işçilerle dayanışma diyorum, siz bana kamera açıları ve yakın çekimden bahsediyorsunuz. Hepiniz dallamasınız” diyerek göstermiş ve filmini gösterimden çektiğini belirtmiştir, ardından ise Truffaut çıkarak “Fransa bir fetih halindedir, öğrenci eylem ve protestoları göz önünde bulundurulduğunda ülke çapına yayılan grevlere ve şiddetli isyanlara çıkmıştır” diyerek Godard’ın protestosuna desteğini göstermiş ve Godard’a katılarak Truffaut da filmini gösterimden çekmiştir. Bu tavır festivali ve ülke aydınlarını iyice sola çekmekle kalmamış büyük bir kargaşa da doğurmuştur. Bu sırada Enternasyonal destek olarak Luis Buñuel de filmlerini çekmiş ve festivalin iptaline karşı çıkan olursa filmlerini Sinemateklerden çekeceğini belirtmiştir.

Cannes’ın Cannes olduğu zamanlar bunlardı, günümüzde ise Neonazi Ukrayna başkanı Zelensky bu festivalde onur konuğu olarak canlı bağlantıyla tam ekran konuk edilmiş ve NATO terör örgütünün Avrupa’da yayılmasının önünü açtığı içinse dakikalarca ayakta alkışlanmıştır, Açılış konuşmasında 68 Cannes’ında protestoları desteklemek üzere filmini çeken proleter yönetmen Charlie Chaplin’in “büyük diktatör” filmine atıfta bulunarak emperyalizm ve Nazizm’e karşı 75 yıl sonra tekrar savaşan Rus Halik’ının iradesine diktatör demiş, buna karşılıksa Sovyet asıllı Donbass filmiyle 2018’de gerçekleri gösteren Sergei Loznitsa “geçmiş ölmediği gibi mazi de değildir” diyerek Zelensky’e karşı olarak Ukrayna’nın Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetlerini nasıl bir ortadan kaldırma mücadelesi verdiğini sergileyen “Yok etmenin doğal tarihi” filminin fragmanını göstermiştir.

Cannes’da bir Nazi’nin tam ekran gösterilmesi ve dakikalarca ayakta alkışlanması bugün Avrupa sinemasının ve aydınının çürümüşlüğünü göstermiştir, Cannes ise artık bir film festivali değil, burjuvazinin yeni neferlerinin gövdesini sergileme podyumu olmuştur. Bugün yönetmenlere düşen rol, hayatı ve mücadeleyi tekrar halk kitlelerine yansıtmak ve bu doğrultuda emperyalistlerin karşısında tavır alarak kameralarını halk düşmanlarına, Neonazilere, kapitalistlere karşı bir silah olarak doğrultmaları bunu yaparken de halk sinemasının içinden geçmekte olduğu karşı devrime tavır alarak bu liberal dalgayı kırmalı ve yeni Devrimler için ışık, kamera, motor! Demesi gerekmektedir.