Reklam
Kategoriler: Sosyalist Kültür

SOSYALİST KÜLTÜR| Sevdalınız Komünisttir

Reklam
Dilara Kara
Nâzım’ın 120. Yaşında, okulda, sırada, atölyede, fabrikada, ofiste, yaşamın her alanında Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor çünkü Türkiye’de sosyalizm bayrağını açan Nâzım’dan bayrağı devralarak “Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet…” diyerek onun mücadelesini yürütmeye devam ediyoruz.

Nâzım Hikmet işçi sınıfının komünist şairidir. Hiç kuşkusuz tam da bu sebeple Nâzım Hikmet’in komünist, örgütlü ve yurtsever kişiliği unutturulmaya çalışılarak Nâzım’ı popüler kültürün bir nesnesi haline getirme çabası sürmektedir. Sanki Nâzım Hikmet’in komünistliğini unutturmak veya komünistliğini ve şairliğini birbirinden koparmak mümkünmüş gibi…

Nâzım Hikmet’in ilk gençlik yılları, Osmanlı’nın son demlerine ve halkın emperyalizme karşı verdiği mücadeleye denk düşer. Nâzım, anti-emperyalist benliğiyle emperyalizme karşı verilen mücadeleye destek olur; Nâzım’ın yolu önce Anadolu’ya düşer, sonra Moskova’ya. Ekim Devrimi’nin coşkusuyla birlikte, Nâzım Anadolu’dayken tanıştığı sosyalizmle bağlarını Moskova’da Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) aldığı eğitimle geliştirir. İçerisinde yaşadığı dönemin siyasal atmosferi ve teorik ve bilimsel açıdan sosyalizmde derinleşmesi Nâzım’ın sosyalist Türkiye’yi kurma iradesini ortaya koymasını sağlamıştır.

Nâzım Sovyetlere henüz iç savaş bitmemişken 1921 yılında ayak bastığında Bolşeviklere dair duyduğu merakı ve sosyalizme olan ilgisi, Bolşeviklerin siyasal mücadelesiyle buluşur. Nâzım’ın bu dönemde soluduğu hava, yaşamı boyunca üretiminin temel belirleyicisi olma özelliğini koruyacak ve Nâzım sanatını toplumsal temeller üzerine oturtacaktır. Nâzım’ın üretiminin diğer temel belirleyici etkeni 1923 yılında TKP saflarında örgütlü mücadeleye katılışıdır. Nâzım’ın partili oluşu 15’lerin katlinden sonra koşulların daha da zorlaştığı bir dönemde gerçekleşir ve sanatsal kimliği siyasal kimliğinin belirleyiciliği altında gelişir.

Nâzım mücadelesiyle, partili-aydın duruşuyla, sanatıyla, eserleriyle bir bütündür. Şiirlerini, mücadelesinin bir aracı olarak kullanır. Politik bir bilinçle yazdığı dizelerinde işçi sınıfını, örgütlülüğü, yurtseverliği ve sosyalizme olan inancını işler. Parti edebiyatından yana olan Nâzım’ın partiyle kurduğu bağ edilgen değildir; parti onun sanatını besler, o da sanatıyla partiyi. Charles Dobzyinski ile yaptığı bir söyleşide Nâzım parti ve aydın ilişkisine bakışını şu sözlerle açıklar: “Bu konuyu Lenin’in anladığı gibi düşünmeye çalışıyorum. İşte bu da çok güç; tüm derin düşünceler gibi Lenin’in düşüncesi de görünüşte çok yalın. Önce, yazar olarak, Parti üyesi olarak, Parti ile benim aramda kurulan bağ hiç de edilgen değil etkin bir bağ: Parti bana bir şeyler verir ve sıram gelince ben de ona bir şeyler verebilmeliyim. Ben partiye, Kongre tarafından onaylanmış bulunan tüzük ve program ile bağlıyım. Bu belirli ilkeler dışında kimseden buyruk almam. Kuşkusuz, Parti’nin belgilerinden, tüm belgilerinden onları halka yaymak için esinlenirim. Ama onları gerçekten sanatsal bir düzeye yükseltmeye çalışarak…”¹

Nâzım sanat ve partililik ilişkisi hakkında ise şunları söyler: “Biliyorsunuz, 1923’ten beri TKP üyesiyim; övündüğüm tek şey bu. Bana öyle geliyor ki, devletler arasındaki ilişkilerde yansızlık politikası yararlı ve etkili olabilir, ama yazarlarda olamaz. Dünya tarihinde, çağının sorunları karşısında büsbütün yansız ve edilgin kalmış bir tek büyük yazar göstermek kuşkusuz güç olacaktır. Yansız olunduğu sanılabilir ve söylenebilir ama nesnel olarak hiçbir zaman yansız olunamaz. Bana gelince, ben kesinlikle yan tutmayı yeğlerim.” “Öte yandan, Parti’nin, halkımın ruhunu benim yapıtlarımdan öğrenip kavrayabileceği bir biçimde yazmaya çalışırım. ‘Ozanlar gerçeği önceden sezerler’ diyordu Engels, eğer onlar geleceği önceden sezmeye yetenekli iseler o zaman bugünün sorunlarını haydi haydi sezebilirler. Parti tarafından önerilen genel konular ile ozanın duyduğu şey arasında çelişki olmaz” ²

Nâzım hayatı boyunca, “Ömrümde yalnız seninle / Ve senin safında olmakla övündüm.” Dediği TKP ile işçi sınıfının kurtuluşu için verdiği mücadeleden vazgeçmeyecektir. Komünist şairin sosyalizm inadı, mücadeledeki kararlılığı, işçi sınıfından yana tavır alışı ve partiye sevdası; onun cezaevlerine, sürgünlere sığmayan mücadele yaşamının ve tüm zorluklara rağmen davasından ve partisinden vazgeçmeyişinin temel hatlarını oluşturmaktadır. Buna rağmen Nâzım Hikmet’in komünist kimliği silinmeye çalışılarak Nâzım’dan bir aşk şairi çıkartılmaya çalışılmıştır. Gericisinden faşistine, liberalinden patronuna kadar birçok kişi Nâzım’ın şiirlerinden dizeler okumuş, Nâzım’a sahip çıkma yarışına girişilmiştir. Bu çabaların boşa çıkmış olması ise şaşırtıcı değildir çünkü sevdalınız komünisttir.

1980 sonrası dönemde, Neo-liberal politikaların ideolojik hattını oluşturan postmodernizm bireyin toplumsal bağlamından kopartarak bireyin iç çelişkileri sanatta işlenmeye başlanmış ve toplumsal sorunlarla sanatın ilişkisi terk edilmiştir. Oluşan tablo neticesinde, aydın kavramının içi boşaltılmış, örgütlü aydın kuşağından söz edilemez hale gelinmiştir. Dolayısıyla bugün, Nâzım’ı ve Nâzım’ın örgütlü mücadelesini anlamak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nâzım Hikmet, aydınlık günlerin yalnızca örgütlü mücadeleyle geleceğine duyulan güvendir. Eşitliğe, özgürlüğe ve insanca bir yaşama duyulan hasrettir, gideni ve gelmekte olanı anlamaktır Nâzım Hikmet.

Nâzım Hikmet, gericiliğe, emperyalizme, sermaye diktasına başkaldırıdır. Nâzım Hikmet, yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmektir yalanı.

Yazıyı yüreği işçi sınıfı için atan komünist Nâzım’ın dizeleriyle bitirelim.

“Ben yanmasam

Sen yanmasan

Biz yanmasak

Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”

Bu haber en son değiştirildi 15 Ocak 2022 11:53 11:53

Reklam

Önceki Haberler

TRT sanatçıları hedef almaya devam ediyor: Boran Kuzum oynayacağı diziden çıkarıldı

TRT, boykot çağrısına destek verdikleri gerekçesiyle kanallarındaki dizilerde rol alan sanatçıları projelerden çıkartmaya devam ediyor.

2 Nisan 2025 22:55

ODTÜ’lü öğrencilerden atanmış rektör Ahmet Yozgatlıgil’e istifa çağrısı

ODTÜ öğrencileri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına karşı başlatılan eylemlerde uğradıkları şiddet ve gözaltılarla…

2 Nisan 2025 15:35

İBB raporu ortaya çıkardı: Eski bakan Nebati’nin yeğeninin eşi 71 milyon TL’lik kamu zararına yol açtı

İBB'nin raporunda eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin yeğeninin eşine ait şirketin 32 ihale…

2 Nisan 2025 15:17

Boykot çağrısı yapan Aybüke Pusat, Teşkilat dizisinin kadrosundan çıkarıldı

TRT'de yayınlanan Teşkilat adlı dizinin başrol oyuncularından Aybüke Pusat, boykot çağrısı yaptığı gerekçesi ile dizi…

2 Nisan 2025 15:00

TKH: Korkmayın bu daha başlangıç: Bugün boykot, yarın grev!

Türkiye Komünist Hareketi (TKH), bir açıklama yayımlayarak öğrencilerin başlattığı ekonomik boykota destek vererek "Korkmayın bu…

2 Nisan 2025 13:57

Bir gözdağı da RTÜK Başkanı Şahin’den: Boykota destek veren kanallar ve yayınlar takip ediliyor

Üniversite öğrencilerinin başlattığı ekonomik boykota toplumun birçok kesiminden destek gelirken, İktidar kanadı, yandaş kannallar RTÜK…

2 Nisan 2025 13:42
Reklam