Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Başlıksız yazı

Reklam

Tülin Tankut

Başlık koymaya elim varmıyor? Zihnimdeki başlık, “ Ne istediniz İran’daki küçücük kız çocuklarından?” Bu bile öfkemi dindirmiyor. Ancak bir daha bu cümleyi kurmamak için hâlâ umut var!

Yanarım yanarım, çocukluğumdaki erkeklik gösterilerine bakarak, erkeğin gücünden ötürü haklı olduğu önyargısını zihnime kazıyanlara nasıl kandığıma…
Simone de Beauvoir diyor ki, “kadının kanatlarını kesiyoruz, sonra da uçamıyor diye yakınıyoruz.”

Peki, kanat kesen kim? Kadın neden uçamıyor?

Kadının davranışlarını belirleyen hormonları mı? Doğuştan gelen beyin yapısının sonucu mu? Yoksa yetiştirilme tarzıyla içinde büyüdüğü, yaşlandığı (beşikten mezara) koşullar, koşullandırmalar mı? Artık bilimin de kabul ettiği gibi, “kadınlık “ve “erkeklik” rolleri doğuştan değildir, sonradan oluşur. Bu rollerin eşitsizliği, kadın ezilmişliğini açıklar. Örneğin, anne olduğumuzda, herkesin bizden beklentisini yerine getirmek zorunda hissederiz kendimizi.( İyi eş, iyi anne, iyi gelin… ) Ev işi, çocukların bakımı, yaşlının, hastanın, engellinin bakımı bize bakar. (Beyimiz müsaade ederse, işe de girer, aile bütçesine katkıda bulunuruz.) Saçımızı süpürge etsek de kadir kıymet bilir mi yakınlarımız? “Anneler Günü”nü beklerler. Bu özel gün sorgulanması gerekirken toplumda olumlu bir algı yaratır. (“Yılın Annesi” falan seçilir) Annelik bizim görevimiz ya; rolümüzün hakkını veriyorsak “seviliriz”. Bizim ailemize sunduğumuz koşulsuz sevgimize karşılık, koşullu sevgi!

Şunu hiç düşündük mü? Özveride abartı, kadın özgürlüğüne zarar veriyor. Oysa özveriyi dozunda kullanmanın olanağı var. Ama aranırsa bulunur. Diyelim:
Ben kimim? Hiç sorduk mu kendimize?

Aslında cep telefonu, sosyal medya kullandığımızdan beri, dış dünyayla iletişimimiz arttı; olup bitenin farkındayız, haksızlıklar karşısında öfkeleniyoruz. Hayat gailesinden fırsat buldukça kimimiz kendini televizyonun karşısında buluyor, kimimiz soluğu sosyal medyada alıyor. Gün geçtikçe yüksek teknolojiden de soğuyoruz. Televizyon programlarından yakınanımız çok; özellikle de gündüz programlarından. Rekabet, bencillik, gösteriş üzerine üretilmiş, bireyciliği körüklüyor. Küresel kültürün dünyaya yayılmasından kaçış yok! Ama kimse sormuyor “biz bu niteliksiz TV programlarını hak ediyor muyuz”, diye? Alışkanlıklarımızla yaşadığımızdan izleyici de her şeyi kanıksıyor; tekdüzelikten tembelleşiyor. Öte yandan yalan haberlere karşı korunmuş değil. Doğruyu öğrenmek için bekliyor ki devlet yetkilileri beyanat versin. Ancak siyasetçilerin de başı dertte! Yapay zekanın yiyemeyeceği nane yok. (Son haber: Netanyahu’yu gafil avlamış, ulusal televizyonda halkına hitap ederken Farsça konuşturuveriyor.)

Genç kuşak hemcinslerimiz, kendi ülkesinde ve dünyada olup bitene karşı daha duyarlı. Ekranlara çıkıp akıllı uslu sözler söyleyebiliyor: Sözgelimi, uluslararası ve yerel hukuktan beklentinin, olayların tarafsız bir anlayışla sorgulanıp yargılanması gerektiğini belirtiyorlar. Hükümetlerin görece; yaşamları hayat pahalılığı, işsizlik, doğal afet, göç vb. nedenlerle alt üst olmuş yurttaşların haklı taleplerine karşı duyarsızlığını eleştiriyorlar. Ama kurtuluşu başka ülkelerde arayan hemcinslerimizin sayısı da giderek artıyor. Oysa uluslararası hukuk sistemi çökmüş. Diplomasi işe yaramıyor. Ülkeler, ekonomide silaha yatırıma öncelik veriyorlar. Dünyada risksiz yaşanacak yer kalmamış. Her yer tehlikeli. ( Yaşamaya korkar olduk.)
Gerçeklerden nereye kadar kaçılabilir ki?

Yüksek teknolojinin sorgulanmamasına karşılık kitap basımı durmuyor. Okuma alışkanlığı edinmemişsek yaşamın zorluklarıyla baş etmekte bocalarız. Nitelikli kitap , tiyatro, film, TV dizisi bizi konusuyla oyalamaz, düşünce ve duygu dünyamızı aydınlatır, sorgulamaya yöneltir bizi. Unutmayalım ki dünyanın, insanlığın hal i pür melali apaçık ortadayken yaşam umursamazlığa gelmez; aciliyeti olan durumlarda çaresizliğe, bıkkınlığa sığınmak bağışlanmaz. Başta kendimiz ve yakınlarımız için yaşamı savunmak görevimizdir. Dış dünyadaki engeller, üstelik savaş söz konuysa, kişiliği zorlarken aynı zamanda kişinin direncini de artırır.

Simone de Beauvoir, yukarıda kadınların trajedisinin, özel alandaki rolleri içinde tutulduklarına dikkat çekiyor yalnızca. Oysa bu durumu yaratan sınıflı toplumlardan itibaren kadınları, cinsiyet rollerini kullanarak özel alanda tutan kapitalizmdir. Kapitalizmin alternatifsizliğini savunanlar sömürü ve cinsiyet ayrımcılığının ( ırk, din, mezhep, etnisite vb.tüm ayrımcılığın) sürmekte olduğunun üstünü örtmeye çalışıyorlar.
Cinsiyet ayrımcılığına karşı, dünyanın en ücra yerlerinde bile kadın hareketleri yılmadan mücadele veriyorlar ama sömürü, şiddet, ayrımcılık sona eremiyor. Neden?

Kadın hareketleri tarihi, mücadelelerin her tarihsel dönemde yönetimlerin koyduğu sınırlar içinde sürdürüldüğünü gösteriyor. Engellemelere karşın nesnel koşullarını zorlayarak, dahası giderek güçlenerek varlıklarını günümüzde de küresel düzeyde sürdürüyorlar. Toplumsal tarih ise her iki cinsin gücünden de eşit olarak yararlanılacağı, kadının özgürleşeceği, gerçek sevginin yaşanabileceği bir toplumsal yapının gerçekleşmesinin mümkün olduğunu gösterdi. Mutlu anne- baba, mutlu çocuklar imkansız değildir; yeter ki paylaşma, dayanışma yaşam düsturumuz olsun.

8 Mart, eşitlik ve özgürlük için birlikte el ele yürüyen kadınları ve erkekleri alanlardaki kutlamalara bekliyor.

Ben de “Emperyalizme, Siyonizme karşı İRAN HALKININ YANINDAYIZ! Diye haykırmak için Danışma Kurulu ütesi olmaktan kıvanç duyduğum İKD (İlerici Kadınlar Derneği) etkinliklerinde olacağım.

Reklam

Önceki Haberler

MİT, MI6’ten Colani’yi IŞİD’den korumak için destek istedi iddiası

Reuters'ın haberine göre Türkiye, IŞİD'in tehditlerinin artması nedeniyle Suriye'de geçici cumhurbaşkanı olarak atanan HTŞ lideri…

6 Mart 2026 17:44

Anne Hasret Doğan şikayetini çekmişti: Zehra Kınık davasında nihai karar

17 yaşındaki Batın Barlas Çeki'nin hayatını kaybettiği kazanın davasında İstinaf Mahkemesi nihai kararını açıkladı. Anne…

6 Mart 2026 17:39

Bakan Tekin açıkladı: Okullara 24 saat “polis devriyesi” geliyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Karaman'da yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığı ile koordineli olarak riskli okullarda…

6 Mart 2026 17:24

İran Tudeh, İsrail ve ABD Komünist Partilerinden ortak açıklama

İran Tudeh Partisi, İsrail Komünist Partisi ve ABD Komünist Partisi, İran’a yönelik saldırıların bölgeyi tam…

6 Mart 2026 17:14

Eski TÜSİAD yöneticileri hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası

TÜSİAD'ın eski yöneticileri Orhan Turan ve Ömer Arif Aras'ın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, Turan…

6 Mart 2026 15:22

CHP’den istifa eden Özarslan’a kötü haber: Rozet taksa da yargıdan kaçış yok

ABB Belediye Meclisi AKP Parti Grup Başkanvekili Nihat Yalçın, röportaj verdiği yerel haber sitesine CHP’den…

6 Mart 2026 15:19
Reklam