Reklam
Kategoriler: Gündem

İmamoğlu’nun diploma davası: Avukat Mehmet Pehlivan savunmasını dilekçeyle verdi

Reklam

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptaline ilişkin İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava geçen hafta Silivri’deki Marmara Cezaevi’nin mahkeme salonunda görüldü.

İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan tutuklu bulunduğu için katılamadığı “diploma davası”na ilişkin savunmasını dilekçeyle İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne sundu.

Dilekçesinde hapishanede tutulduğunun altını çizen Pehlivan, İmamoğlu’nun yatay geçişinin 2020 ve 2024’te incelendiğini ve sorun görülmediğini vurguladı.

Pehlivan cezaevi koşullarını şöyle anlattı: “Mahkemenizde görülmekte olan dava konusunun idari süreçlerini takip etmiş, konuyu bilgilendirmiş, dava dilekçesini yazmış ama duruşmasına katılamamış davacı vekiliyim. Ve bu satırları size avukatlık yapmam nedeniyle tutuklu olduğum bir hapishane hücresinden yazıyorum.

Mahkemenizde görülmekte olan davanın davacısı tutuklu, davayı açan avukatı tutuklu, tensibi yapan Mahkeme Heyetinin çoğunluğu sürgün, dava konusu işlem ise Türkiye tarihinin bir dönüm noktasından hemen önce, mesai saati dışında alelacele alınmış ve duyurulmuştur. Tüm bunların tesadüf olmadığı herkesin malumu olduğundan açıkça yazılmasında da bir beis olmadığı kanaatindeyim.

Sayın Mahkemeniz de bu tesadüf olmayan gelişmelerin ışığında karar vereceksiniz. Ama doğru ama yanlış bir karar olacak. Hakimlere vicdanlarıyla karar vermesi çağrısını yapmayı bırakalı bir hayli oldu. Zaten de hak ve özgürlükler Hakim de olsa avukat da olsa bir kimsenin vicdanına, merhametine bırakılmamalı. Bu sözleri Heyetinizin vicdanını sorgulayan bir yerden söylemiyorum. Yalnızca, hakkın ve özgürlüğün adil olmanın ne büyük nimet olduğunu öğrendiğim bir yerden söylüyorum. Her ay haksız ve özensiz bir kararla tutukluluğu devam ettirilen bir hukukçu olarak söylüyorum.

Bilmenizi isterim ki, hukukta ısrar etmek bazen sürgün bir adliyede hakimlik yapmaya bazen de bir hapishane hücresinden avukatlık yapmaya mal olabilir. Israr edenler dün oldu, tıpkı bugün olduğu gibi, tıpkı yarın da olacağı gibi.”

“AÇIK HATA DENEMEZ”

Pehlivan dilekçenin devamında ise davaya ilişkin savunmasını yaptı. İstanbul Üniversitesi’nin avukatının savunmasında geçen “Sayın İmamoğlu’nun doğrudan yaptığı bir eylemi belirtmiyoruz” ifadelerine dikkat çeken Pehlivan şunları söyledi: “Davalı Üniversite duruşmadaki savunma esnasında “Davacının (İmamoğlu) fiillerinde” kusur olmadığını, sunduğu belgelerin gerçek ve yasaya uygun olduğunu, kriterleri karşıladığını, hileli veya dürüstlüğe aykırı bir davranışı olmadığını açıkça kabul ve beyan etmiştir. Davalı idarenin (İstanbul Üniversitesi) bu beyanı bir itiraftır. Bu itiraf karşısında Mahkemenizin kararı, 35 yıl önce gerçek, doğru, usule uygun, kriterleri karşılayan ve dürüst bir başvurunun, işlemin akıbetine yöneliktir.

Davalı idare, yatay geçiş kontenjanın artırılmasının “açık hataya” neden olduğunu savunmaktadır. Hemen belirtmeliyim ki, kontenjan artırımında usule aykırı bir husus yoktur. Bir an için kontenjan artırımının usule aykırı olduğu kabul edilse dahi bu kabul müvekkilin yatay geçişini “açık hata” olarak nitelemeyecektir. Bu bağlamda “açık hata” hususunu irdelemek gerekmektedir.

Kontenjan artırımı “açık hata” tanımına uymaz. Öğrenci, doğru belgelerle, gerçek belgelerle, kriterlerdeki şartları karşılayarak başvurmuştur. Ve kabul edilmiştir. İlk bakışta görülen, net olan budur. Bir hatanın tespiti için derinlemesine idari inceleme, teftiş raporu, uzman görüşü alınması gerekiyorsa, o hata için açık hata” denemez.”

DANIŞTAY KARARLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Pehlivan savunmasına şöyle devam etti:

“Nitekim kontenjanın usule aykırı artırılıp artırılmadığı ancak idari denetimler veya soruşturmalar sonucunda ortaya çıkabilecek teknik bir konudur; ilk bakışta görülen bariz bir hata değildir. İşte bunun ispatı: Yatay geçiş işlemi 27/03/2020 tarihinde Üniversite tarafından incelenmiş ve müvekkilin yatay geçiş işlemi diplomasında bir hata olmadığı tespit edilmiştir. Açık hata olsaydı o gün incelendiğinde görülürdü. Yatay geçiş işlemi bu kez 07/10/2024 tarihinde Üniversitenin farklı bir birimi tarafından incelenmiş ve işlemde yine bir hata olmadığı tespit edilmiştir. Açık hata olsaydı o gün incelendiğinde görülürdü. Dekanlık 2020’de incelemiş, sorun yok demiş, Rektörlük 2024’te incelemiş, sorun yok demiş. Ancak bugün kontenjan artırımının usule aykırılığının açık hata olup olmadığını tartışıyoruz. Bu tartışma yersizdir. Açık hata olmadığı barizdir. Açık hata tartışması, üniversitenin haksız ve hukuksuz bir işlemine hukuka uygunluk görüntüsü katma çabasından ibarettir. Üniversite yönetim kurulunda değilse bile Mahkemede yenilmeye mahkum bir tartışmadır.”

Danıştay’ın açık hatanın var olup olmadığına dair değerlendirme kıstasları şu şekildedir:

→ Hatalı olduğu değerlendirilen işlem bir kurul tarafından tesis ediliyorsa, ortada ilk bakışta görülen bir hata yoktur, bu nedenle de açık hata yoktur. Somut olayda müvekkilin yatay geçiş başvurusu önce intibak komisyonu daha sonra Fakülte Yönetim Kurulu tarafından uygun bulunmuştur.

→ Hukuka aykırılık iddiası bakımından bir kurulun görüşünün istendiği veya işlemin hatalı olduğu yönünde uzman denetmen tarafından bir teftişin gerekli olduğu hallerde açık hata yoktur. Somut olayda davalının açık hata dediği kontenjan artırımındaki usulsüzlük iddiası 2020’de Dekanlık, 2024’te Rektörlük tarafından tespit edilememiş; ancak ve ancak Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu Araştırma raporuyla “iddia” haline getirilmiştir.

“KURUL TARAFINDAN KABUL EDİLDİ”

“Yatay geçiş işlemi kurul tarafından kabul edilmiştir, buna karşın dava konusu işlem ancak birden fazla teftiş sonucu alınmış bir işlem olduğundan açık hata olamayacağı şüphesizdir” diyen Pehlivan savunmasını şöyle tamamladı:

“Öte yandan idare hukukunda “yokluk”, idari işlemin kurucu unsurlarındaki (özellikle yetki ve fonksiyon) çok ağır ve bariz sakatlıkları ifade eder. Kabul anlamına gelmemekle kontenjan artırımındaki usulsüzlük bu ağırlıkta değildir. Yokluk, idarenin yasama/yargı yetkisini kullanması (fonksiyon gaspı) veya yetkisiz bir kişinin (sıradan bir vatandaşın) idare adına işlem yapması hallerinde olur. Var olan bir yetkinin hatalı kullanımı işlemi yok kılmaz, sadece iptal edilebilir kılar. Şekli eksiklikler, işlemi yoklukla malul hale getirmez ve hatta çoğu zaman işlemi sakatlamayan aykırılıklar olarak görülür.

Davalı idarenin dava konusu işlemde kamu yararı, idarenin istikrarı ilkesini gözetmediği gibi aşamalardaki savunmalarına itibar etmek mümkün değildir.”

Reklam

Önceki Haberler

İmralı görüşmesinin tutanakları yayınlandı

TBMM, AKP, MHP ve DEM Parti temsilcilerinin katıldığı, CHP’nin ise yer almadığı 24 Kasım 2025…

23 Ocak 2026 17:47

Furkan Karabay tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi: İfadesi ortaya çıktı

İstanbul'da gazeteci Furkan Karabay, "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanma talebiyle sulh…

23 Ocak 2026 16:55

The New York Times’tan dikkat çeken başyazı: Trump 1 milyar 408 milyon 500 bin doları nasıl cebe indirdi?

The New York Times, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde makamını kişisel servetine dönüştürdüğünü…

23 Ocak 2026 15:32

MESEM’den sonra şimdi de çocuklar sermayenin emrine veriliyor

MESEM'de iş cinayetleri sürerken çocukları sermaye için çalıştıracak bir protokol de Kütahya'da imzalandı.

23 Ocak 2026 15:12

Esat Yontunç ‘yurtdışı yasağı’ konularak serbest bırakıldı

Acun Ilıcalı'nın en yakın arkadaşlarından olan, Acun Medya Koordinatörü Esat Yontunç dün gözaltına alınmıştı. Yontunç,…

23 Ocak 2026 14:51

Ahmet Özer’e 6 yıl 3 ay hapis cezası

Kayyım atanan Esenyurt’un eski belediye başkanı Ahmet Özer, “kent uzlaşısı” davası kapsamında hakkında istenen hapis…

23 Ocak 2026 14:48
Reklam