Kaos
"Görevi, konumu, toplumsal statüsü ne olursa olsun vicdan , sorumluluk sahibi her kes bu kaotik sürecin aşılmasında Ülkenin açlık sınırında yaşayan, açlıkla karşı karşıya ezici çoğunluğunun yanında saf tutmalıdır"
OSMAN NACİ BALTA
Bugünlerde başucu kitabım;”Kozmos”
‘Kozmos’;Düzenlilik.Dünyanın varoluş hali.
‘Kaos; Düzensizlik, karmaşa.
Dünyanın bugünkü hali!!!
Aşağıdaki paylaşımım 2022 yılına ait. Bugün üç yıl önceki tablodan daha iyi
durumda değiliz, daha da kötüyüz görünen.
Açıklanan asgari ücret…
Açıklanacak emekli maaşları artışları bu tespitimizi doğruluyor…Maalesef!!!
Bu böyle sürmez “Sürdürülemez…”
Bu ekonomik tablo ile bu adaletsiz gelir dağılımı ile Ülkemizde toplumsal yaşam; “Sürdürülemez”…
Bu sorun bu İktidar bu Muhalefet anlayışı ile aşılamaz, çözülemez…
Ülkemizdeki Ekonominin geldiği aşama toplumsal yaşam için tam olarak “Sürdürülemez” diye tanımlanan yerdedir.
Hesap basit bir çıkarma işlemi; Cebe giren-Cepten çıkan=Negatif(-)
Negatif (-) Aile bütçesi yoksulluğun ötesi açlık daha da ötesi toplumsal kaostur.
Kaos; Sürdürülemez bir durumdur.
Derhal ivedilikle, acilen aşılmalı çözülmelidir.
Durum eleştirmekle, sızlanmakla, şikayetlenmekle, yakınmakla hamasi siyasi nutuklarla, ajitatif demeçlerle sorunu yok saymakla, hafife almakla, görmezden gelmekle aşılacak gibi değil.
İvedilikle çözüm için harekete geçmek gerekmektedir.
İktidarın, Muhalefet siyasetçilerinin Sistemin dümen suyundaki Sendika STK yöneticilerinin harekete geçmesinden bahsetmiyorum.
Siyasi irade (İktidar yada Muhalefet) Sistemin çarkları ile entegre olmuş Sendika ağaları, STK yöneticileri bugüne kadar bu sorunu çözebilseydi bu sorun bugün bu aşamaya gelmez kaosa dönüşmezdi.
Zira Sistemin siyasetçiye, Sendika, STK yöneticisine sağladığı konfor, bol sıfırlı yüksek maaşlar, ekonomik, sosyal olanaklar onları bu sorundan uzak, muaf tutuyor, bu ekonomik kriz onların yaşamlarını, konforlarını engellemiyor, etkilemiyor.
Sorunu çözecek olan sorunun birinci dereceden mağdurları, muhataplarıdır.
Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan açlık sınırındaki daha ötesi aç, sefalet içinedeki halktır.
İşçiler, emekçiler, emekliler, düşük gelirli memurlar, üretim maliyetleri karşısında üretemeyen üretici, dükkanını döndüremediği, günü siftahsız kapattığı için kepenk kapatmak zorunda kalan esnaf, işsiz yurttaşlar, işsiz gençler, ekonomik krizden en çok etkilenen kadınlar…
Ez cümle bu Ekonomik kaostan birinci dereceden etkilenen toplumsal kesimler
Sistem Siyasetçilerin, sendika ağalarının, Sistemle bütünleşmiş STK yöneticilerinin keyfiyetini beklemeden derhal harekete geçmeli yaşamın her alanını eylem alanına dönüştürmelidir, yaşamın tüm alanlarında seslerini, itirazlarını en doğal hakları yaşamsal taleplerini yoksulluk sınırı üzerinde bir geçim standardı istemini yükseltmelidir.
Zira; “Sistemden beslenenler Sisteme karşı çıkamaz, Sistemden kaynaklı sorunları çözemez.”
Bunun yolu yöntemi biçimi demokrasi tarihimizin yaşanmışlığında deneyimlerinde vardır.
İktidardan, Muhalefetten, Sağdan, Solan, sivil, memur, patron, sendika yöneticisi, işçi, esnaf…
Görevi, konumu, toplumsal statüsü ne olursa olsun vicdan , sorumluluk sahibi her kes bu kaotik sürecin aşılmasında Ülkenin açlık sınırında yaşayan, açlıkla karşı karşıya ezici çoğunluğunun yanında saf tutmalıdır.
Ekmek kuyrukları, çarşı pazar, emeklilerin banka önü maaş kuyrukları, mahalle parkları, kafeler, toplu ulaşım araçları evlerimizin balkonları, Sosyal medya platformları bizleri açlığa sefalete sürükleyen Sisteme karşı sesimizi yükseltmek, itirazımız, protestomuz için, Anayasal hak olan yoksulluk sınırı üzerinde bir yaşam sesimizi yükselteceğimiz birer eylem alanları olmalı. Hemen şimdi.
Bugünden tezi yok.
Bu ağır Ekonomik koşullarda bu adaletsiz gelir dağılımı ile sağlıklı bir toplumsal yaşam “Sürdürülemez.”

