Reklam
Kategoriler: Gündem

Laiklik Meclisi: Köy Enstitülerinin aydınlanmacı mirası, bugün yalnızca bir nostalji değil, acil bir ihtiyaçtır!

Reklam

Laiklik Meclisi, 17 Nisan 1940’ta kurulan Köy Enstitüleri hakkında yayınladığı açıklamada ” Yoksul ve topraksız köylünün şeyhlerle, aşiret ağalarıyla değil, Cumhuriyetin öğretmeni öncülüğünde eğitimle özgürleşmesini ve kendi topraklarında üretebilmesini sağlayan bir üretimde ve toplumsal yaşamda ilerlemeyi hedefleyen bir kalkınma hamlesidir” denildi.

Laiklik temelinde emek ve eğitimi bütünleştiren bu özgün eğitim modeli; yalnızca öğretmen yetiştirmekle kalmamış, yurttaşlık bilinci yüksek, üretken ve özgür çiftçiler, yurttaşlar yetiştirmeyi hedeflemiştir” ifadeleri kullanılan açıkalamada Köy Enstitülerinin karma karma eğitim modelini hayata geçirerek ” kadın ve erkeğin eşit olarak birlikte öğrenmesini sağlamıştır” vurgusu yapıldı.

Laiklik Meclisi’nden yapılan açıklama şu şekilde:

Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 tarihinde, bu ülkenin en zor koşullarında dahi aydınlanma iradesinin nasıl örgütlenebileceğini gösteren Mustafa Kemal Atatürk ve beraberindeki kurucu kadroların öncülüğündeki Cumhuriyet Devriminin tarihsel bir atılımıdır. Yoksul ve topraksız köylünün şeyhlerle, aşiret ağalarıyla değil, Cumhuriyetin öğretmeni öncülüğünde eğitimle özgürleşmesini ve kendi topraklarında üretebilmesini sağlayan bir üretimde ve toplumsal yaşamda ilerlemeyi hedefleyen bir kalkınma hamlesidir.

Laiklik temelinde emek ve eğitimi bütünleştiren bu özgün eğitim modeli; yalnızca öğretmen yetiştirmekle kalmamış, yurttaşlık bilinci yüksek, üretken ve özgür çiftçiler, yurttaşlar yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bu büyük atılıma öncülük eden Saffet Arıkan, Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç gibi öncü eğitimciler, eğitimi bir ayrıcalık değil, halkın en temel hakkı olarak gören bir anlayışla Köy Enstitüleri eğitim sistemini kurmuş ve geliştirmişlerdir.

Köy Enstitüleri, karma eğitim ilkesini hayata geçirerek kadın ve erkeğin eşit olarak birlikte öğrenmesini sağlamıştır. “İş içinde, işle birlikte eğitim” anlayışıyla öğrenciyi üretimden ve hayattan koparmayan; üretimle, emekle ve bilgiyle bütünleştiren bir model yaratmıştır. Bu yönüyle eğitim, soyut bir aktarım değil, doğrudan yaşamın kendisi haline gelmiştir. Bu nedenle, bu okullardan mezun olan öğretmenler ve aydınlar, döndükleri köylerinde yalnızca ders anlatan kişiler olmamış; buralarda toprağı işleyen, üretimi örgütleyen, kültürel hayatı canlandıran, halkla birlikte öğrenen ve öğreten öncüler haline gelmişti.

Elbette köylünün bilinçlenmesi, üretici ve hak sahibi bir toplumsal güce dönüşmesi; büyük toprak sahiplerinin, aşiret ağalarının, sermaye çevrelerinin ve onların siyasi temsilcilerinin kabul edebileceği bir şey değildir. 1940’ların ortalarında Köylüyü Topraklandırma Kanunu’nun olmazsa olmaz bileşeni olan bu aydınlanma hamlesi, toprak ağalarının ve ticaret sermayesinin duvarına çarpmıştır. Karalama kampanyaları ve siyasal tasfiyeler sonucunda Köy Enstitüleri kapatılmış, Köylüyü Topraklandırma Kanunu’nun içi boşaltılmıştır. Köy Enstitülerinin kapatılması, yalnızca bir eğitim modelinin değil, başka bir toplum ihtimalinin de ötelenmesi anlamına gelmiş; toprak sorunu çözülmeden, üretim ilişkileri değişmeden, halk gerçek anlamda özgürleşmeden aydınlanmanın da eksik ve kırılgan kalacağını ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, bu büyük eğitim devriminin tarihsel gelişimi, gerici baskıların etkisiyle kesintiye uğratılmıştır.

Bugün, Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümünde, bu mirası anmak kadar, neden tasfiye edildiğini ve bugün neden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu da konuşmak zorundayız.
Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir iki temel eksende aşındırılmaktadır: dinci kuşatma ve piyasacı dönüşüm. Eğitim, kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilen bir araca dönüştürülmekte; bilimsel ve laik içerik ise sistemli bir biçimde tasfiye edilmektedir. Okullar, eleştirel düşüncenin değil itaatin; özgür yurttaşın değil “makbul” bireyin yetiştirildiği alanlara çevrilmektedir.

Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olayları ve katliamlar, eğitimin geldiği bu karanlık tablo ile gençliğin yalnızlaştırıldığı bir sonucu gözler önüne sermektedir. Eğitim, çokça tartışıldığı haliyle sadece bina ve güvenlik meselesi değildir. Eğitim programından da ibaret olamaz. Eğitim, bir toplumsal akıl ve gelecek meselesidir. Köy Enstitüleri, tam da bu noktada bize güçlü bir hatırlatma yapmaktadır. Eğitim; laik, bilimsel, kamucu ve başka türlü bir üretim anlayışı ile iç içe olduğunda toplumu dönüştürür. Öğrenciyi hayattan koparan değil, geleceğin yurttaşları olarak hayatın öznesi haline getiren bir anlayış olmadan ne şiddetin önüne geçilebilir ne de aydınlık bir gelecek kurulabilir.

Laiklik Meclisi olarak çağrımız nettir:

Eğitim sistemi dinselleştirme ve piyasalaştırma kıskacından kurtarılmalı; laik, bilimsel eşit ve parasız bir temelde yeniden inşa edilmelidir. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, gençlerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçları göz ardı edilmemelidir. Öğretmenler yalnızlaştırılmamalı, aksine bu dönüşümün öncüsü olarak desteklenmelidir.

Köy Enstitülerinin aydınlanmacı mirası, bugün yalnızca bir nostalji değil, acil bir ihtiyaçtır.

Bu mirası savunmak, eşit, özgür ve laik bir geleceği savunmaktır.

Yaşasın laik, bilimsel ve kamucu eğitim!

Reklam

Önceki Haberler

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a çağrı: 23 Nisan yasaklansın

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrı yapan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 'okul saldırıları dolayısıyla '23…

17 Nisan 2026 15:34

“Komünist işçi Hüseyin Duman yaşıyor”

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) faşistler tarafından katledilen Hüseyin Duman'ı andığı açıklamada "Hüseyin’in uğruna mücadele yürüttüğü…

17 Nisan 2026 12:40

Grevdeki Temel Conra işçilerine şafak baskını: Çok sayıda gözaltı var

İzmir'de yaklaşık 1.5 yıldır grevde olan Temel Conta işçileri, 'huzur ve sükûneti bozma' iddiasıyla sabah…

17 Nisan 2026 12:18

Köy Enstitüleri’nin ‘bilinmek istenmeyen’ gerçekleri

Bugün Köy Enstitüleri’ni fazla iyi niyetle sadece bir eğitim meselesi olarak görenlerin, meselenin arka planında…

17 Nisan 2026 12:01

Süleyman Soylu’dan Gülistan Doku açıklaması

Dersim'de 6 yıl önce kaybolan Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişmelerin ardından dönemin İçişleri Bakanı olan…

17 Nisan 2026 11:37

Gülistan Doku soruşturması: Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel açığa alındı!

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkındaki iddialarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma…

17 Nisan 2026 11:30
Reklam