Mahkemeden Zeren Ertaş'ın ailesine yönelik ölüm tehdidine takipsizlik kararı

Aydın'daki KYK yurdunda gerçekleşen asansör kazasında hayatını kaybeden Zeren Ertaş'ın ailesine, davanın karar duruşması öncesinde gönderilen ölüm tehditlerine ilişkin yürütülen soruşturmada savcılık takipsizlik kararı verdi.

Mahkemeden Zeren Ertaş'ın ailesine yönelik ölüm tehdidine takipsizlik kararı

Aydın Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdunda meydana gelen asansör kazasında yaşamını yitiren Üniversite Öğrencisi Zeren Ertaş’ın ailesinin hukuk mücadelesi sürerken, skandal bir gelişme yaşandı. Karar duruşmasından hemen önce Zeren Ertaş’ın annesi Serpil Ertaş’ın telefonuna gelen tehdit mesajlarıyla ilgili başlatılan soruşturmada, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.

Zeren Ertaş’ın annesi Serpil Ertaş’ın WhatsApp hattına yurt dışı kaynaklı bir numaradan gönderilen mesajda “Zeren öldü, en kısa sürede duruşmadan çekilmediğiniz takdirde kızınızı mezarından çıkarıp yakarız. Size son uyarımızdır. Bunu dikkate al yoksa seni de kocanı da leş ederiz” yazıyordu. Bu açık tehdit ve şantaj mesajının ardından Ertaş ailesi, faillerin bulunması talebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu.

24saatgazetesi.com’dan Tolga Çifci’nin haberine göre, şikayet üzerine dosya kapsamında siber araştırma yürütüldü. Yapılan incelemeler neticesinde, tehdidin savrulduğu ve “+63” koduyla başlayan GSM hattının Filipinler menşeli olduğu belirlendi. Savcılığın takipsizlik kararında; söz konusu hattın internet üzerinden elde edilen sanal bir telefon numarası (VoIP) olabileceği belirtildi. Kimlik gizlemek amacıyla birden fazla yurt dışı kaynak üzerinden bu tür işlemler yapıldığı aktarılan kararda, gerçek hat kullanıcısının açık kimlik ve adres bilgilerine ulaşılmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade edildi.

“DELİL NİTELİĞİ TAŞIMIYOR”

Başsavcılık, takipsizlik kararının gerekçesinde dijital delillerin yetersiz olduğunu savundu. Mesajlaşma içeriklerinin aslına doğrudan ulaşılamadığı belirtilen kararda, sunulan fotokopi evraklar üzerinden mesajların kim tarafından gönderildiğinin belirlenemeyeceği ve somut bir tespit yapılamadığı için bu belgelerin hukuki açıdan delil değeri taşımadığı ifade edildi.

Savcılık, dosya hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti.