Reklam
Kategoriler: Pusula 219

NATO Zirvesi’nin tek sonucu: Yeni “kutsal ittifak”

Reklam

ALİ RIZA ÇELİK

NATO Zirvesi’ne giderken gerek Türkiye iç siyasetinde gerekse uluslararası alanda yürütülen ve NATO ya da emperyalizmin askeri/siyasi boyutlarına dair yapılan tartışmalara göz attığımız zaman kabaca şu başlıkların öne çıktığını görmekteydik:

• NATO’nun geleceği ne olacak? NATO kapanacak mı, 3.0 olarak güncellenecek mi?
• Avrupa Birliği emperyalizmi kendi güvenliğini almak konusunda daha “güçlü” olabilecek mi yoksa ABD’ye olan bağımlılık devam edecek mi?
• NATO’da ABD’nin sürekli şikâyet ettiği yük paylaşımı ne şekilde olacak?
• İran’a dönük müdahale konusunda AB ülkelerinin ayrıksı durması NATO üzerinden zirvede nasıl ele alınacak?
• NATO zirvesi ile İran gündeminin bağlantısı nasıl olacak?
• Ukrayna savaşı ile ilgili ne gibi kararlar alınacak?
• NATO örgütlenmesi üzerinden emperyalizm dünyada yeni hedefler koyacak mı?
• (Türkiye’nin cephesinden bakıldığında) Türkiye’nin ABD ile ilişkileri açısından gelişmeler olacak mı ve bunun NATO platformundaki yansıması nasıl olacak?

Bu yazıda bütün bu sorulara kapsamlı bir yanıt verme şansımız bulunmuyor. Bu nedenle genel anlamda zirvenin sonuç bildirgesinin gösterdikleri ve arka planda yaşananlara odaklanacağız.

YENİ SAVAŞ KOALİSYONU

Zirve sonuç bildirisinde öncelikle, üye ülkelerin NATO’nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeye ve transatlantik bağa yönelik “sarsılmaz bağlılıklarını” teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldiğine dikkat çekilirken, “Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifak’ımızdaki 1 milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
“Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey Savunma Taahhüdü’nü hayata geçirdiği” belirtilen bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın 2025’te temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı.

Dolayısıyla bu zirve ile birlikte aslında NATO’nun finansmanı bağlamında ABD’nin sürekli şikâyet ettiği olguya bir çözüm bulunmuş gibi görünse de geçtiğimiz yıllardaki savunma harcamalarına bakıldığında karşımızda şöyle bir tablo bulunuyor:

2021’de NATO üyesi ülkelerin toplam savunma harcaması 1,18 trilyon dolardı. Bu harcamanın yalnızca 359 milyar doları, yani yüzde 30’u, ABD dışındaki NATO üyeleri tarafından yapılmıştır. 2025 yılı sonu itibarıyla NATO üyelerinin toplam savunma harcaması 1,59 trilyon dolara çıkmıştır. Bunun 607 milyar doları, yani yüzde 38’i, ABD dışındaki NATO üyeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. ABD dışındaki ülkeler bu dönemde harcamalarını yaklaşık yüzde 70 oranında artırmıştır. Ek olarak not etmek gerekirse, Türkiye’nin savunma harcamaları da aynı dönemde 13 milyar dolardan 32,6 milyar dolara çıkmış; böylece yüzde 151 oranında artmıştır.

RUSYA ÖCÜ, NEO-FAŞİST UKRAYNA KARDEŞ

Bu rakamların da gösterdiği üzere, ABD ile diğer NATO ülkeleri arasında tek başına finansman odaklı olmayan siyasi sürtünmeler olduğu bir kere daha görünür olmuştur. Bu zirve Rusya’yı Avrupa’ya öcü olarak göstererek ve Avrupa’nın neo-faşist Ukrayna’ya destek olması üzerinden birliğini yeniden tesis etmeye çalışmıştır. Eski bir yaklaşım olmakla birlikte güncel bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Yeni sayılabilecek nokta ise NATO’nun bu anlamda savaş koalisyonu olma misyonunu güncellemesidir. Çünkü geçmişten bugüne kadar “barış” ya da “savunma” söylemi üzerinden manipülasyon yapan emperyalizm kendi iç çekişmesini çözmek için dahi Ukrayna’da savaşı yükselteceğini bir kere daha ortaya koymuştur. Dolayısıyla savaş koalisyonu yeni bir kutsal ittifak olarak adım adım şekillenmektedir.

Doğal olarak bunun pratik sonucunun Ukrayna’ya AB tarafından 2026 ve 2027’de 70’er milyar avro verilecek olması da şaşırtıcı değildir. Konu ile ilgili dolaylı olarak işaret edilmesi gereken nokta ise Türkiye’nin S-400 gündemidir. Bilindiği üzere ABD ile F-35 anlaşmasının iptaline ve CAATSA adı verilen bazı yaptırımların gündeme gelmesine neden olan Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzelerini tedarik etmesi olayının bu zirve ile birlikte aslında bir illüzyon olduğu algısı ortaya çıkmıştır. ABD Başkanı Trump, S-400’leri ağzına almadan F-35’e dönülebileceği mesajını verirken, bakla Hande Fırat ve Abdülkadir Selvi’nin ağzından iki gün sonra çıkmıştır: S-400’ler Türkiye’den üçüncü bir ülkeye satılacaktır.

AKP’nin, siyasal İslâmcıların, sermaye sınıfının ve devletin aslında ne kadar pragmatik ve Amerikancı olduğunu gösteren bu örnek, aynı zamanda tutarsız ve başarısız bir dış politikanın da adıdır. Ancak meseleye başka bir pencereden baktığımızda, bahsettiğimiz bu olgu aracılığı ile Türkiye’nin NATO Zirvesi’nde Rusya’ya karşı kurulan “kutsal ittifak”ın bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye ile ABD arasındaki büyük bir pürüz halledilmiştir, Türkiye Rusya ile daha mesafeli hale gelmiştir.

İRAN ANKARA’DAN VURULDU

Zirve sırasında haydut ABD’nin ateşkesi bozarak saldırı düzenlediği İran gündemi ise sonuç bildirgesinde “Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor.” şeklinde yer aldı. Geçtiğimiz yıllarda 2026 Ankara Zirvesi’nin İran’a dönük bir saldırganlığın başlangıcı olacağına dair büyük bir beklenti mevcuttu. Şimdi tarih bir yandan altı ay erkenden akıyor gibi görünse, emperyalizmin İran politikası NATO Zirvesi’nde tescillenmiştir. ABD de saldırganlığı arttırarak herkesi bunun parçası haline getirecek bir hamleyi yapmıştır. Bu da, emperyalizmin İran’a dönük saldırganlığını azaltmayacağının bir belirteci olarak ele alınmalıdır. İran gündeminde ayak sürüyen Avrupa ülkeleri ile ABD’nin arasındaki gerilim elbette uydurma değildir ancak bir yere kadar önemi olacağı düşünülmelidir. Çünkü İran gündeminde ABD açısından “emperyalizmin hizasında ve sağlam bir şekilde” durması gereken iki ülke vardır. Bunlar İsrail ve Türkiye’dir. İran’a dönük emperyalist politikanın agresif ve saldırgan kanadını İsrail, yumuşak ve defansif kanadını ise Türkiye oluşturmaktadır. NATO Zirvesi bu anlamda da önemli bir aşama olmuştur. ABD zirve sırasında İran’ı bombalarken, NATO birlik ve bütünlük mesajı vermiş, Türk Dışişleri bu duruma sessiz kalmış, Trump ise Erdoğan’a Gazze gündemi ile rol biçtiği konuşmasını yapmıştır.

Dolayısıyla, NATO Zirvesi emperyalizmin hedef tahtasında İran’ın olduğunu bir kere daha tescillemiştir. AB ülkelerinin tereddütleri ya da aralarındaki uyuşmazlıklar ikinci plana düşmüştür.

NATO SAVAŞ EKONOMİSİNE HOŞ GELDİNİZ

“Bugün Ankara’da, 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasını duyuruyor, kolektif üretim kapasitemizi artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayiyle birlikte çalışma taahhüdünde bulunuyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini ortadan kaldırma çalışmalarımızı sürdürecek, savunma sanayisindeki derinliği ve iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanacağız” ifadeleriyle sonuç bildirgesinde yer alan yaklaşım ise NATO üyesi ülkelerin ağzına bir parmak bal çalmaya yarayacak önemli bir madde olarak ön plana çıkıyor. Dünya üzerindeki tehditlerin neredeyse hepsinin emperyalizm kaynaklı olduğunun bilindiği bir dönemde savunma sanayii üzerinden farklı ülkeleri yarıştırarak onlara milyar dolarları işaret etmenin savaş politikalarını güçlendirmek dışında bir çıktısı olmayacaktır. Ne kadar çok mühimmat o kadar çok savaş demektir. Şimdi Türkiye örneğinde olduğu gibi son yıllarda savunma sanayii üzerinden açılım yapmaya çalışan bir ülke milyar dolarları kapmak için savunma sanayii adı altında emperyalizm için ucuza mal üretmeye çalışacaktır. İşte emperyalist politika budur. NATO Zirvesi aynı zamanda ticari bir platform olarak savaşın ekonomisini de yönettiğini bu örnekle de göstermiştir.

TÜRKİYE NATO’NUN KOÇ BAŞI MI OLACAK?

Son olarak Ankara Zirvesi’nin Türkiye açısından başka ne anlama geldiğini ifade etmek yerinde olacaktır. Yazıda Türkiye’yi ilgilendiren bir dizi başlığın altını çizsek de, bu zirvede açık bir şekilde dillendirilmeyen ancak geçmiş zirvelerde kararları alınan ve yakın zamanda ayyuka çıkan iki başlığı unutmamak gerekiyor. Bunlardan birincisi, Adana’da kurulacağı açık hale gelen NATO’nun yeni kolordusu. İkincisi ise, İstanbul Boğazı’nda Beykoz’da faaliyet yürütecek olan NATO Komutanlığı. Çok temel coğrafya bilgisi ile baktığımızda dahi tercihlerin şaşırtıcı olmadığını, Adana üzerinden Ortadoğu’ya, Beykoz üzerinden ise Karadeniz ve Rusya’ya dönük askeri bir hazırlık yapıldığını görüyoruz. Bu askeri oluşumlar emperyalizmin ülkemize derinlemesine yerleşmesinden başka bir şey değildir. Bundan yüz yıl önce Kurtuluş Savaşı ile Anadolu’nun bağrından sökülüp atılan emperyalizm askeriyle, üsleriyle geri dönüyor. Aynen 1946’da Suriye’den kovulan emperyalist Fransa’nın geçtiğimiz hafta cihatçı terörist Colani aracılığıyla Emevi Camii’nde ağırlanması gibi.
İşte, NATO’nun Ankara Zirvesi’nin arka planında görülmesi gereken bazı gerçekler ve sonuçlar ise bunlardır. Deyim yerindeyse Türkiye NATO ile nikah tazelemiştir. Türkiye NATO’nun yeni bir koç başı olarak şekillenmektedir.

SONUÇ OLARAK:

“NATO zirvesi hem AKP’nin hem de NATO üyesi ülkelerin taktıkları demokrasi maskesini yüzlerinden düşürmüştür. Yasaklamalarla başlayan, sansür ve baskıyla devam eden, ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalarla yaşama geçirilen hukuk dışı ve anti-demokratik uygulamalar, emperyalizmin ve AKP’nin gerçek yüzüdür. Avrupa ülkelerinden demokrasi bekleyen kesimler için de bu tablo yeterince öğretici ve ‘NATO demokrasinin güvencesidir’ diyenler açısından ise ibretlik olmuştur.” (*)

(*) https://yurtsever.org.tr/2026/tkhden-nato-zirvesi-degerlendirmesi-yeni-bir-dunya-savasinin-yolu-bizzat-nato-tarafindan-doseniyor-562741/

Bu haber en son değiştirildi 12 Temmuz 2026 14:13 14:13

Reklam

Önceki Haberler

Ayetli pankart ne anlama geliyor?

Sen diplomanı alırken, pankartını aç, mesajını ver, fotoğrafını çektirebilirsin! Diğer öğrencileri kendi protesto, mesaj verme…

12 Temmuz 2026 14:52

Erdoğan neden Trump’a sığındı: Pragmatik lider ve tarihsel “işbirliği”

2020 sonrasındaki dünyada askeri Keynesyenizmin devreye alınması, ekonomilerin militaristleştirilmesi ve yeni paylaşım mücadelelerinin ortaya çıkması…

12 Temmuz 2026 14:32

Ankara Zirvesi: Çatlayan ama yıkılmayan ittifak

NATO’nun dağılmasına dair tartışmalar bugün için ciddi bir önem taşımıyor. Ayrıca bu ittifak yarın dağılsa…

12 Temmuz 2026 14:26

Trump’ın övgüsüne mazhar olmak

NATO Zirvesi’nin AKP iktidarı tarafındaki yankısı ise kendileri açısından tatmin edici görünüyor. AKP, kendi iktidarını…

12 Temmuz 2026 14:18

NATO Ankara Zirvesi: Çatlayan ama yıkılmayan ittifak

NATO 1.0, belki de, Berlin Duvarı’nın yıkılışı sonrası NATO’nun Varşova Paktı ülkelerini teslim alma süreciydi.…

12 Temmuz 2026 14:05

Aziz İhsan Aktaş davası: 3 belediye başkanı dahil 7 kişinin tutukluluğunun devamı istendi

Görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Avcılar Belediye…

10 Temmuz 2026 17:48
Reklam