Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Toplanmama ve gösteri yürüyüşü yapmama özgürlüğü!

Reklam

Başlık, tabii ters anlamı işaret ediyor, fakat ülkemiz koşullarında yasal çerçeve böyle ne yazık ki.! İnsanların toplanma ve yürüyüş yapma özgürlükleri evrensel bir hak ve özgürlük alanı olarak hemen tüm dünyada kabul edilmiş, Anayasalara ve yasalara girmiştir. Demokratik toplum düzenine sahip ülkelerde insanların bir nedenle toplanmaları ve yürüyüş yapmaları gayet olağan, normal ve özgürlük çerçevesinde bir davranış biçimi olarak görülür ve uygulanır. En temel insan haklarından biri sayıldığı için de bu hakkın sınırlanması, çoğunlukla oldukça ayrıksı koşullarda gerçekleşir ve kimse bunun normal olduğunu düşünmez. Ülkemiz genelinde ise, gerek devletin yaklaşımı ve gerekse kişilerin davranış biçimi bunun yüzde yüz tersidir. Demokratik ülkelerde yaygın uygulama, bir şekilde örgütlü ya da örgütsüz olarak bir araya gelen insanların toplantı yapma ve gösteri yürüyüşü gerçekleştirmeleri olduğu gibi, bunun herhangi bir nedenle engellenmesi, toplanan ya da yürüyen insanların dağıtılması, bu amaçla şiddet kullanılması hemen hiç rastlanmayan bir durumdur. Aksine toplanan ve yürüyen insanların güvenliğinin sağlanması için önlem alındığı sıklıkla görülen bir durumdur. Genel bir kural olarak, toplanma yeri ve yürüyüş güzergahının ilgili ve yetkili makama bildirilmesi yeterli olmaktadır. Daha ötesinde, bunun kabulü ve yasal olarak izin verilmesi sadece bazı ülkelerle sınırlı olarak gerçekleşmektedir. Örneğin İngiltere’de toplanma ve gösteri yürüyüşü yapmak için izin gerekmez, sadece toplanma gününün yeri ve zamanı ile ilgili bilgi vermek yeterli kabul edilmektedir. Bunun da nedeni, toplantı güzergahının önceden bilinmesi ile trafik düzeni ve güvenliğin sağlanmasıdır. Bildirim kuralı bu şekilde açıklanmaktadır. Ayrıca, bu temel insan hakkının kullanılmasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin esas alındığı da bilinmektedir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde küçük nüanslar dışında genel uygulama bu yöndedir. Bize gelindiğinde durum epeyce farklılaşmakta ve sorunlu bir hale dönüşmektedir.

Önce yasal çerçeveyi açıklamak uygun olacaktır. Buna göre, Anayasa’nın 34. maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Bu hakkın demokratik toplumun temel taşlarından olan ifade özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulanmış olmaktadır. Yine aynı Anayasa maddesinde, bu hakkın ancak milli güvenlik ,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği hükmü bulunmaktadır. Maddenin ilk fıkrasındaki genel kurala getirilen bu ayrıksı hükümlerin, kuralın uygulanmasında sıkıntı yaratabileceği açık olduğu gibi, temel özgürlüğün sınırlandırılması olarak yorumunu yapmayı da kaçınılmaz kılmaktadır. Öte yandan, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası incelendiğinde, Anayasa’nın 34.maddesi ile çelişen hükümler bulunduğu ve idare lehine yeni sınırlamalara gidildiği de gözlenmektedir. Buna göre, yasanın 1.maddesinde,” toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek ya da tüzel kişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görev ve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hallerini, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerini düzenlediği” açıklanmaktadır. Maddenin düzenleniş biçiminden, Anayasal özgürlüğü sınırlayıcı hükümler getirilerek özgürlüğün kullanılmasında daha baştan sınırlayıcı bir tavra gidildiği görülmektedir. Önceden izin alınmasına gerek olmayan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemenin, ilgili ve yetkili makama başvuru yapma zorunluluğuna bağlanması bir yana, söz konusu eylemle bağlantılı olarak bir “düzenleme kurulu”nu da mecburi hale getirmektedir. Üstelik yasanın düzenleme şeklinden, yetkili makamın toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklama veya erteleme yetkisinin bulunduğu da anlaşılmaktadır. Özgürlüğün kullanılmasını tamamen sınırlamalara bağlı kılan bu anlayış, bizzat özgürlüğün özüne aykırı düşmekte ve özgürlükçü değil güvenlikçi bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Yasanın 3.maddesinde toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının Anayasa ile çizilen çerçevesi tekrarlanmakla birlikte hemen sonrasında maddenin istisnalarına geçilerek sınırlamalar tekrar edilmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilmesi için, Vali ve Kaymakamların il ve ilçelerde belirleyecekleri yol, meydan, güzergah ve yönlerin esas alınacağı belirtildiği gibi, güneş doğmadan toplantı ve yürüyüş düzenlenemeyeceği, açık yerlerdeki toplantıların güneşin batışından bir saat önceye, kapalı yerlerdeki toplantıların saat 23.00’e kadar sürebileceği belirtilmektedir. Dokuzuncu maddede, toplantı ve gösteri yürüyüşünü organize edecek bir “düzenleme kurulu”nun varlığının zorunlu olduğu belirtildiği gibi, bu kurulda görev alacak kişilerin nitelikleri de ayrıca açıklanmaktadır. “Bildirim Verilmesi” başlıklı 10.maddede, toplantının yapılabilmesi için, toplantı tarihinden en az 72 saat önce tüm Düzenleme Kurulu üyeleri tarafından imzalanmış bir bildirimin Valilik veya Kaymakamlığa verilmesinin zorunlu kılındığı, ayrıca bildirimde toplantının amacı, gün ve saati, başlangıç ve bitiş saatleri, düzenleme kurulunda yer alan kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin bulunması da istenmektedir. Toplantı sırasında düzenleme kurulundan en az 7 kişinin toplantı yerinde bulunması hükmü söz konusu olduğu gibi, kurulun toplantının düzen içinde yapılması için gereken önlemleri alma sorumluluğunun bulunduğu da madde metnine konulmuştur. 13.maddede, Vali ve Kaymakamların, toplantı için kamu görevlileri arasından bir “Hükümet Komiseri” görevlendirecekleri de ayrı bir düzenleme konusudur. Hükümet Komiserinin toplantı sırasında ses ve görüntü kaydı yaptırabileceği belirtildiği gibi, ayrıca toplantıyı durdurma ve sona erdirme yetkisine sahip olduğu da vurgulanmaktadır. 16.Maddede, toplantının Bölge Valiliği ve İçişleri Bakanlığı tarafından ertelenmesi koşullarına yer verildiği, 17.maddede toplantının yasaklanması veya ertelenmesi koşullarının belirlendiği; 19.maddede il veya ilçelerde bütün toplantıların yasaklanmasının açıklandığı; 21.maddeden itibaren yasaklar ve kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanması; yasak yer kavramına yer verildiği; 23.maddede kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünün tanımları yapılarak bunların önlenmesi; 24 maddede dağıtılması, 25.maddede suç işleyenlerin yakalanması ve 28.maddeden itibaren suç oluşturan eylemlere dair cezaların açıklandığı görülmektedir.

Genel çerçeve bu olmakla beraber batılı ülkelerdeki uygulamalarla karşılaştırıldığında ilk dikkat çeken husus, Anayasadaki özgürlükçü yaklaşımın yasal düzenlemede terk edilerek sınırlayıcı yaklaşıma gidilmesi olmaktadır. Demokratik ve olağan olan “bildirim” sistemi yerine otoriter ve zorlaştırıcı “izin” sistemine geçildiği açıkça görülmektedir. İzin verilebileceği gibi verilmemesi olasılığı da pekala mümkündür. Bunun yanında, yasa ile getirilen bir düzenleme kurulu da oldukça sınırlayıcı bir görüntü vermektedir. Zira, bu kurulun üyelerinin belli niteliklere sahip olması gerektiği gibi, ayrıca toplantı ve gösteri yürüyüşü ile ilgili tüm sorumluluk bu kurula yüklenmektedir. Başka bir sorunlu alan da, yine yasa ile getirilen “Hükümet Komiseri” görevlendirilmesidir. Adının yaptığı çağrışım bir yana, bu komiserin toplantı ile ilgili yetkileri oldukça anti demokratiktir. Toplantı sırasında ses ve görüntü kaydı yaptırma yetkisi bulunduğu gibi, toplantıyı durdurması ve sona erdirmesi de yetkileri arasındadır. Yasa ile, toplantı ve gösteri yürüyüşünün Valilik ve İçişleri Bakanlığı kararı ile ertelenmesi ve tümden yasaklanması da olası hale getirilmiştir. Yine yasada yer verilen kanuna aykırı toplantı kavramının oldukça muğlak ve yorumlanmaya açık olduğu da dikkat çekmektedir.

Ülkede bu temel hakkın uygulanış şekli ile bir şeyler söylemek gerekirse, hiç olumlu bir görünümün yansımadığını söylemek gerekir. Şöyle ki ;

Herhangi bir örgüt veya her nasılsa bir araya gelen bir kaç kişi, basit bir basın açıklaması yapmak istediklerinde bile polis tarafından “yasak” nitelemesiyle engellenmekte ve hatta hiç bir şiddet eyleminde bulunmamalarına rağmen hemen gözaltına alınmaktadırlar. Bu durum Anayasal hakkın özüne aykırı olduğu gibi, yasaya da aykırılık oluşturmaktadır. Öte yandan, izinli toplantı ve yürüyüşlerde bile, güvenlik görevlilerinin şu ya da bu bahane ile topluluklara müdahale ettiği, toplantı ve gösteri yürüyüşünü engelleme ve dağıtma çabasına girdiği, yasaya açıkça aykırı bir tavır takındığı sıklıkla rastlanan durumlardır. İfade özgürlüğünün bir şekli olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı sürekli olarak zedelenmekte, polisiye önlemlerle ve çoğunlukla yasal olmayan şekilde şiddet kullanılarak dağıtılmakta ve hakkın kullanımı önlenmektedir. Konuya dair çok sayıda Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 2026 tarihli bir kararında, Valilik tarafından yasaklanan bir yürüyüş kararı ile ilgili olarak, “düzenlenmek istenen yürüyüşün içeriği itibariyle barışçıl olmadığına yönelik kamu makamlarınca ortaya konulan herhangi bir tespit bulunmadığını” vurgulayarak, “Devletin toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanları ve hakkın kullanıldığı yerde yaşayan diğer bireyleri şiddet eylemlerine karşı koruma yükümlülüğü bulunduğunu” belirterek yasak kararının “hak ihlali” niteliğinde olduğunu ve Anayasa’nın 34.maddesinde güvence altına alınan “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” hakkının ihlal edildiğine karar vermiş olduğu görülmektedir. Öte yandan basına yansıyan haberlere göre, 2025 yılı itibariyle, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali ile ilgili olarak AİHM’e en çok başvuru yapılan ülkeler arasında Türkiye en başta geldiği gibi, en çok ihlal kararı verilen ülke ünvanını da taşımakta. İfade özgürlüğüne aykırı kararların hemen ardından toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ilgili kararlar gelmekte ve Türkiye’nin AİHM’de onlarca kez tazminata mahkum edildiği, 2002-2025 döneminde toplam 134 karar verildiği bilinmektedir. Buna rağmen, Türkiye’de resmi makamlar özgürlükçü tutumdan uzak bir şekilde sınırlandırıcı ve yasaklayıcı tutumu sürdürmektedir. Tipik örneklerden biri, hiç bir makul nedene dayanmayan, 1 Mayıs gösterilerinin İstanbul Taksim meydanında yapılmasının Valilik kararları ile sürekli olarak yasaklanmasıdır.

Ülkemizde ve dünya ülkelerinde önemli bir insan hakkı olarak kabul edilen toplanma ve yürüyüş yapma hakkı, ne yazık ki, devlet makamlarının korkuya dayanan sınırlayıcı ve engelleyici tavrı nedeniyle gereğince kullanılamamakta, sürekli bir önleme/yasaklama tutumu ile karşılanmaktadır. Bu yüzden de, adeta “toplanmama” ve “yürüyüş yapmama” özgürlüğü biçimine dönüşmüş durumdadır. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen bu tavır sürüp gitmektedir. Özgürlükler konusunda karnesi hiç iyi olmayan Türkiye’nin, toplantı gösteri yürüyüşleri ile ilgili yasadaki hükümleri Anayasada belirtilen özgürlükçü yaklaşım ile değiştirmesi, “izin” sisteminden “bildirim” sistemine geçmesi, diğer sınırlamaları kaldırması ve bu özgürlüğün kullanılması hususunda gereken kolaylıkları sağlaması demokrasinin gereğidir. O günlere ulaşmak dileğiyle.

Reklam

Önceki Haberler

Ömer Faruk Eminağaoğlu değerlendirdi: CHP’nin seçim yeterliliği tehlikede mi?

"2022 yılında Siyasi Partiler Yasası'na, üst üste iki büyük kongresini yapmayan siyasi partinin seçimlere katılamayacağı…

25 Mayıs 2026 16:18

Kılıçdaroğlu polis zoruyla tahliye edilen Genel Merkez’de bayramlaşma düzenleyecek

Mahkemenin tartışmalı mutlak butlan kararının ardından polis zoruyla CHP Genel Merkezi'ni tahliye ettiren Kemal Kılıçdaroğlu,…

25 Mayıs 2026 11:17

YÖK’ten Bilgi Üniversitesi açıklaması: Erdoğan’ın güçlü hassasiyeti doğrultusunda açıldı

YÖK, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesinin Erdoğan’ın güçlü hassasiyetiyle açıldığını duyurdu.

25 Mayıs 2026 11:04

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’ne yapılan polis baskını hakkında konuştu

Mutlak butlan kararıyla tekrar CHP Genel Başkanı ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu, dün partinin genel merkezine…

25 Mayıs 2026 10:06

Özgür Özel’in TBMM’ye yürüyüşüne soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel liderliğinde CHP Genel Merkezi’nden TBMM’ye gerçekleştirilen yürüyüş sırasında yaşanan olaylara…

24 Mayıs 2026 20:28

CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesi

Ankara Valiliği'nin Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne talimat verildiğini bildirmesinin ardından, genel merkeze polis müdahalesi başladı.

24 Mayıs 2026 15:53
Reklam