Tuncer Bakırhan'dan "çerçeve yasa" açıklaması
Partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bu hafta Meclis'e sunulması beklenen çerçeve yasaya ilişkin "Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir. Bu yasayı demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim diyoruz" şeklinde konuştu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çerçeve yasaya ilişkin “Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir. Bu yasayı demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim diyoruz” ifadelerini kullandı.
Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ortadoğu’daki gelişmelere işaret eden Bakırhan “Kendi Kürt meselesini demokratik yollarla çözmeyen bir Türkiye, Ortadoğu’da kalıcı barış ve istikrar öneremez. Önerse de kimse inanamaz. Demek ki ne yapması gerekiyor? Önce kendi yüz yıllık Kürt meselesini demokratik yollarla, müzakereyle çözmesi gerekiyor” dedi.
“KENDİ KÜRT MESELESİNİ DEMOKRATİK YOLLARLA ÇÖZMEYEN BİR TÜRKİYE, ORTADOĞU’DA KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR ÖNEREMEZ”
Türkiye’yi de daha güzel, daha demokratik günlere taşıyacaklarına inandığını kaydeden Bakırhan, şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar, Ortadoğu’da yeni bir düzen kurulurken Türkiye izleyen değil şekillendiren, bekleyen değil oyun kuran bir rol oynama şansına sahip oldu. Bu rolü oynamanın formülü bellidir. Nedir bu formül? Kendi Kürt meselesini demokratik yollarla çözmeyen bir Türkiye, Ortadoğu’da kalıcı barış ve istikrar öneremez. Önerse de kimse inanamaz.
Demek ki ne yapması gerekiyor? Önce kendi yüz yıllık Kürt meselesini demokratik yollarla, müzakereyle çözmesi gerekiyor. Umarım omuz hizasında barışa doğru kürek çektiğimizde Türkiye’yi de daha güzel, daha demokratik günlere taşıyacağımızı umuyorum.
“TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİNİN BİN YILLIK UFKUNA GÜVENMELİYİZ”
Kürtler, 21. yüzyılda Ortadoğu’nun en kritik güçlerinden biri konumundadır. Bölgesel değişimin yönünü görebilen, siyasi pozisyon alabilen örgütlü bir güçtür. Ortadoğu’ya bir “bataklık” ya da “fetih alanı” olarak değil, evi olarak bakan, binlerce yıllık kadim bir halktır. Türkiye, Ortadoğu’da Kürtlerle stratejik ilişki kurmayı büyük bir demokratik imkân ve tarihsel fırsat olarak görmelidir. Bu fırsatı Kürt fobisine ve güvenlikçi reflekslere kurban etmemeliyiz. Türk-Kürt ilişkisinin bin yıllık ufkuna güvenmeliyiz.
Yüzü geleceğe dönük olan herkes şunu bilmelidir: Ortadoğu’da Kürt jeopolitiğiyle doğru ilişki kuranlar kazanacaktır. En doğru seçenek budur. Tarih buraya doğru akıyor. Artık tarihin akışına karşı kürek çekmeyi bırakalım, barış baharına omuz omuza yürüyelim. Dünyada ve Ortadoğu’da büyük riskler ve fırsatlar varken, Türkiye olarak biz hangi zemindeyiz? Tespiti doğru yapmazsak çözümü de yanlış kurmuş oluruz.”
Türkiye’nin önünde iki yol olduğunu kaydeden Bakırhan, “Ya yıllardır ülkeyi yoran çatışma, kutuplaşma ve kriz sarmalında tükeneceğiz ya da barışı, demokrasiyi, hukuku ve refahı esas alan yeni bir yüzyılın kapısını aralayacağız” ifadelerini kulandı.
ÇERÇEVE YASA
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adıyla Meclis’e sunulacak çerçeve yasaya değinen Bakırhan, “Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir. Bu yasayı demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim diyoruz” şeklinde konuştu.
Tek bir yasal düzenlemenin yüz yıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal yükünü bir günde ortadan kaldırmayağını belirten Bakırhan, şöyle devam etti: “Ancak yine de çok önemli bir işlev görür: Meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde ise siyasetin önü açılır. Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılacağı yeni bir dönemin kapısı aralanır.”
Bakırhan, özetle şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi muazzam bir eşikteyiz. 22 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın çizdiği barış perspektifi ve çözüm iradesi, Sayın Erdoğan’ın iradesi ve muhalefetin desteği, Türkiye’ye yüz yıllık kısır döngüyü aşma fırsatı sunuyor. Bu fırsat bir daha kolay kolay gelmeyebilir.
Bugüne kadar tarihî adımlar atıldı. Şimdi bu adımları hukukla bağlamanın zamanıdır. Çerçeve yasa, tarihî eşiğin hukuk yoluyla aşılmasının ilk adımıdır. Pazar günü heyetimiz, İmralı’da Sayın Öcalan’la olumlu bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede kendisinin de söylediği gibi, ‘Bin kilometrelik yol bir adımla başlar.’ Bu ilk adımı hep birlikte atmalıyız.
Biliyoruz ki tek bir yasal düzenleme, yüz yıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal yükünü bir günde ortadan kaldırmaz. Ancak yine de çok önemli bir işlev görür: Meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde ise siyasetin önü açılır. Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılacağı yeni bir dönemin kapısı aralanır.”

