Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Reklamlar bittiyse, gerçekleri konuşalım

Reklam

8 Mart kutlaması için yollarda hayatını kaybeden 7 metal işçisi kadının anısına… İşyerlerinde hayatını kaybeden binlercesi gibi…

Sokağa çıktığınızda, evinize geldiğinizde, işinize giderken, televizyonu seyrederken, yemek yerken, internete girdiğinizde yani her yerde karşınıza çıkıyor. Kafayı sağa çevirseniz de onu görüyorsunuz, sola çevirseniz de onu görüyorsunuz. Neden bahsediyoruz? Âşık ya da takıntılı bir insandan mı söz ediyoruz? Hayır, elbette hayatımızı kuşatan reklamlardan söz ediyoruz.

Hayatımızı kuşatan, bize nasıl olmamız gerektiğini, neyi alıp, neyi kullanmamız gerektiğini söyleyen, kısaca yaşamımıza yön veren etmenlerden biri olan reklamlardan…

Son günlerde siyasette de önemi artıyor reklamların. Özellikle 8 Mart için bir boya firmasının çektiği bir reklam filmi reklamların önemine ilişkin tartışmanın fitilini ateşledi. Firmanın sahibinin bir kadın olması ve referandumda “hayırdan” yana olması reklam filminin etkisini bir kat daha arttırdı. Yaratılan etki, son günlerin çok konuşulan ve Şili’deki referandum kampanyasını gündeme alan “NO” filmiyle de birleşince siyasette “reklamın gücünü” keşfedenler bir kez daha ortaya çıktı.

Siyasette reklamın yerini ya da emekçi kadınların mücadelesinde farklı bir kutbun zorunluluğunu bu yazıda ele almayacağız. Dileyen bu konularda daha detaylı okuma yapmak için Gazete Manifesto’da yer alan ekteki yazılara bakabilirler. [1] Ancak dışavurumculuğun ve yüzeyselliğin arttığı bir dönemde reklamın oynadığı rol, gerçeklerin üzerini örten cinsten oluyor.

Gerçeklerin üzerine düşen bu şal, aynı zamanda “rıza imalatının” da bir parçası haline dönüşebiliyor. Bu durumu Naom Chomsky’nin, Edward S. Herman ile beraber yazdığı ve bir hayli tartışmalı yanları bulunan “Rızanın İmalatı: Kitle Medyasının Ekonomi Politiği” adlı eserinde ele alıyor. Eserde reklamların politik atmosferi belirlemedeki rolü üzerinde durulurken, özellikle reklamlar yoluyla işçi sınıfı güçlerinin etkisizleştirildiği tespitinde bulunuluyor. Aynı eserde reklamların etkisinin artmasının sonucu olarak siyasal kamusal alanın siyasal olmayan tüketici anlayışıyla yer değiştirdiğine de dikkat çekiliyor. [2]

Elbette tek başına reklamın “gücünden” kaynaklı olmayan bir etki bu. Neo-liberal ideolojinin hâkim olduğu bir dönemde sınıflar mücadelesinde sermaye sınıfının yaratmış olduğu “siyasal atmosfer” siyasal olmayan tüketiciler kuşağını yaratıyor. Dolayısıyla toplumumuzda bu durumun sonucu sermayenin farklı siyasal akımları tarafından belirlenen geniş ve siyasal olmayan kesimlerin ağırlık göstermesi olarak görülüyor.

Siyaset yerine körlük, propaganda yerine reklam, örgütlü ve programlı bir mücadele yerine sabun köpüğü anlık tepkiler bu nedenle her şeyin önüne geçmiş durumda. O halde reklamın önemini yadsımadan reklamlara biraz ara vermek gerekiyor. Reklamlar bittiyse, gerçekleri biraz konuşalım.

* * *

Gerçek 1: Emperyalist-kapitalist sistemin 2008’den bu yana girdiği dalgalanma hali sistemin aktörlerini “en iyi bildiklerini” yapmaya itmektedir. Sermaye sınıfı küresel ölçekte merkezileşme eğilimini de içerecek adımlar atmaktadır. Bu durum küreselleşmeyle ve onun değerleriyle çelişmemekle birlikte, sistemin üzerinde “yükler” yaratmaktadır.

Gerçek 2: Emperyalist sistemin merkezlerinde olduğu gibi Türkiye’de de sermaye sınıfının ihtiyacı merkezileşme noktasında düğümleniyor. Bu nedenle TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, TOBB’u ve diğer tüm unsurlarıyla sermaye başkanlığı istemektedir. Tercihleri “Evet” yönündedir ve AKP döneminde elde ettikleri kazanımları korumak istemektedirler. Dolayısıyla bazı kesimlerde bulunan “hayırcı” sermaye arayışı boşa. Bir patronun sosyal medya üzerinden “hayır” açıklaması yapması sermayenin farklı kliklere bölündüğünü göstermiyor. Sınıf siyaseti bir bütün olarak okunmalı.

Gerçek 3: Sermayenin merkezileşme ihtiyacına karşın çözemediği yapısal sorunlar, Kürt sorunu gibi, onun bu projesini zayıflatıyor. Bununla beraber merkezileşmenin karşısına adem-i merkeziyetçi eğilimlerle çıkılamaz. Güce karşı güçle çıkılır.

Gerçek 4: Yukarıda ifade edilen yönelime karşı çıkabilecek yegane güç emekçi sınıfın kendisinde saklı. İşçi sınıfı mücadelesinin her türlü geriliğine, örgütsüzlüğüne ve güçsüzlüğüne rağmen emekçilerin barındırdığı potansiyel sermayenin tüm akımlarını ve siyasi partilerinin gücünü aşmaktadır. Emekçilerin vereceği mücadele bir patronun “hayır” demesinden ya da reklam kampanyasından çok daha güçlüdür.

Gerçek 5: Tam bu yüzden bugün toplumu saran her türlü gerici ve sömürücü politikanın bağlandığı nokta sınıf mücadelesine bizi bağlıyor. Örneğin 8 Mart vesilesiyle ortaya çıkan tabloda kadın sorunun iki farklı okuması bu durumun iyi bir yansımasını gösterdi. Birinci okumada emekçi sınıfların mücadelesi var, düzenin işleyiş mekanizmalarını göz ardı etmeyen, ikinci okumada ise yalıtık ve gerçeklikten kopuk “bireysel mücadele” var.

Bizim gerçeğimizde birincisi var.

Bu gerçek, tüm reklamlardan ve kişiliklerden üstündür.

Notlar:

[1] Reklam ve siyaset ilişkisi üzerine çıkan yazı:

http://gazetemanifesto.com/2017/02/07/no-filmi-uzerine-marifet-ne-reklamda-ne-mucizede/

Emekçi kadınların mücadelesi üzerine çıkan yazı:

http://gazetemanifesto.com/2017/03/09/mercek-kadin-sorununda-yontem-tartismalari/

[2] Naom Chomsky ve Edward S. Herman, Rızanın İmalatı: Kitle Medyasının Ekonomi Politiği, s.14-15, 1988

Bu haber en son değiştirildi 11 Mart 2017 10:30 10:30

Reklam

Önceki Haberler

Aziz İhsan Aktaş davası: 3 belediye başkanı dahil 7 kişinin tutukluluğunun devamı istendi

Görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Avcılar Belediye…

10 Temmuz 2026 17:48

Suriye, OPCW’deki tüm haklarını geri kazandı

ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye'nin Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'ndeki hak ve ayrıcalıklarının yeniden tesis…

10 Temmuz 2026 17:32

Hakan Fidan’dan “İsrail ile çatışma” sorusuna yanıt

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail ile açık bir çatışma için neden olmadığını belirterek, Başbakan Netanyahu'nun…

10 Temmuz 2026 16:50

Mutlak butlan MYK’sı Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı

Mutlak butlan kararıyla CHP'nin başına atanan yönetimin Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Genel…

10 Temmuz 2026 15:31

Merkez Bankası Başkanı, yüksek enflasyon için İran’ı suçladı

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, İran savaşının enflasyonun düşüşünde engel oluşturduğunu söyleyerek büyüme ivmesinde de…

10 Temmuz 2026 15:21

Dem Parti’den ihraç edilmişti: Kızıltepe Belediye Başkanı’na yumurtalı protesto

DEM Partili Kızıltepe belediye meclis üyeleri, partinin ihraç ettiği Kızıltepe Belediye Başkanı Zeyni İpek’e tepki…

10 Temmuz 2026 15:04
Reklam