Hakan Atilla ile Brunson'ın takası rafa kalktı

ABD ile Türkiye arasındaki gerilim başlıklarından birisi olmayı sürdüren rahip Brunson konusuyla ilgili bir iddia ortaya atıldı.

Hakan Atilla ile Brunson'ın takası rafa kalktı

ABD ile Türkiye arasındaki gerilim başlıklarından birisi olmayı sürdüren rahip Brunson konusuyla ilgili bir iddia ortaya atıldı.

Rahip Brunson ile takas edilebileceği iddiaları üzerine Yüksek Mahkeme’ye başvuran Halkbank eski Genel Müdürü Hakan Atilla’nın tam da Yüksek Mahkeme’ye başvurduğu için takasının rafa kalktığı iddia edildi. ABD yasalarına göre bir tutuklunun Yüksek Mahkeme’ye başvurması, tutuklunun ‘takas sistemine’ dahil edilmesini imkansız kılıyor.

Sözcü‘den Zeynep Gürcanlı‘nın haberine göre takas iddiaları gündeme gelen Rahip Brunson ve New York’ta Sarraf davasından hapis cezasına çarptırılan Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın takası rafa kalktı.

Türk ve ABD’li yetkililer arasında ‘takas’ konusunda diplomatik görüşmeler yapıldığı basına yansımıştı. Hakan Atilla’nın yaptığı hukuki hamle ile “takas” konusu resmen rafa kalktı. Atilla’nın avukatları müvekkillerinin “haksız yere hüküm giydiği” gerekçesiyle Amerikan Yüksek Mahkemesi’ne başvurmuştu ve ABD yasalarına göre bir tutuklu, Yüksek Mahkeme’ye başvurduğu andan itibaren, herhangi bir “takas” sistemine dahil edilemiyor.

Yüksek Mahkeme’ye başvuruda bulunan avukatlar, Atilla’nın hüküm giymesindeki en önemli unsurun “itirafçı” olan Rıza Sarraf’ın mahkemedeki ifadeleri olduğunu, ancak Sarraf’ın ifadesine güvenilmemesi gerektiğini vurguladılar. Sarraf’ın güvenilir bir tanık olmadığına gerekçe olarak da Sarraf’ın itirafçı olmadan önce hapishanede dayısıyla yaptığı bir telefon konuşmasını gösterdiler.

Atilla’nın avukatlarının kanıt olarak mahkemeye sundukları 15 Eylül 2016 tarihli telefon konuşmasında Sarraf, dayısı Ahad Khabbaz Tamimi görüşüyor ve Sarraf’ın ABD hukuk sisteminde ceza almamak ya da daha az ceza almak için “yapmadığı bir şeyi bile yapmış olduğunu itiraf etmesi gerektiği” sonucuna ulaşıyorlardı.

Zeynep Gürcanlı‘nın haberine göre, konuşmanın ilk bölümünde Sarraf dayısına Amerikan hapishanelerindeki yeme, içme ve tuvalet şartlarından yakınıyor ve dayısına, “Sen yemek yerken, yanında biri tuvalet ihtiyacını görüyor” diye dert yanıyor.

YÜKSEK MAHKEME’YE KANIT OLARAK SUNULAN TELEFON GÖRÜŞMESİ

Sarraf- Ahad dayı, o öyle değil. Eğer sen burada “ok. Ben bu b.ku yedim” dersen bu seni rahatlatıyor. O b.ku yediğini itiraf ettiğinde artık seninle uğraşmıyorlar

Ahad- Ha

Sarraf- Bildin mi? Ben zaten o b.ku yediğimin daha önceki iki seferini kabul etmişimAhad- Bunu yapmamalıydın. Neden yaptın?
Sarraf- Baba, çarem yoktu. ne yapsaysaydım? Şimdi gidip müebbet mi alayım?

Ahad-Baba, şimdi bu meseleye ne kadar verecekler?

Sarraf- 10 yıl, 10, 10.

Ahad- 10 yıl ile 20 yılın ne farkı var ki?

Sarraf- 10 ile 11 yılın da çok farkı var. Allah işini rast getirsin. Bir yıl ne anlama geliyor biliyor musun? nasıl 10 ila 20 yılın ne farkı var dersin?

Ahad- Ama, sen ama diyorum ki hiçbir suç işlememişsin. Neden bahsediyorsun?

Sarraf- Ama burada kanun yok. Burada kanun yok. Bak, burada yapmadığın birşeyi yaptım demen gerekiyor. Burada işler böyle yürüyor. bu memleket böyle. Bak, yapmadığın şeyi yaptım diyeceksin.

TELEFON GÖRÜŞMESİ DELİL SAYILMAMIŞTI

Atilla’nın yargılandığı davada da avukatlar bu telefon konuşmasını gündeme getirmiş, ancak Sarraf konuşmada geçen ifadelerini reddetmişti. Aralık 2017’de görülen davanın Hakimi Richard Berman ise, avukatların bu telefon görüşmesine dayanarak yaptıkları “davanın düşürülmesi” başvurusunu reddetmiş, telefon konuşmasının içeriğinin mahkemeye delil olarak sunulamayacağına karar vermişti. Berman kararına, avukatların mahkeme salonunda konuşmayı Sarraf’a sorma imkanı bulmaları ve onun da bunu inkar etmesine bağlamıştı.