“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” adı verilen yeni rejimle birlikte başta AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Berat Albayrak olmak üzere AKP’nin ileri gelenleri ekonomide piyasa düzenine bağlılıktan kesinlikle çıkılmayacağının mesajlarını defaatle verirken, iktidarın kimi ‘düşünür’leri sömürüye dayalı bu düzende gericiliğin sunduğu olanaklarla yapısal bir makyaja gidilmesini istiyor.
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın yazarı Yusuf Kaplan, bugünkü “Dünyayı cehenneme çeviren vahşî Leviathan düzeni bizden korksun!” başlıklı köşe yazısında kapitalizmi eleştirirken, alternatif olarak cemaatlerin kilit rol oynayacağı ve kayıtdışı ekonominin güçlendirileceği sadaka ekonomisini önerdi.
“FRANKENSTEİN GİBİ KENDİ KENDİNİ YOK EDECEK”
Türkiye’nin de parçası olduğu emperyalist kapitalist dünya düzenini “Dünya ekonomisine entegre olmak demek, kapitalizmin kölesi olmayı tartışmasız kabullenmek demek. Sadece belli güçlerin ya da bölgelerin değil, aynı zamanda ülkelerin de birbirlerine bağımlı olmaları, dünyada cârî ekonomik sistemin dışına çıkamamaları, mevcut ekonomik sistemin dışına çıkmaya kalkıştıklarında ise, bu dünyada tutunamamaları anlamına geliyor” ifadeleriyle “tanımlayan” yazar, “Bu vahşî sistem, bir Frankenstein gibi, kendi kendini yok edecek aslında. Ama bu arada dünya da cehenneme dönmüş olacak” dedi.
ÖZAL KAFA PATLATTI, CEMAATLER KİLİT ROL OYNAR!
Bu sistemde güçlü olanın borusunu öttürdüğü bir ‘Leviathan’ mantığının işlediğini belirten Kaplan, buna dur demenin yolu olarak ise Türkiye sağ siyasetinin idollerinden Turgut Özal’a atıf yaparak “Ülke içinde kayıtdışı ekonominin güçlendirilmesi gerektiğini” öne sürdü.
“Bu ülkede, bu meseleye kafa patlatan sadece rahmetli Özal oldu!” diyen Kaplan, “Kayıtdışı ekonomi, dünya ekonomisini senkronize etme, dolayısıyla bir ülkenin ekonomisini istenildiği an çökertebilme imkânlarının sistemin ağabalarının elinden alınmasına bir katkı sunabilir” ifadelerini kullanırken, sözlerinin devamında da bu ekonominin giderek en belirleyici aktörlerinden biri haline gelen yasadışı dini yapılanmaların üstleneceği işleve dikkat çekti.
16 yıllık AKP iktidarıyla birlikte yok edilen 1923 Cumhuriyeti’nin ardından hızla dinselleştirme hamlelerine girişilen Türkiye’de, gericiliğe ve piyasacılığa karşı olası tepkileri dinciliğin sadaka kültürüne dayalı ‘dinamik’lerini çözüm olarak gösteren Kaplan, bu dinamiklerin harekete geçirilmesi için cemaatlerin üstleneceği role işaret edip “İşte burada, sahici, samimi İslâmî cemaatlerin, dalga-kıran rolü oynayacak kadar kilit bir işlev görebileceğini görebiliyor muyuz acaba? Ve cemaatlere, tarikatlere saldırılmasının gerisinde yatan görünmeyen asıl nedenlerden birinin de burada gizli olduğunun ne kadar farkındayız, peki?” diye sordu.
Bu haber en son değiştirildi 26 Ağustos 2018 15:41 15:41
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin kamuoyunda oldukça tepki çeken protokollere ilişkin açıklama yaptı. Protokoller aracılığıyla…
Türkiye Komünist Hareketi İzmir İl Örgütü, grevdeki Temel Conta işçilerine dayanışma ziyaretinde bulundu. Zİyaret sırasında…
Marksist bakış açısıyla bakıldığında, bu iki vaka arasındaki ortak nokta açıktır: Kapitalizmin altyapısı (sermaye birikimi)…
ABD emperyalizminin jandarmalığını yürüten NATO’nun savaş planlarına hayır demek solun temel görevi. Bununla birlikte NATO’yu,…
Yalova Subaşı’nda depremzedeler için yapılan kalıcı konutların Altınova Fayı üzerinde bulunduğu MTA haritalarıyla ortaya kondu.…
DEM Parti İmralı Heyeti, bugün PKK lideri Abdullah Öcalan'ı ziyaret edecek. Heyet son olarak 17…