İktidarın yayın organlarından Star’ın yazarı ve eski AKP’li vekil Resul Tosun, bugünkü yazısında şaşırtacak bir şikayette bulundu.
Tosun “Diyanet’e açık çağrı!” başlıklı yazısında, camilerden okunan ezanların sesinin sonuna kadar açılmasından rahatsız olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili yakın zamanda yaşadığı bir örneğe yer veren Tosun, “ezan başlayınca bomba patlamış gibi hissettiğini”, ezanın “dinleyene huzur vereceği yerde kulak zarlarını patlatan bir eziyete dönüştüğünü” yazdı.
Tosun’un yazısında bazı bölümler şöyle:
“Çevre Bakanlığı yıllar önce 85 desibelin üstündeki seslerin sağlığa zararlı olduğunu ve sorumlularının cezalandırılacağını belirleyen bir yönetmelik yayınlamıştı.
Bu yönetmelik kimi yerlerde uygulansa da maalesef camilerde uygulanmamakta, itiraz etmek isteyenler ‘ezan düşmanı’ olarak yaftalanmaktan korktukları için çekimser kalmaktadırlar.
Özellikle bitişik bina sistemi olan semtlerde yüksek volümlü ezanlar küçük çocukları korkutmakta büyükleri de rahatsız etmektedir.
Oysa ezanın sevdirilmesi gerekir değil mi?
Mehmet Görmez hoca döneminde konuyla ilgili yayınlanan genelgeyi bir camiin ilan panosunda görmüştüm.
Ama maalesef bu konu halledilmek bir yana ayarı kaçmış vaziyette.
***
Hafta içinde dostlarımla ikindi namazında Valide-i Cedid Camii’nde buluşmak üzere anlaştık. Camiin kıblesinde bulunan Uncular caddesindeki Fütüvvet Vakfı’nın balkonunda ezana kadar dostlarla sohbet ettik.
Ezan başlayınca sanki bir bomba patladı.
Valide Camii’nin minaresindeki hoparlörler sonuna kadar açılmış kulakları patlatacak şiddette bir ezan.
Mihrimah Sultan müezzini de aynı tonda münavebeli okumaya başladılar. 7-8 dakika boyunca müezzinlerin o güzel sesleri ve makamları hoparlörlerin şiddetinde boğulmuş, dinleyene huzur vereceği yerde kulak zarlarını patlatan bir eziyete dönüşmüştü.
Bu durum sadece bu iki camimize mahsus bir şey değil. Türkiye genelinde hoparlörleri sonuna kadar açmak gibi bir hastalık var maalesef.
***
Günde beş kez semaya yükselen bu çağrının, insanın beden ve ruh sağlığına zarar vermeyecek düzene kavuşturulması öncelikli olarak Diyanet’in sorumluluğundadır.
Unutmayalım nefret ettirmek değil sevdirmekle emrolunduk!”
Bu haber en son değiştirildi 16 Eylül 2019 08:34 08:34
Bazıları derdi ki her devrimci hareketin merkez komitesinde mutlaka bir Yalçın Küçükçü vardır. Yalçın Küçük’ün…
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD ile yürütülen müzakerelere ilişkin yaptığı açıklamada, "İran halkının haklarına saygı gösterirse,…
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının ardından 8 Ubatta Trump'ın "ateşkes" ilan etmesiyle başlayan süreçte Pakistan'ın…
Çağrı metninde, "2026 yılında NATO Zirvesi’ne ülkemizin ev sahipliği yapmasını istemiyoruz. Temmuz ayında Ankara’da yapılması…
Gezi olayları bir tesadüf değil, Cumhuriyet ve laikliğe karşı girişilen uygulamalara tepki anlamına geliyordu. Bu…
Laiklik kavramsal olarak toplumsal ve kültürel alanla ilgili görünüyor olsa bile, laikliğin din ve inanç…