İlker Cenan Bıçakçı yazdı: Tinsel yolculuklar

Tinselliğe yönelimdeki artışın temelinde neoliberal politikaların bireyde yarattığı umutsuzluğun ve karamsarlığın önemli bir payı var.

İlker Cenan Bıçakçı yazdı: Tinsel yolculuklar

Dijital medyanın hegemonyası karşısında kilise, cami, okul gibi geleneksel kurumlar, ideolojik yönlendirmede eskisi kadar etkili olamıyor. Bireylerin sanal iletişim olanakları çoğaldıkça bu kurumların otoritesi sarsılıyor. Microsoft, Google, Facebook, Instagram, X gibi dijital dünyanın devleri salt küresel yurttaşlar için teknoloji ve hizmet üreten ticari kuruluşlar değil. Bunlar aynı zamanda kitleleri kültürleme işlevini yerine getiren emperyalizmin ideolojik aygıtları. Dolayısıyla dijital medyada yeni ilişkiler kuran bireyin geleneksel kurumlarla olan bağının giderek zayıflaması olağan bir sonuç. ABD’de yayımlanan güncel bir raporda Hristiyanlığın yaklaşık otuz yıldır gerileme eğiliminde olduğu belirtiliyor. Anketlere verilen yanıtlarda dini aidiyetin azaldığı; insanların kendilerini hümanist, ateist, agnostik veya sadece maneviyatçı olarak tanımladığı saptanmış. Böyle giderse 2070 yılına gelindiğinde Amerika’da Hristiyanlığın baskın bir din olma özelliğini yitirebileceği öngörülüyor[1].

Geleneksel dinden hoşnut olmayanlar, anlam, şifa ve aidiyet arayışlarını karşılayacak farklı seçeneklere yöneliyor. ABD’de ateist kiliselerin yanı sıra “kutsal çiçek” diye adlandırılan esrardan şifa arayan kiliseler bile var. Örneğin Denver, Colorado’daki Uluslararası Esrar Kilisesi’nin üyeleri kendilerini “uçuş uzmanları” olarak tanımlıyor. Esrar, geleneksel dinin büyüsünü yitirmiş kişiler için bir şifa aracı olarak görülüyor; burada çeşitli hümanist, etik ve manevi yönelimlerin vurgulandığı alternatif ritüeller yapılıyor. Kilise, ilahi ve doğaüstü hakikatleri aramak yerine kentin gündelik sorunlarını hafifletmek için uğraşıyor. Bunlar arasında Denver’deki evsizleri doyurmak, giydirmek; sokakları temizlemek gibi sosyal projeler var.

Alternatif kiliselerden bir diğeri olan Seattle Ateist Kilisesi, ateistlerin buluşma yeri olarak 2015 yılında kurulmuş.  Pazar günleri burada toplanan küçük kalabalıklara din dışı dünya görüşünü ve seküler hümanizmi konu alan vaazlar veriliyor. Ayrıca bu kilisenin üyeleri kendi yaşamlarındaki anlamlı günlerde ateist ritüellerle kutlama ve anma yapabiliyor.

Öte yandan yeni tinsel yolculuklar için dijital topluluklar ve çevrimiçi uygulamalar da küresel yurttaşlara farklı seçenekler sunuyor. Dini ritüellerin yerini ruh ve beden sağlığı arasındaki ilişkiye odaklanan yoga, reiki gibi bir dizi meditasyon tekniği alıyor. Erişim kolaylığı nedeniyle bu tür sanal etkinliklerde katılımcı sorunu yaşanmıyor. Ayrıca astroloji haritası hesaplama, online tarot okuma, bir tür biyo-enerji çalışması olan kristal şifa gibi uygulamalar sosyal medya platformları aracılığıyla kullanıcılarla buluşuyor.

Geleneksel dinden kopuşun göstergesi olan deist ve ateist sayısındaki artış bir süredir Türkiye’nin de gündeminde yer alıyor. Konda’nın 2021 yılında yaptığı araştırmada her 100 kişiden 94’ü bir dini inanca sahip olduğunu söylüyor. Geriye kalan 6’sı ise dini inancı olmadığını belirtiyor[2].

2022 yılında İstanbul Politikalar Merkezi ve Ankara Enstitüsü tarafından yapılan  “Türkiye’de Dindarlık Algısı” araştırmasının sonuçlarına göre de toplumun yüzde 92’si kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Deist oranı yüzde 3,2, ateist oranı ise yüzde 2,7 düzeyinde saptanmış. Buna karşılık katılımcıların yüzde 73’ü Türkiye’de dindarlığın azaldığı görüşünde birleşiyor[3].

Bir yıl arayla yapılan her iki araştırmanın sonuçları da genel olarak birbiriyle örtüşüyor. Ne var ki 22 yıldır dinsel kimliği ağır basan bir iktidar tarafından yönetilen Türkiye’de dindarlığın azaldığına ilişkin güçlü bir kanaat oluşması düşündürücü. Belki de “Mülk Allah’ındır” bahanesiyle malı götürenlerin pişkinliği, dindarlık algısını olumsuz yönde etkilemiş olabilir (!)

Tinselliğe yönelimdeki artışın temelinde neoliberal politikaların bireyde yarattığı  umutsuzluğun ve karamsarlığın önemli bir payı var. Dünyevi yaşamda şükredecek şeyler azaldıkça geleneksel dine bağlılık da azalıyor. Dini kurumlar statükonun bir parçası olduğu için yokluk, yoksunluk içindeki insanlara salt öbür dünyanın reklamını yapıyor. Oysa insan, var olduğu dünyada  yaşamını iyileştirmek ve anlamlandırmak istiyor.  Bu yüzden yaralı ruhlar, mevcut sistemin oluşturduğu anlam boşluğunu doldurmak için çareler arıyor.

Eskiden Türkiye ve benzeri ülkelerde liberallerin hayallerini süsleyen Hollywood imalatı ABD kapitalizmi, bugün anlam üretemez duruma geldi. Dolayısıyla neoliberal dönemin atomize ettiği bireyler oradan oraya savrulup duruyor.  Kimileri tarikat zikirlerinde, kimileri ateist kilise ayinlerinde, kimileri tarot falında, kimileri de esrar dumanında anlam arıyor…

[1] https://theconversation.com/from-atheist-churches-to-finding-healing-in-the-sacred-flower-of-cannabis-spiritual-but-not-religious-americans-are-finding-new-ways-of-pursuing-meaning-191840

[2] https://interaktif.konda.com.tr/rapor/turkiye-100-kisi-olsa/1

[3] https://www.ankaraenstitusu.org/medyada-din-ve-dindarlik-algisi-raporu/