Fırtınalı bir yaşam: İlya Ehrenburg
İlya Ehrenburg 1891’de Kiev’de doğdu. Dört yaşında Moskova’ya taşındılar. 1901 yılında başladığı ilkokulda Nikolay Buharin ile tanıştı. Başlattıkları dostluk Buharin’in 1938 yılında ölümüne kadar sürdü.
1905 devrimi sonrasında Buharin’le birlikte Bolşeviklere katıldı.1908 yılında devrimci faaliyetleri nedeniyle hapse atıldı. Cezaevi sonrası ailesi onu tıp eğitimi için Paris’e gönderdi.
Ehrenburg Avrupa’da Lenin, Kamenev, Zinovyev ve Lunaçarski ile tanıştı. Bir süre sonra Lenin’le ters düşerek gruptan ayrıldı. Ardından Paris Montparnasse’ta yaşamaya başladı. İlk şiirleri 1910 yılında burada yayınlandı.
Ehrenburg, Sovyetler Birliği’nin en üretken ve dikkate değer yazarlarından biriydi; Yaklaşık yüz kitap yayınladı. Her şeyden önce bir romancı ve gazeteci olarak, özellikle üç savaşta (I. Dünya Savaşı, İspanya İç Savaşı ve II. Dünya Savaşı) muhabir olarak tanındı.
1917’de yurda döndü. İç savaş başladığında Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi.
1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya iç savaşına katıldı. Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı.
Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eder.
Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından soğuk savaş rüzgârlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsayan bu eserin ilk kitabını oluşturan Paris Düşerken ’de, Nazi Almanya’sının işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri irdelenir. Bir yanda işgalcilerle birlikte hareket eden, onlara çıkar ilişkileriyle bağlı olan yöneticiler ve burjuvazi, diğer yanda yurt savunması için, faşizme karşı örgütlenen direnişçiler… İşgal günlerinde, her şeylerini geride bırakarak, kentlerini terk eden Parislilerin trajedisi, emperyalizmin satranç tahtasında yapılan hamleler, direniş hareketini örgütleme çabaları… Avrupa’nın çehresini değiştiren kanlı olaylar, bu olaylara sahne olan ülkeler, savaşın karşıt kutuplarında yer alan kahramanlar…
Serinin ikinci kitabı Fırtına, İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’dan başlayarak Moskova’ya uzanan Nazi işgal girişimleri sırasındaki ölüm kalım mücadelesini anlatıyor. Bir yanda “olağan” bir biçimde süren gündelik yaşam, bir yanda ölümcül bir kalım kavgası. Ehrenburg, Sovyetler Birliği’nin içlerine doğru ilerleyen işgalci Nazi güçlerine karşı verilen mücadele ayrıntılı bir biçimde aktarılıyor.
Üçlemenin bu son kitabı olan Dipten Gelen Dalga, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan “yenidünya”yı anlatır. Milyonlarca insanın ölümüne neden olan paylaşım savaşı sona ermiş, sonrasında daha sinsi ve daha gizli bir savaş başlamıştır. Ehrenburg bu kitabında Soğuk Savaş’ın ilk yıllarına ayna tutar. Faşizmin yıkamadığı Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’de yapılan planlar, Pentagon’dan Paris Hükümeti’ne kadar uzanan entrikalar ekseninde hayata geçirilirken, sosyalizm ve kapitalizm arasındaki savaşın yeni cephesinde yaşayan direniş güçleri de yeni durum için mevzilenmektedir…
Ehrenburg’un yaşamında önemli bir dönemeç olarak görülen değişim, Stalin sonrasındaki Sovyetler Birliği’ndeki çalkantılar sırasında ortaya çıkar. 1954’te yazdığı Ottepel (Erime veya Türkçe çevirimdeki adıyla Buzlar Çözülürken), Kruşçev ve Destalinizasyon hareketinin simgesi olur. Aynı yıl yapılan Sovyet Yazarlar Birliği kongresinde Konstantin Simonov’un ve Mihail Şolohov onu sert bir şekilde eleştirir. Romanın siyasi yanlışlıklarının nasıra edebi bakımdan yeteri kadar güçlü olmadığı da vurgulanır. Bu roman Ehrenburg’un Sovyet yanlısı tutumdan, kendisinin takip ettiğini söylediği sosyalist gerçekçilik akımından uzaklaşma olarak değerlendirilir. Eleştirilere karşısında Ehrenburg romanın bir kurgu olduğunu, güçlü bir eser olmadığını belirtir.
İlya Ehrenburg yaşamının sonlarında anılarına ve şiire yöneldi. Aşka ve savaşa dair şiirler yazdı. 1967 yılında hayata veda eder.
Mezar taşına Picasso’nun yapmış olduğu portresi işlenir.
Türkiye Komünist Hareketi (TKH) 30 Ağustos zaferinin 103'üncü yılında yaptığı açıklamada "Türkiye’nin ilerici birikimi yeni…
İsrail ordusu, Gazze kentine yönelik kara saldırısının ilk aşamasına başladığını açıkladı. Ordu Sözcüsü Adraee, “Beklemiyoruz,…
Malatya Doğanşehir’de rezerv alan ilan edilen bölgede inşa edilen deprem konutlarının tarım arazisine, dere yatağına…
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla paylaştığı mesajda sürece ilişkin,"103 yıl evvel…
BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail’in Gazze’deki işgal kararının yıkıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti. Sivillerin yeniden kaçmak…
Özgür Çelik'in İl Başkanı seçildiği CHP İstanbul İ Başkanlığı seçimleri için iddianame tamamlandı. Buna göre…