Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

AHBAP’ın Ahbapları

Reklam

AHBAP ve Haluk Levent haberleri tozu dumana katarken, özellikle yandaş medyanın, AKP’li siyasetçilerin tercih ettikleri algı yönetimi, AKP’nin yolsuzlukların üstüne gitmesinden ziyade, AKP karşıtlarına AHBAP üzerinden bir çeşit “Her tür tuzağa düşebilen zavallılar” yakıştırması üzerine kuruldu. AKP’nin yolsuzluklarla derdinin olduğunun bir inandırıcılığı olmamasını AKP’liler AKP karşıtlarından daha iyi bildiklerinden attıkları taşın ürküttükleri kurbağaya değmesinin önüne başkaca bir ulvi amacın geçmesine bizzat izin vermeyerek bu süreci sürdürmekteler.
Şu aralar bilgisine başvurdukları “ünlü”lerin adliye koridorlarındaki telaşlı koşuşturmaları ile bakanların orada burada yaptıkları açıklamalarda AHBAP’ı dillerine dolamaya devam etmeleri, bu sürecin “etinden sütünden” daha çok yararlanmayı umduklarını gösteriyor.

İşte bu bakanlardan birinin açıklaması vesilesi ile, meseleyi kahramanlara sığınma ve medet umma tespitlerinden biraz daha öteye taşımak, biraz da gerilerden bir hatırlatma yapmanın tam da sırası. Zira AHBAP ve Haluk Levent vakasının eğer bir özeti olacak ise bu kahramanlar yaratmanın beyhudeliği değil, sivil toplumculuğa teslim olmanın beyhudeliği olmalıdır. Düzenin yarattığı kahramanların birer sonuç ve hemen parlayıp sönen kaderi, sivil toplumculuğun ise sonuçtan ziyade bir neden ve sistematik şekilde topluma şırınga edilen bir düzen içine hapsetme amacını barındırdığı düşünülürse aralarında çok temel farklılıklar olduğu da görülecektir.

Gelelim bakanın açıklamasına; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum “Kendi kampanyalarını devlete rakip kıldılar. Devlet ile milletin arasına girmek istediler. Gördük ki geçici kampanyalar birer rüzgardır. Milletin asıl güvencesi güçlü devlettir.” açıklaması yandaşlarda bir aferini almış, AKP karşıtlarında milyonlarca düşünce silsilesine neden olmuş olabilir. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi sivil toplumculuğun çürümeye yol açan etkisi içerisinde devletin payını, sistematik rolünü, resmi politikalarda kapladığı yeri unutturmaya çalışmalarına yeri gelmişken izin vermemeliyiz.

Hatırlayan olacaktır: 1990’lı yıllar ile birlikte ülkemizde ve aslında dünyanın bize benzeyen diğer ülkelerinde eş zamanlı olarak bir sivil toplum korosu kuruldu. Bu koronun nakaratı bakan Kurum’un sözünü ettiği devlet ile milletin arasına girmemek değil, tam tersiydi. Her şeyi devletten beklememeliydik, devlet ile milletin arasına girmeliydik, her şeyi devlete bırakmamalıydık, bazı şeyleri sivil toplumlaşarak daha hızlı ve daha kalıcı çözebilirdik, vs. vs.

“Demokratik Kitle Örgütleri”nin karşısında sivil toplumculuğu koyanlara fon geldi, destek geldi. Patronlar, düzen siyasetçileri, AB yolunun bir Diyarbakır’dan bir de sivil toplumun gücünden geçtiğini vurgulayıp durdular. Özetle, bataklık ile mücadele edilmesin diye sinekleri, onların arasında da en çelimsiz olanları göstermek bir dönem düzeni epey rahatlattı.

Bu süreç geride kalmış da değil. AKP’den tam da beklendiği gibi, makbul sivil toplum ile makbul olmayan sivil toplum ayrımı daha da derinleşti. Sivil toplumculuk ise doğrudan AKP eli ile bu çerçevede daha da derinleşti. Projeler, fonlar, devlet destekleri ile AKP’nin sivil toplumcuları en çok gençlik, spor ve kültür alanlarında çalıştılar. En zayıf oldukları alandaki boşluklarını parayla, pulla ve devletle birlikte çalışarak kapatmaya, bir nesli değiştirmeye, bir parantezi kapatmaya çalıştılar. Başarılı olamadıklarını onlar da çok geçmeden görmüş oldular. İşte tam da bu zorlanma anında imdada AHBAP örneğindeki gibi sivil toplumcular yetişti. Kullanışlı sivil toplumcuların zamanı geçmedi, sadece AHBAP’ın zamanı geçti. AKP’nin siyasi ihtiyaçları doğrultusunda çürümek üzere olan bir yapı kokmasın diye toprağa gömüldü.
Sivil toplumculuk yolunda AHBAP’ın ahbapları arasında ona bağış yapan yurttaşlar değil, AKP’nin kendisi vardı. Sivil toplumculuk yolunda kimisi AB yolunda fonun ömrü kadar sürdü. Kimisi çürüttüğü ile yetinerek sönümlendi, kimisi AKP ile yeniden doğdu. AHBAP bu yolculuğun sıra dışı, beklenmeyen, kendiliğinden bir yolcusu olarak ortaya çıkmadı. 40 yıldan beri sürdürülen öfkenin buharını alma politikasının yaya kalmış yolcusuydu. Aynı yoldan yürüdüklerine benzeyen, çürüyen, çürüten…

Sivil toplumculuk, belki de en az kahramanlaştırmayı veri olarak aldı. Aksine başka birinin kahramanlaştırılması değil sivil toplumu çare gören, bağış yapan, katkı sunan herkese, bizzat bu davranışın, yani kendinin bir kahraman olduğu anlatıldı.

Öfkesini, hevesini, enerjisini, katkısını, arayışlarını köklü bir değişikliğe harcamayıp, sivil toplum yolunda heba edenler bu düzenin de birer isimsiz kahramanı oldular. Düzenin ideolojik aygıtlarından kopmalarına da solun ve devrimcilerin gücü yetemedi.

“Devrime ne gerek var, size sivil toplum verelim!” cümlesini en çok da üniversite sırasında duyanların sayısı hiç de az olmasa gerek. Bu şiarın devam ettirilmesi AHBAP örneği ile sekteye uğramayacaktır. Aksine düzenin sivil toplumculuk masalı “ibret-i alemsiz” kalmayacak, masal inandırıcı olsun diye bu örnek kullanılmaya devam edecektir. İnandırmaya çalıştıkları ve var oldukça onsuz yapamayacakları ideolojik girdi, “Düzen değişmez ama iyileşebilir” yanılgısıdır.

Bu düzen iyileşemez, ancak ve ancak devrilir.

O zaman şöyle bitirelim.

Çürümemek için, çürütmemek için, sivil topluma ne gerek var. Size devrim verelim.
AHBAP değil yoldaş olalım.

Reklam

Önceki Haberler

İlkokul çocuklarının ‘Erdoğan’ ve din dersi sorgusunun arkasından Misvak çıktı!

Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde İzmir’de ilkokul öğrencilerine velilerinin izni ve bilgisi olmadan Milli…

27 Temmuz 2026 11:28

İliç maden faciasında 2 sanık yeniden tutuklandı

Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeninde 9 işçinin ölümüne neden olan facianın ardından ev hapsiyle serbest…

27 Temmuz 2026 11:18

Yandaş medya açıkladı: Butlan CHP’si fezlekelere evet diyecek

CHP'nin başına mahkemenin mutlak butlan kararıyla getirilen Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür…

27 Temmuz 2026 10:28

Gülistan Doku soruşturmasında 18 gözaltı daha

Tunceli'de 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir aşamaya geçildi. Delillere müdahale…

27 Temmuz 2026 10:23

İBB iddianamesindeki ‘mağdur’un şirketi 6 ayda 1,9 milyar TL’lik kâr etti

AKP Milletvekili Asuman Erdoğan'ın eşi Fatih Erdoğan'ın sahibi olduğu Pasifik Gayrimenkul AŞ, 2026'nın ilk altı…

27 Temmuz 2026 10:11

Akbelen’deki acele kamulaştırmaya yargı freni

Muğla'nın İkizköy Mahallesi'nde termik santral için yürütülen acele kamulaştırma sürecinde mahkeme, tüm dosyalarda yargılamayı durdurdu.…

27 Temmuz 2026 09:35
Reklam