Akıl tutulması
15 Temmuz, kanlı bir darbe girişimi olarak, ülke tarihinin en karanlık günlerinden birisi. Faili İslamcı Gülen Hareketi. Bu hareketin iplerinin, soğuk savaş doktrini doğrultusunda, ABD emperyalizmi tarafından tutulduğunu artık net bir şekilde biliyoruz. O yüzden, 15 Temmuz’u kanlı Amerikancı İslamcı darbe girişimi olarak tanımlamakta beis bulunmuyor.
Bu darbenin Amerikancılığı ve İslamcılığı ise bizzat AKP ve genel olarak sağ tarafından unutturulmaya çalışılıyor.
Artık kimse 15 Temmuz’un arkasındaki güçlere vurgu yapmıyor, FETÖ’nün arkasındaki asıl güçle hesaplaşma derdi taşımıyor. Uzun analizlere gerek yok; NATO’nun Ankara zirvesi sırasında Trump’a gösterilen abartılı ilgi ve düzenlenen gösterişli karşılama ortada. Filistin’deki ve İran’daki katliamların sorumlularını mehter marşıyla karşılamak başka ne anlama gelebilir ki? FETÖ’nün patronuna gösterilen bu diplomatik dalkavukluk, FETÖ ile “hesaplaşmanın” aslında göstermelik olduğunu ve iç siyasetin kullanışlı bir hamasetinden başka bir şey olmadığını göstermiyor mu?
Amerikan emperyalizminin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını başarıyla sürdüren AKP iktidarının, ABD karşıtı olması mümkün mü? ABD ile yürütülen S-400 pazarlığının neyle sonuçlandığı somut bir örnek. Trump ne dediyse o oldu. Daha ötesi, S-400’lerin FETÖ’nün destekçisi olduğu alenen ilan edilen Birleşik Arap Emirlikleri’ne satılması başka neyi gösterir ki? Aynı BAE, Libya’da Türkiye’nin askeri mevzilerini hedef alırken, S-400’leri “düşman ülkeye” satmak, AKP’nin, Amerikancılığın dışına çıkamayacağının basit örneği değil midir?
15 Temmuz darbe girişiminin arkasında bulunan ABD ve BAE’ye karşı mücadele ekseni kuramayan AKP’nin bugün FETÖ ile hangi düzlemde hesaplaştığını tartışmak gerekmez mi? Ya da FETÖ’nün arkasındaki güçlerin, bugün AKP’nin iş birliği yaptığı ülkeler olması AKP’yi FETÖ’ye benzer kılmaz mı?
15 Temmuz darbe girişiminin nitelikleri konuşulurken gündeme getirilmeyen ve hiç bahsedilmeyen tarafı ise failin siyasi niteliklerinden birisi olan İslamcılığıdır. Fail belli: Gülen Hareketi! Peki Gülen Hareketi, “salt bir sivil toplum örgütü” sayılabilir mi? Köküne kadar İslami bir hareket olduğu su götürmez bir gerçekken, İslamcı bir cemaat-tarikat olan Gülen Hareketi’nin giriştiği darbe, 15 Temmuz’un aynı zamanda İslamcı bir darbe olduğunu göstermez mi? “28 Şubat’a Kemalist darbe” demekten imtina etmeyenlerin 15 Temmuz’un İslamcı karakterini gizlemeleri ise sahtekarca bir tutumdur.
FETÖ tehdidine karşı dönemin MGK kararları anlamına gelen 28 Şubat’ın darbe olarak ısrarla propaganda edilmesi ise takdire şayandır. Aslına bakılırsa 28 Şubat bildirisinin, 15 Temmuz darbesi öncesi FETÖ konusunda uyarı niteliği taşıyan ve önlem alınmasını isteyen bir metin olarak değerlendirilmesi pekâlâ mümkündür. Pek tabi ki böyle yapılmadı; 28 Şubat askerler sokağa bile çıkmamışken “Kemalist darbe”, uçaklı-tanklı-kanlı 15 Temmuz ise “siyaseten tanımsız darbe” olarak aynı sepete konuldu! FETÖ dediler, ama FETÖ’nün ne olduğunu bir türlü dile getirmediler!
FETÖ’nün sadece ortağı değil aynı zamanda “aynı yumurta ikizi” oldukları için 15 Temmuz’un özünde İslamcı bir darbe olduğunu dile getirmekten hep kaçındılar.
15 Temmuz’un Amerikancı ve İslamcı bir darbe girişimi olduğu daha fazla yazılmalı.
Bu darbe girişiminin iki ortak arasında cereyan etmesi ise işin başka bir boyutu. 12 Eylül’ün doğrudan burjuva sınıfının işçi sınıfına, yani sola karşı giriştiği kanlı faşist bir darbe olması ile burjuva sınıfının iktidar bloğunun klikleri arasındaki darbe girişiminin sınıfsal ve siyasi analizi elbette farklılık taşır. Ancak FETÖ’nün AKP’ye darbe yapması, FETÖ’nün Amerikancı ve temelde İslamcı olduğunu gerçeğini değiştirmiyor.
Aynı şekilde AKP’nin FETÖ darbesine maruz kalması, AKP’nin de Amerikancı ve İslamcı kimliğini hiç ama hiç değiştirmiyor!
Ama ısrarla bu şekilde dile getirilmek “istenmiyor.”
15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olması, sadece AKP’ye yönelik bir darbe girişiminin değil, Türkiye’nin dış politikasında eksen kaydırma operasyonunun da başarısızlığa uğraması olarak görülüyor. Yani “eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı, Türkiye’nin dış politika ekseni de değişirdi” demeye getiriliyor.
15 Temmuz başarılı olsaydı Ukrayna-Rusya, İran-ABD ve İsrail’in Gazze’ye uyguladığı soykırım karşısındaki politikamızın farklı olacağı iddia ediliyor. Buradan; emperyalizmin planlarını çoktan yaptığı, bu doğrultuda 15 Temmuz darbe girişiminin emperyalistler tarafından planlandığı sonucu çıkar. Aynı zamanda AKP’nin ulusalcı bir politikaya yöneldiği, bunun emperyalistler tarafından görüldüğü ve FETÖ darbesiyle engellenmek istendiği.
Halbuki ne 24 yıllık AKP iktidarı ne de 15 Temmuz’dan sonraki 10 yıllık süreç, bunun tersini gösterdi. Yukarıdaki akıl yürütmenin örneğin Suriye’de AKP politikasının niye değişmediğini de gündeme alması gerekmez mi? AKP’nin Suriye politikası ile emperyalistlerin ve İsrail’in Suriye politikası tam uyumlu değil miydi? Ya da Gazze’nin işgali sırasında AKP’nin hamasi söylemler dışında fiili adımlar attığını kim iddia edebilir? İsrail ile ticaretin engellenmesi konusunda AKP’nin nasıl ikiyüzlüce tutum aldığını unutmuş değiliz.
Ukrayna-Rusya savaşında siz Türkiye’nin tarafsız kaldığını mı düşünüyorsunuz? Ya da İran-ABD savaşı sırasında…
AKP’nin ABD-İran savaşında İsrail’e tek laf etmeyen doğrudan İran’ı suçlayan “Riyad Bildirisi”ne imza attığını ne çabuk unuttuk?
Trump’ın övgülerine bu kadar çok mazhar olmanın nedeninin, Türkiye’nin ABD’den kopup Rusya-İran eksenine kaymasına yönelik bir korku olduğunu düşünen var mıdır? Bu övgünün ve desteğin altında doğrudan Amerikan emperyalizminin çıkarları için kurulan başarılı bir “ortaklık” olduğu gerçeği neden görülmez?
Dün olduğu gibi bugün de AKP, ABD’nin bir dediğini iki yapmamaktadır. Amerikancılık, en az FETÖ kadar AKP’nin genlerinde ve tercihlerinde bulunmaktadır.
Düzen siyasetinin kanatları arasındaki kavgayı, Türkiye sermaye devletinin eksenini kaydırmaya ve buradan AKP’ye emperyalizm karşıtı bir rol biçmeye kadar vardıran bir akıl yürütme, olsa olsa bir akıl tutulmasıdır. Hele söz konusu tescilli AKP ise.
Kimin daha Amerikancı olduğu tartışılabilir. Ama Amerikan emperyalizmi açısından, hangi Amerikancıyla çalışıldığının bir yerden sonra hiçbir önemi yoktur.
FETÖ’ye hayır derken AKP’ye evet demek gibi bir mantıksal ilişki kurulamaz.
FETÖ’nün fikirleri bugün AKP ile iktidarda olduğu için!
Bu haber en son değiştirildi 16 Temmuz 2026 09:56 09:56
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kalaycı, emeklilik sisteminde yapısal problemlerde değişikliğe gideceğini açıkladı.
Eski AKUT Başkanı Nasuhi Mahruki hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı 15 Temmuz paylaşımı nedeniyle Bakırköy…
NATO Zirvesi operasyonları kapsamında tutuklanan ÇHD'li avukatlar için yarın Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirilecek.…
Bütün kurumlarıyla dönüştürdükleri ülkemizde, dönüştüremedikleri toplumsal irade direnmeye devam etmektedir. Bu yeni tarih yazımı, işte…
Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturmada savcılık sorguları tamamlandı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 19 kişiden…
Sanatçı Levent Üzümcü, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltı işleminin hangi soruşturma…