AKP'nin akıl hocası SETA sınıfta kaldı
Ankara’da düzenlenen NATO’nun 36. Zirvesi sona erdi. Zirve sonrası tartışılan gündemlerin başında ise Türkiye ile ABD ilişkileri yer aldı. Erdoğan ve Trump arasındaki samimi görüntüler medyanın en çok ilgilendiği haberler arasında yer aldı. Trump’ın her fırsatta Erdoğan’ı övmesi, Erdoğan’ın Trump’a dokunması ve koluna girmesi gibi protokol kuralları açısından alışık olunmayan görüntüler, yandaşlar ve AKP medyası tarafından övünç kaynağı sayıldı. Ancak daha derindeki diplomatik sorunlar ise hak ettiği ölçüde medya yer almadı.
Gösterişe ve aşırıya kaçan ağırlama tören bir tarafa NATO zirvesi dolayısıyla Türkiye-ABD ilişkileri açısından dile getirilen belli başlı başlıklar şunlardı: Yaptırımların kaldırılması, Kaan uçaklarının motorlarının temini, F35 programına Türkiye’nin dahil edilmesi ve S-400 gündemi. Bütün bu başlıkların ise birbirleriyle doğrudan bağlantılı olduğu, zirve sonrası yaşanan gelişmeler göstermiş oldu.
Rusya’dan alınan hava savunma sistemi S400’ler, ABD ile girilen pazarlıkta el yükseltmek ve Rusya kartını devreye sokmak anlamına geliyordu. Bu geleneksel Türkiye devletinin bir dış siyaset ezberinin bir örneğiydi. Aslında ABD ile F-35 savaş uçaklarının birlikte üretimi sürecinin ortağı olan Türkiye, ABD ile girdiği siyasi ve askeri diplomatik ilişkide pazarlık unsurunu devreye sokmuş, Rusya’ya yanaşarak yeni bir hamle yapmak istemişti.
Böylesi bir adımın 15 Temmuz sonrasına denk gelmesi ya da Suriye’deki gelişmeler ile doğrudan ilgisi olup olmadığı başka bir yazının konusu. Yine benzer bir biçimde Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması düşürülen Rus uçağı ile doğrudan ilgili olup olmadığı tartışılan başlıkların başında geliyor. Ancak Türkiye’nin hava savunma sistemi ihtiyacı nedeniyle Amerikalıların taş koyması, Türkiye’yi yeni bir arayışa itmiş de olabilir. Dediğimiz gibi S-400 seçeneğinin neden gündeme geldiği ayrı. Ancak S-400’ler konusunda AKP’nin başarısız bir dış siyaset yürüttüğü bugün gelinen nokta itibariyle açık olarak görüldü.
S-400’ler konusunda en iddialı sözler bizzat Erdoğan tarafından dile getirildi. S-400’lerin alınmasından sonra ABD tarafından F35 programından çıkarılması ve CAATSA yaptırımlarının gündeme geldi. Bu durum bizzat yandaş medya tarafından tersinden ülkenin bir şansı olarak görülmüş, kendi silahımızı üreteceğimiz ve kendi teknolojimize sahip olacağımız şeklinde bir yorumla karşılanmıştı.
Hatta Erdoğan bizzat 2019 yılında S-400 anlaşmasından geri dönüş olmayacağını belirterek, “Kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı beklemesin” demişti.
Ancak 36. NATO zirvesi sonrası S-400’ler ABD tarafından temel şart olarak öne sürülürken Erdoğan ve AKP iktidarı da S-400’leri elden çıkarma kararı aldı. Bunun için Rusya’nın icazeti alınması gerekiyordu. Basına yansıyan bilgiler arasında Rusya’nın Türkiye tarafından satın alınan S-400’leri üçüncü bir ülkeye satışı konusunda onay vereceği yönünde. Ancak Rusya’nın bu onayının hangi tavizler karşılığı alındığı ise bilinmiyor. S-400’ler hiç kullanılmadan şimde Birleşik Arap Emirliklerine satılmaya çalışılıyor.
ABD ise S-400’lere karşılık bir dizi şartı öne sürmüştü. Bunların başında S-400 nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımları. Yani ABD için hasım ülkelere uygulanan yaptırımların S-400’lerin elden çıkarılması karşılığında yaptırımların kaldırılabileceği pazarlığı.
Ancak gerek Kaan uçaklarına motor temini gerekse F-35 üretim projesine Türkiye’nin dahil edilmesi ve parası ödenmiş 5 adet F35 uçağının Türkiye’ye teslimi konusunda hangi pazarlıkların yürütüldüğü bilinmiyor.
ABD, S-400 karşılığında nasıl yukarıda sıralanan taleplerin hangisini karşılayacağı ve yada diğer bütün başlıklar için başka hangi taleplerde bulunacağı şu an kamuoyundan saklanan bilgiler arasında.
Aslında S-400’len alınmadan önce CAATSA yaptırımları yoktu ve Türkiye F35 projesinin parçasıydı. Bugün gelinen nokta itibariyle hem S-400’ler elden çıkmış hem de F35 uçakları teslim edilmemiş durumda. Kaan uçaklarına motor ise başka bir pazarlığın konusu.
Yani AKP iktidarı ve yandaşların sevincini anlamak mümkün değil. “Allah fukarayı sevindirevceği zaman önce eşeğini kaybettirip sonru buldururmuş” misali.
Bir strateji düşünce kuruluşu işlevi gören SETA, AKP’nin ve devletin düşünce üretim merkezi işlevi görüyor. Ancak SETA’nın bir dizi yazarının ve araştırmacısının S-400’ler üzerine kaleme aldığı makalelerde büyük bir yanılgı söz konusu. Geleceği, güçler dengesini, ABD’nin atacağı adımları göremeyen yorum ve analizler SETA’nın ideolojik yaklaşımın kurbanı olduğunu göstermiş oldu. AKP ve Erdoğan övgüsü ve AKP iktidarına kendinden menkul akıl atfetme, S-400’lerin elden çıkarılmasıyla birlikte çökmüş oldu.
Örneğin SETA ve Star Gazetesi yazarlarından Murat Yeşiltaş’ın yazısı nasıl bir yanlış saptamaya güzel bir örnek oluşturuyor. “Dolayısıyla, ABD yönetimi S-400’ün bir devlet politikası haline geldiğini ve Türkiye’deki güvenlik konusundaki seçkinlerin tehdit algılarının ABD’nin Türkiye’nin güvenlik kültüründe yeni oluşan yeri tarafından belirlendiğini anlayamadı.” Derken makalenin sonuç bölümünü şöyle bitirmişti. “Sonuç olarak ABD-Türkiye jeopolitik kopuşu bir yol ayrımında. ABD’nin Türkiye’yi Kongre üzerinden yasa tasarıları ile cezalandırmaya çalışması akıllıca bir strateji değildir ve asla olmayacaktır. Bu aslında, Türkiye’yi Rusya’nın yanına itecek stratejik bir hata bile olabilir. ABD halihazırda Türkiye ile oynadığı “oyunu” kaybetti. Bu nedenle, ABD kurumlarının Türkiye politikalarını gözden geçirmelerinin ve Türkiye’nin değişen dış politika ve güvenlik değerlendirmelerini anlamalarının zamanı gelmiştir.” [Star, 20 Temmuz 2019]
Bu haber en son değiştirildi 12 Temmuz 2026 15:03 15:03
10 Temmuz'da yaşamını yitiren şair ve yazar Ahmet Telli için Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası'nın Necatibey…
Sen diplomanı alırken, pankartını aç, mesajını ver, fotoğrafını çektirebilirsin! Diğer öğrencileri kendi protesto, mesaj verme…
2020 sonrasındaki dünyada askeri Keynesyenizmin devreye alınması, ekonomilerin militaristleştirilmesi ve yeni paylaşım mücadelelerinin ortaya çıkması…
NATO’nun dağılmasına dair tartışmalar bugün için ciddi bir önem taşımıyor. Ayrıca bu ittifak yarın dağılsa…
NATO Zirvesi’nin AKP iktidarı tarafındaki yankısı ise kendileri açısından tatmin edici görünüyor. AKP, kendi iktidarını…
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesi ve sonrası ile birlikte bir dizi gündemi de beraberinde getirdi.…