Altınoluk’ta NATO karşıtı miting

"NATO kendisini bir savunma örgütü olarak tanıtsa da gerçekte emperyalist çıkarların en önemli askeri aygıtlarından biridir. Kurulduğu günden bugüne halkların özgürlüğünü değil, sermayenin çıkarlarını korumuştur. Nerede bir işgal varsa, nerede bir darbe varsa, nerede halkların iradesi eziliyorsa orada NATO'nun ve emperyalist güçlerin izini görmek mümkündür."

Altınoluk’ta NATO karşıtı miting

Emperyalizmin savaş aygıtı NATO’nun Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapacağı zirve, Körfez Emek ve Demokrasi Platformunun çağrısıyla Altınoluk’ta düzenlenen mitingle protesto edildi. Sanat Sokağı’nda başlayan yürüyüşün ardından, Cumhuriyet Meydanı’ndan basın açıklaması gerçekleştirildi.

Basın açıklamasını Edremit Emek ve Demokrasi Platformu adına dönem Sözcüsü Baran Bakır okudu. Basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Değerli dostlar, yoldaşlar, emekçiler, kadınlar, gençler, çocuklar, mücadele arkadaşlarımız ve sevgili yurttaşlar!

Bugün burada insanlığı felakete sürükleyen emperyalist savaş politikalarına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. Bugün Altınoluk’tan yükselecek olan ses, yalnızca bu meydanın değil; Filistin’de bombalar altında yaşam mücadelesi veren çocukların, Lübnan’ın, Suriye’nin, İran’ın, dünyanın dört bir yanında savaşlara, işgallere ve sömürüye karşı direnen halkların sesidir.
Dünyanın yeni paylaşım savaşlarının hazırlığı olan silahlanma yarışı durdurulmalıdır! Eğitimden sağlığa, barınmadan sosyal haklara kadar emekçi halkların en temel ihtiyaçlarından kesilerek silahlanmaya aktarılan devasa bütçelere son verilmelidir. Çünkü biliyoruz ki bombalara ayrılan her kuruş, halkın ekmeğinden çalınmaktadır. Füzelere ayrılan her bütçe, gençlerin geleceğinden çalınmaktadır. Savaşa harcanan her kaynak, yoksulluğun, eşitsizliğin ve adaletsizliğin büyümesidir.

Biz bugün emperyalizme meydan okuyan işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve yurttaşlar olarak buradayız. Dünyanın dört bir yanında emperyalist savaşlara ve katliamlara karşı mücadele edenlerle omuz omuzayız. Soykırıma karşı meydanları dolduran milyonlarla omuz omuzayız. Savaş çığırtkanlığı yapan iktidarlara karşı direnenlerle omuz omuzayız.
Bugün bir kez daha ilan ediyoruz: Siyonizm ve soykırım destekçileri, işgalci katiller sarayların dostu olabilir. Ama biz halkların tarafındayız. Biz insanlığın tarafındayız. Biz onurumuz adına, ülkemiz adına ve bütün dünya halklarının kardeşliği adına ayaktayız.

NATO kendisini bir savunma örgütü olarak tanıtsa da gerçekte emperyalist çıkarların en önemli askeri aygıtlarından biridir. Kurulduğu günden bugüne halkların özgürlüğünü değil, sermayenin çıkarlarını korumuştur. Nerede bir işgal varsa, nerede bir darbe varsa, nerede halkların iradesi eziliyorsa orada NATO’nun ve emperyalist güçlerin izini görmek mümkündür.
Soğuk Savaş yıllarında sosyalizme karşı kurulduğunu söyleyen bu saldırı örgütü, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ortadan kalkmadı. Tam tersine daha fazla genişledi, daha fazla silahlandı, daha fazla ülkeye müdahale etti. Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya kadar milyonlarca insanın yaşamını karartan savaşların, işgallerin ve yıkımların ana sorumlularından biri oldu.
Bugün bize güvenlik vaat edenler, dünyanın dört bir yanını ateşe verenlerdir. Demokrasi nutukları atanlar, halkların iradesini bombalarla susturmaya çalışanlardır. İnsan haklarından söz edenler, çocukların üzerine bombalar yağdıranlardır. Biz bu ikiyüzlülüğü kabul etmiyoruz.

Filistin’de süren katliam insanlığın vicdanında kapanmayacak bir yaradır. Emperyalistlerin desteğiyle sürdürülen işgaller, bölge halklarını yoksulluğa, göçe ve ölüme mahkûm etmektedir. İran’da, Lübnan’da ve Suriye’de gerilim her geçen gün tırmandırılırken bölgemiz yeni savaş senaryolarının merkezine dönüştürülmek istenmektedir. Biz bu coğrafyanın emperyalist hesapların savaş alanı olmasına müsade etmeyeceğiz.
Bugün bu meydandan bir dayanışma selamı da düşüncelerini ve sanatını özgürce ifade ettiği için baskıyla karşı karşıya bırakılan sevgili Deniz Göktaş’a gönderiyoruz. Çünkü biliyoruz ki savaş politikalarının egemen olduğu yerde önce ifade özgürlüğü hedef alınır. Önce sanatçılar, gazeteciler, öğrenciler, sendikacılar susturulmak istenir. Mizahın bile tahammül edilemediği bir düzen, halkın gerçeği söylemesinden korkan bir düzendir. Biz korkunun değil, dayanışmanın tarafındayız. Deniz Göktaş yalnız değildir. Düşüncesini, sanatını ve eleştiri hakkını kullandığı için baskıya uğrayan hiç kimse yalnız değildir. Bugün bu meydandan sesimizi yalnızca savaşa ve emperyalizme karşı değil; baskıya, sansüre ve hukuksuzluğa karşı da yükseltiyoruz. Barışı savunanın da, emeğini savunanın da, şarkısını söyleyenin de, sahnede güldürenin de, gerçeği yazanın da özgürlüğünü birlikte savunacağız.

Biz bu ülkenin emekçileriyiz. Biz bu ülkenin kadınlarıyız. Biz bu ülkenin gençleriyiz. Biz bu ülkenin eşit yurrtaşlarıyız. Çocuklarımıza savaşların değil barışın egemen olduğu bir gelecek bırakmak istiyoruz. Halkların birbirine düşman edilmesini değil, kardeşçe yaşamasını savunuyoruz.

Değerli arkadaşlar! Dünyanın neresinde emekçiler ayağa kalkıyorsa, ezilenler hakkını arıyorsa, yoksullar adalet talep ediyorsa onların karşısına emperyalizmin baskı mekanizmaları çıkarılıyor. Çünkü biliyorlar ki halklar birleşirse yarattıkları bu sömürü düzeni sarsılır. Çünkü biliyorlar ki örgütlü halk emperyalizmin en büyük korkusudur.
Bu ülkenin geleceği Washington’da, Brüksel’de, NATO karargâhlarında yazılamaz. Bu ülkenin kaderini emperyalist merkezler değil, bu topraklarda alın teri döken emekçiler belirleyecektir.
Buradan açıkça ilan ediyoruz! Amerika Birleşik Devletleri ve onun işbirlikçilerini, bu ülkenin topraklarından defedene kadar bu mücadeleye devam edeceğiz, söz veriyoruz. Bu mücadeleye devam edeceğiz. Tam bağımsız, özgür bir ülke kuracağız.

Yaşasın halkların kardeşliği! Yaşasın emekçilerin birliği! Yaşasın tam bağımsız, özgür ve barış içinde bir Türkiye mücadelemiz!
Kahrolsun işbirlikçiler. Kahrolsun Emperyalizm. Nato Dağıtılsın,Üs’ler Kapatılsın. Eli kanlı katillerin suç örgütü Nato defol,bu memleket bizim.”