DİSK – KESK – TMMOB – TTB'den NATO'ya karşı ortak açıklama
DİSK – KESK – TMMOB – TTB'den NATO'ya karşı yapılan ortak açıklamada "Türkiye’nin emperyalist savaş stratejilerinin karargâhı haline getirilmesini kabul etmiyoruz" denildi.
Emek ve meslek örgütleri DİSK – KESK – TMMOB – TTB ortak bir açıklamayla NATO zirvesine, savaş politikalarına ve emperyalist saldırganlığa karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
Ortak açıklamada emek ve meslek örgütleri olarak her zaman olduğu gibi bugün de emperyalist yayılmacılığa, savaş politikalarına ve halkları yoksulluğa sürükleyen adaletsiz küresel düzene karşı barışı, demokrasiyi, halkların kardeşliğini ve insanca yaşam hakkını savunmaya devam edileceği kaydedildi.
Emperyalizmin başlıca savaş örgütlerinden NATO’nun 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceği zirveye karşı hep birlikte ses yükselttiklerini kaydeden emek-meslek örgütleri “Bugün ülkemizde siyasal iktidar kendi varlığını sürdürebilmek için, emperyalist merkezlerin bölgesel çıkarları doğrultusunda şekillenen savaş ve güvenlik politikalarının taşıyıcılığına soyunmakta; ülkemizi NATO’nun saldırgan stratejilerinin bir parçası haline getirmektedir. Türkiye’nin emperyalist savaş stratejilerinin karargâhı haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi.
SAVAŞLAR EMPERYALİST KRİZİ AŞMANIN ARACI
Açıklamada şöyle denildi:
“Emperyalist savaşlar kapitalist sistemin krizlerini aşma araçlarından biri haline gelmiştir. Günümüzde de kapitalizmin krizi derinleşirken, savaşların şiddetlendiği, otoriter rejimlerin güçlendiği ve işçiler-emekçiler için ekonomik yıkımın olağanüstü arttığı bir dönemde; emperyalist güçler kendi çıkarları uğruna halkları karşı karşıya getirmektedir. İşçilerin ve emekçilerin geleceği savaş bütçelerine kurban edilmektedir. Daha da önemlisi ABD, İsrail ve işbirlikçileri; enerji yolları, ticaret hatları ve jeopolitik çıkarları uğruna bölge halklarının yaşamını hiçe sayan haksız, hukuksuz, barbarca saldırılarını sürdürmektedir.
ABD emperyalizmi bugün Trump yönetimiyle birlikte dünya halklarına daha açık biçimde tehditler savurmakta; otoriter rejimleri destekleyen, savaşları körükleyen, soykırıma ortak olan ve uluslararası hukuku hiçe sayan saldırgan politikalarını derinleştirmektedir. Trump iktidarı dünya genelinde otoriter, baskıcı ve antidemokratik rejimlere verdiği desteği artırmakta, halk iradesini, insan haklarını ve demokratik değerleri hiçe sayan yönetimlerle kurulan ilişkileri güçlendirmektedir. Başta bölgemiz olmak üzere dünyanın dört bir yanında halkların demokratik talepleri bastırılırken; emperyalist güçler kendi çıkarlarına hizmet eden rejimleri desteklemeyi sürdürmektedir.”
NATO EMPERYALİST BİR SAVAŞ ÖRGÜTÜDÜR
ABD öncülüğündeki NATO’nun emperyalist müdahalelerin, darbelerin, işgallerin ve halk düşmanı savaş politikalarının küresel aygıtı olduğunun vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“NATO, kuruluşundan bu yana halkların iradesine, bağımsızlık mücadelelerine ve demokratik dönüşümlere karşı müdahalelerin odağında yer almıştır. Bölgemizde ve dünyada NATO’nun bıraktığı miras; milyonların ölümü, ülkelerin yıkımı, büyük göç dalgaları ve kalıcı istikrarsızlık olmuştur.
NATO’nun sicili aynı zamanda darbelerle, kontrgerilla faaliyetleriyle, halk muhalefetini bastırmaya yönelik operasyonlarla ve demokrasiye yönelik müdahalelerle örülüdür. Darbelerden büyük acılar yaşamış olan ülkemiz de bu müdahalelerden bağımsız değildir. Emek mücadelesinin yükseldiği, halkın demokrasi taleplerinin güçlendiği dönemlerde NATO desteğiyle gerçekleştirilen antidemokratik müdahalelerin ve kontrgerilla operasyonlarının yarattığı ağır sonuçlar hâlâ toplumsal hafızamızdadır. Grevleri yasaklayarak, sendikacıları idamla yargılayarak işe başlayan 12 Eylül 1980 askeri darbesi tipik bir NATO operasyonu olarak işçilere, emekçilere ve halkımıza ağır bedeller ödetmiştir.”
Savaş politikalarının bedelini emekçilere ödetildiğinin belirtildi açıklamada, “Bugün dünyanın dört bir yanında emekçiler daha düşük ücretlere, daha güvencesiz çalışma koşullarına ve daha ağır yaşam koşullarına mahkûm edilirken; savaş sanayii şirketleri, bunlara hizmet eden teknoloji şirketleri, enerji tekelleri ve küresel sermaye grupları servetlerine servet katmaktadır. Silahlanmaya ve savaş teknolojisine ayrılan devasa bütçeler; işçilerin ücretlerinden, halkın eğitim ve sağlık hakkından, sosyal güvenlikten ve tüm kamusal hizmetlerden çalınmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı ekonomik krizler, hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesizlik milyonlarca emekçinin yaşamını daha da zorlaştırmaktadır. Emperyalist savaşların yarattığı büyük göç dalgaları devasa bir güvencesiz işçi havuzu yaratmakta; ücretleri aşağıya doğru baskılamakta ve küresel tekellerin serveti bu sömürü düzeni üzerinde büyümektedir” denildi.
NATO’YA DEĞİL BARIŞA GÜÇ VERELİM!
Emperyalizme, sömürüye ve savaşa karşı mücadelenin insanlığın ortak geleceğini savunmak olduğunun belirtildiği açıklamada “Bu nedenle DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak; tüm emek, demokrasi, barış ve yaşam savunucularını, dünyanın dört bir yanındaki sendikaları ve dost örgütlerimizi NATO zirvesine, savaş politikalarına ve emperyalist saldırganlığa karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalı, bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkılmalıdır. Ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada barış için, demokrasi için, emek için, halkların kardeşliği için mücadeleyi yükselteceğiz. Savaşa Değil Emekçiye Bütçe! Kahrolsun Emperyalizm! Yaşasın Halkların Kardeşliği!” ifadelerine yer verildi.

