Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

Dünyanın çivisi

Reklam

Reel sosyalizmin çözülüşünün üzerinden 35 yıl geçti. Bugünkü kuşakların tanık olduğu bu zaman kesitinde dünyanın yaşadığı yıkım, savaş ve acıların, neden ve sonuçları üzerine daha fazla durmak gerekmez mi?

Gerek I. paylaşım savaşı gerekse II. Dünya savaşının nedenleri biliniyor: Kapitalizmin dünya ölçeğinde yaşadığı iktisadi krizler! Lenin’in tanımıyla emperyalist aşamaya geçen kapitalizm çağı, aynı zamanda savaşlar ve devrimler çağıydı. Devrimler “meselesini” bir tarafa bırakarak, iki büyük dünya savaşını gören insanlık, yaşadığı “soğuk savaşın” kıymetini bilemedi!

Bugün de uluslararası kapitalist sistem ekonomik krizini derinleştiriyor; emperyalist-kapitalist dünya sisteminin yaşadığı gerilim, sorun, yıkım ve savaşların arkasında tam da böylesi bir kriz mekanizması bulunuyor. (Dünyada devrimler çağının kapandığını düşünmek için hiçbir neden tam da bu nedenle bulunmuyor)

İki kutuplu dünya yokken ya da Sovyetler varken savaşlar olmuyor muydu? Birinci Paylaşım Savaşı’nın sonucunda Sovyetler kuruldu, İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunda sosyalist devletler çoğaldı. Çin, Küba, Vietnam devrimleri, Ortadoğu ve kuzey Afrika’da bağımsızlık hareketleri, Latin Amerika’da anti-emperyalist mücadelenin yükselişine tanıklık ettik 50 yılda.

İkinci dünya savaşı sonrası kapitalizm bir yandan kendini yeniden örgütlemeye koyulurken, diğer yandan iki kutuplu dünyanın dengesinde uluslararası hukukun kuralları da oluştu.

Bu 50 yıl aynı zamanda devrimleri boğmak isteyen emperyalizmin Kore ve Vietnam’da olduğu gibi işgallerini, askeri darbelerini, siyasi cinayetlerini, Gladio terörünü gördü. Yani emperyalizm, sosyalizmi yıkmak ve bağımsızlığını kazanan ulusları boğmak için her şeyi yaptı. Provokasyon, terör, vekalet savaşı, Yeşil Kuşak, Gladio… Ama emperyalizm canı istediği yeri bombalayamıyor, canı istediği ülkeyi işgal edemiyor, canı istediği devlet adamını kaçıramıyor, canı istediği gibi siyasi cinayetler düzenleyemiyor, canı istediği ülkeyi bombalamıyor, canı istediği toprakları istemiyor, canı istediği şekilde ekonomik yaptırım uygulayamıyordu.

Son 35 yılda ise emperyalizm yüzüne taktığı maskeyi ve eline taktığı eldiveni çıkararak kanlı dişlerini ve ellerini göstermeye başladı. Yugoslavya’nın parçalanması, Irak’ın ve Afganistan’ın işgali, Suriye’nin yıkımı, Libya’nın yıkımı, Yemen’deki savaş, Ukrayna, Karabağ, Gazze ve şimdi de İran.

Venezuela devlet başkanı evinden kaçırılıyor, müzakere sürerken İran bombalanıyor, doğrudan devlet başkanları bombalarla öldürülüyor, okullarda çocuklar bombalanırken, Gazze’de olduğu gibi milyonlar açlıkla baş başa bırakılabiliyor.

Birleşmiş Milletler hukuku, diplomasi, uluslararası hukukun hükmü yok artık. Kuralsızlık ve hukuksuzluk artık uluslararası ilişkileri tanımlayan kavramlar haline dönüştü. Doğrudan cinayet işleme hakkını kendinde gören bir haydutluk döneminden geçiyoruz. Emperyalist dünya sisteminin krizi derinleşirken dinci fanatizmle yoğrulmuş bir irrasyonalizm, emperyalist tekellerin çıkarlarını savunan bir ideoloji haline dönüşüyor. Ancak bunun dinler savaşı değil, doğrudan petrol savaşı ve emperyalizmin Ortadoğu’daki egemenlik savaşı olduğu açık olsa gerek.
İki kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçiş sürecini yaşıyoruz. Çok kutuplu bir dünyaya gidişin bir sisteme tekabül edip edemeyeceği işin başka bir tartışma boyutu. Ya da çok kutuplu yerine çok merkezli tanımlar da yapılageliyor. Ancak birinci Dünya Savaşı öncesi koşullara benzediğini söylemek pekâlâ mümkün.

1991 yılında reel sosyalizmin çözülüşünden sonra, sosyalizme duyulan güven ve inançta büyük bir sarsıntı olmuştu. Toplumsal ölçekle birlikte sosyalist hareket içinde kadroların dahi sosyalizme yönelik teorik inanç yitimi örneklerini görmüştük. Ama daha çok şu cümle muradımızı anlatmak için anımsatılmalı: “Artık dünya değişti!”

Sosyalizmin bir seçenek olamadığını, yenildiğini ve başarısız olduğunu söyleyenler aynı zamanda dünyanın değiştiğini de söyleyerek kapitalizmin zaferini ilan ediyorlardı!

Aslında ilan edilen kapitalizmin zaferi değil, sosyalizmin geri çekilişinin ne anlama geldiğini anlamamak ya da tersinden sosyalist her mevziinin insanlık için önemini kavrayamamak idi.

Bugün dünyanın çivisi çıkmış durumda. Belki de dünyanın çivisi sosyalist bloktu.
Dünyanın çivisini yeniden çakmak gerek!

Bu haber en son değiştirildi 18 Mart 2026 16:58 16:58

Reklam

Önceki Haberler

Pentagon’dan İran raporu: ABD tesisleri hasar gördü ve füze stokları azaldı

Pentagon'un resmi denetçisi, İran savaşına ilişkin özel bir rapor yayımlayarak, ABD tesislerinin hasar gördüğünü ve…

15 Eylül 2026 10:45

Butlan yönetimi temyiz başvurusunu geri çekmişti: Yeni Parti’den ilk açıklama geldi

CHP'de mutlak butlan yönetiminin kurultay davası için temyiz başvurusunu geri çekmesine YENİ Parti'den ilk tepki…

14 Eylül 2026 17:58

Evrensel gazetesi dahil birçok X hesabına ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle erişim engeli getirildi

"Ailem Güvende" operasyonlarıyla eş zamanlı sürdürülen erişim engellerine yenileri eklendi. Evrensel, Uluslararası Af Örgütü, Barış…

14 Eylül 2026 17:14

Konak Rıhtımı’nın özelleştirme ihalesi iptal edildi

Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ’ye ait Konak Rıhtımı İşletmesinin 36 yıllık işletme hakkının devrine ilişkin özelleştirme…

14 Eylül 2026 16:33

Berhan Şimşek’in darp ettiği Özlem Şanver, yaşadıklarını açıkladı

Berhan Şimşek’in kendisine şiddet uyguladığı anların görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından konuşan Özlem Şanver, olayın yalnızca…

14 Eylül 2026 16:18

DİSK’ten MEB önünde eylem: Bir ülkenin çocukları çalışırken ölüyorsa bu düzen değişmelidir

DİSK, MEB önünde çocuk işçiliği raporunu açıkladı. “Çocukların yeri fabrikalar değil, okullardır” denilen açıklamada çocuk…

14 Eylül 2026 16:06
Reklam