Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Sonel'in "Ben devletin valisiyim. Emniyete cevap vermem. Susma hakkımı kullanıyorum" diyerek günlerdir ifade vermediği öğrenildi. Adliyedeki işlemleri tamamlanan Sonel, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sonel'in savcılık ifadesi ortaya çıktı. Sonel, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklandı.
Adliyedeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Sonel, Savcının 78 sorusuna karşılık 21 sayfa ifade verdi. “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme”, “resmi belgeyi yok etme veya gizleme”, “bilişim sistemindeki verileri yok etmek”, “suç delillerini gizleme, değiştirme, yok etme” suçlarından tutuklamaya sevk edilen Tuncay Sonel, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
AİHM KARARLARINA ATIF: “TOPLUMSAL HUZUR İÇİN TUTUKLAMA ŞART”
Savcılık, tutuklama talebini güçlendirmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) sevk yazısında emsal kararlarına atıfta bulunmuştu. Sevk yazısında, “Suçun ağırlığı ve toplumda yarattığı infial nedeniyle toplumsal huzursuzluğun ancak tutuklama ile dindirilebileceği” ve şüphelinin serbest kalması halinde ‘adaletin işleyişine müdahale tehlikesinin’ bulunduğu ifade edildi.
Erzurum Şehir Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirilmişti.
Sonel’in adliyeye sevk edildiği anlar da görüntülendi.
‘SUÇ DELİLLERİNİ YOK ETME’ SUÇLAMASI
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, Sonel hakkında “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu” belirtilmişti.
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı.
Sonel, 13 Haziran 2017 – 9 Haziran 2020 arasında Tunceli’de görev yapmış ve geçen 17 Nisan’da Elazığ’da gözaltına alınmıştı.
EMNİYET’TE KONUŞMADI
NTV’nin aktardığına göre Sonel’in Emniyet Müdürlüğü’nde bulunduğu 3 gün boyunca ifade vermeyi reddettiği öğrenildi.
Görevlilerin kendisine “İfade vermek istiyor musunuz?” sorusuna Sonel’in “Ben devletin valisiyim. Emniyete cevap vermem. Susma hakkımı kullanıyorum” diyerek günlerdir ifade vermediği anlaşıldı.
SAVCILIK SORGUSUNDAN DETAYLAR
Emniyette konuşmayan Tuncay Sonel’in, savcılık sorgusunda alınan ifadesi ortaya çıktı.
Sorgu sırasında Sonel’e, “Gülistan Doku’nun bulunmasına yönelik karada veya kırsal alanda herhangi bir arama yaptırdınız mı? Neler yaptırdınız? Yaptırmadıysanız neden?” sorusunun yöneltilmesi üzerine şu yanıtı verdi:
“Benim kırsal alanda bizzat talimatım ile arama yapılan bir iki bölge vardır. Daha doğrusu birkaç yerle ilgili elimize bilgi gelince bakılmasını söylediğim alanlar oldu. Tam hatırlamıyorum ama bir ikiyi geçmez. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül DOKU olduğunu gördüm. Merdivenin başında ‘sayın valim bir sim kart var’ dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı.”
Sorgunun devamında Sonel, Gökhan Ertok’un 15/04/2026 tarihli ifadesindeki iddialar hatırlatılarak yöneltilen; “Şüpheli Gökhan Ertok 15/04/2026 tarihinde Tunceli ilinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde; ‘…çalışmış olduğum ACA bilişim isimli şirket Tunceli Valiliğinin sosyal medya hesaplarının yönetimi karşılığında yıllık 120.000 TL civarında ödeme yapıyordu, bu para patron Mehmet ACA’nın hesabına geliyordu, ancak Tunceli Valiliği ile aralarında bir sözleşme olmadığını, paranın şahsi hesaptan gönderildiğini biliyorum…’ şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu beyanlar hakkında söyleyecekleriniz nelerdir? Aca Bilişim isimli şirkete bu miktarda bir para gönderdiniz mi? Gönderdiyseniz ne için gönderdiniz? Tunceli Valiliği sosyal medya hesaplarının yönetimini kimlere yaptırmaktaydınız? Bedelini hangi bütçeden karşılamaktaydınız?” sorusunu ise şu şekilde cevapladı:
“Aca Bilişim şirketine herhangi bir ücret göndermedim. Bununla ilgili bilgim yoktur. Ne valilik ne de kayyumluk yaptığım belediyede böyle bir ödeme söz konusu olmamıştır. Mehmet Aca’nın sahibi olduğu şirketin valiliğin sosyal medya hesaplarının yönetiminde herhangi bir yetkisi yoktu. Benzer şekilde belediyenin de böyle bir işi yoktu. Ancak Gökhan’a zaman zaman yukarıda bahsettiğim gibi kayyum olduğumuz için sosyal medya üzerinden gelen tehditlerle alakalı birkaç fikir danıştığımız olmuştur. Aynı zamanda Gökhan, sosyal medya üzerinden takipçi yüklemesi gibi herhangi bir şey yapmadım. Bu yönde bir talebim olmadı. Valiliğin sosyal medya hesabı valilik bünyesinde yapılıyordu. Yani Basın Müdürlüğü bünyesinde işlemleri gerçekleştiriyorduk. Bunun için herhangi bir yere ücret ödemedik.”
GÖKHAN ERTOK’A PARA TRANSFERİ: “İSTEMİŞTİR, VERMİŞİMDİR”
Sorguda, MASAK hareketlerinin incelenmesi sonucunda Şükrü Eroğlu tarafından belirli tarihlerde yapılan para transferleri hatırlatılarak yöneltilen; “Şükrü Eroğlu tarafından 7 Şubat 2020 tarihinde 5.000 TL, 17 Mart 2020 tarihinde 5.000 TL ve 5 Kasım 2021 tarihinde 20.000 TL para gönderildiği tespit edilmiştir. Söz konusu paraların gönderilmesi talimatını siz mi verdiniz? Bu talimatı siz verdiyseniz neden böyle bir talimat verdiniz?” sorusuna Sonel şu cevabı verdi:
“Bu para gönderimleri normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan’ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Gökhan’ın teknik olarak bir şeye ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum.”
Sosyal medya yönetimiyle ilgili ödemelerin neden şahsi hesaptan yapıldığına dair yöneltilen; “Valiliğin sosyal medya hesaplarıyla ilgili kendisine birkaç defa soru sorduğunuz için kendisinin talebi üzerine bu paraların gönderildiğini beyan etmeniz nedeniyle o dönem bakıldığında gönderilen sadece bir 5.000 TL’lik miktarın neredeyse bir memur maaşına tekabül etmesi gözetilerek, resmi olan sosyal medya hesabı ile ilgili işlemlere dayalı neden valilik resmi hesabından değil de şahsi hesabınızdan ödeme yaptınız?” sorusunu ise Sonel şöyle yanıtladı:
“Çünkü ihtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir, ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyordum. Bu nedenle göndermişimdir.”
SIM KARTIN İNCELENMESİ VE GÖNDERİLMESİ
Soruşturma dosyasında yer alan SIM kartın incelenme sürecine dair yöneltilen; “Şüpheli Gökhan Ertok’un alınan ifadesinde SIM kartla işlemi bittikten sonra SIM kartı ve SIM kartta tespit ettiği hususları rapor haline getirerek size sunduğunu beyan etmiştir. Bu rapor içeriğinde neler yazmaktaydı? SIM kart ve raporun bulunduğu zarf size kim tarafından ne zaman ve ne şekilde ulaştırıldı?” sorusu üzerine Sonel şu ifadeleri kullandı:
“Bu konuda benim hiçbir bilgim yoktur. Bana herhangi bir rapor da gelmedi. SIM kartın başsavcılığa teslim süreci hakkında da bir bilgim yoktur. Ben Gökhan Ertok’a SIM kart üzerinde gerekli incelemenin Siber şubesi tarafından yapıldığını, içinde bir şey bulunmadığını söylemedim. Bu yönde beyanım olmamıştır. Yine o dönemin başsavcısı ile birlikte beraber olduğumu, Gökhan’la telefonda konuştuğumda söylemedim.”
SIM kartın otobüsle gönderilmesine dair yöneltilen; “Şüpheliler Gökhan Ertok ile Şükrü Eroğlu’nun alınan savunmalarında her ikisinin de SIM kartın Ankara’ya Tuncelililer otobüsü ile gönderildiğinin anlaşılması karşısında bahse konu SIM kartı neden resmi bir yolla ya da kargo ile göndermek yerine otobüs firması ile gönderdiniz? Takip edilmesini ve kayıtlara girmesini istemediniz mi?” sorusuna Sonel, “Bu konuyla ilgili de bilgim yoktur. SIM kartın dönüşüyle ilgili de bir bilgim yoktur” yanıtını verdi.
Sorgunun devamında yöneltilen; “Şüpheliden soruldu: SIM kartın hangi tarihte verildiğini hatırlıyor musunuz? SIM kartı aldığınız gün mü gönderdiniz yoksa daha sonraki bir gün mü gönderdiniz?” sorusuna Sonel şu yanıtı verdi:
“Hatırlamıyorum. Hangi gün gönderildiğini de bilmiyorum. Ben SIM kartın doğrudan yakın koruma Şükrü Eroğlu tarafından alınması ve gereğinin yapılması talimatını verdim.”
INSTAGRAM HESAPLARINDAKİ HAREKETLER
Gülistan Doku’nun sosyal medya hesabındaki hareketliliğe dair yöneltilen; “Gülistan Doku isimli şahsın kullanmış olduğu instagram hesabının 08/01/2020 günü saat 18:17 ve 18:18’de (instagram saati ülke saatine göre 3 saat eklenecek) Marcos Cafe ve Ferhat Girişen isimli kullanıcıların engellendiği tespit edilmiştir. Bu hesapların kime ait olduğunu biliyor musunuz? Hesapların engellenmesine bir dahliniz oldu mu?” sorusunu Sonel şu şekilde cevapladı:
“Hiçbir bilgim yoktur. Böyle bir talimatım kesinlikle olmamıştır.”
KAMERA KAYITLARI VE ASELSAN GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ İDDİALAR
Şehirdeki kamera sistemlerinde yapılan değişikliğe dair yöneltilen; “Gülistan Doku kaybolduktan iki gün sonra Aselsan görevlisinin beş dakika arayla 155’i arayarak tüm K noktalarında kamera değişimi olacak dediği, ilk arayışında iki araçla çıkacağız dediği, ikinci arayışında üç araçla çıkış yapacağız dediğinin tespit edildiği, Gülistan Doku köprüde ve barajda aranırken neden tüm şehri tepeden hakim gören ve Gülistan’ın akıbetini aydınlatmaya yarayabilecek olan K noktalarındaki kamera kayıtları alınmadığı gibi neden iki gün sonra değiştirilmesine karar verildi. Bu kararı kim verdi, talimatı veren kimdir?” sorusuna Sonel şu yanıtı verdi:
“Bu konuyla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben böyle bir talimat vermedim.”
Söz konusu değişikliğin teknik detayları hakkındaki; “Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğünden verilen cevaplarda K noktalarındaki kameralarda 01-08 Ocak 2020 arası herhangi bir arıza, bakım, onarım ve arıza ihbarı olmadığı şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Değişime ilişkin herhangi bir belge, fatura, kayıt da olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle iken neden, ne sebeple K noktalarındaki kameraları değiştirme ihtiyacı duyuldu?” sorusuna karşılık Sonel, “K noktalarının değiştirilmesi gibi bir konu gündeme gelmedi. Haberim yoktur. Bu konuyu İl Emniyet Müdürü bilir. Muhatabı odur” dedi.
İFADELERDEKİ ÇELİŞKİLER VE TESLİM SÜRECİ
Koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun beyanları hatırlatılarak yöneltilen; “Şüpheli Şükrü Eroğlu’nun 17/04/2026 tarihinde Tunceli ilinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde; ‘…aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi tarafından yarım A4 zarfı Ankara’ya gönderilmek üzere verdi… bunu Gökhan’a gönder dedi… sonrasında vali bey bana aynı gün zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun SIM kartı olduğunu, son sinyalin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini söyledi… tüm bunlar valinin talimatıyla oluyordu…’ şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Söz konusu SIM kartı adli mercilere vermek yerine, yetkiniz olmadığı halde neden illegal bir şekilde şüpheli Gökhan Ertok’a gönderdiniz. Bunu göndermekteki amacınız nedir?” sorusuna Sonel şu cevabı verdi:
“Tek amacım en son nerede görüldüğünü bulmaktı. Zarfı falan hatırlamıyorum.”
Teslim sürecindeki farklı beyanlar üzerine sorulan; “Yukarıdaki beyanlarınızda valilikten çıkarken kayıp kızımızın ablasının ağlamaklı bir şekilde valilik önünde sizi karşıladığını söylemenize rağmen Şükrü Eroğlu’nun beyanında ailenin makamda ağırlandığı, makam çıkışında zarf içinde bizzat tarafınızca teslim edildiği yönündeki tespitlerin çelişmesi nedeniyle soruldu” sorusunu ise Sonel şöyle yanıtladı:
“Makamda ağırlama söz konusu olmamıştır. Zarf içinde teslim etme kısmını hatırlamıyorum. SIM kartı ben hiç elime almadım.”
KAMERA KAYITLARININ DURUMU VE BİLİRKİŞİ RAPORU
Üniversite bölgesindeki kamera kayıtlarına dair hazırlanan tutanak ile bilirkişi raporu arasındaki fark sorulan; “Ulusal Kriminal Büroya gönderilen güvenlik kameralarına ait 24 adet hard diskin incelenmesinde, 21 nolu hard diskin tam Gülistan Doku’nun araç içi kameraya yansıyan yerdeki konumunu gördüğü, tarihin 05 Ocak 2020, saatin ise 09:46 olduğu zamana ait Viyadük görüntüsü tespit edilerek, yine 2019 yılına da ait bir takım görüntüler tespit edilerek ekran görüntülerinin rapora alındığı tespit edilmiştir. Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin ise 17 Ocak 2020 tarihinde düzenlediği tutanakta 2 üniversite bilgisayar işletmeninin imzasıyla, 17 Ocak 2020 tarihinden önce köprüyü gören kameranın aktif olmadığı ve yönünün üniversiteye dönük olduğuna dair tutanak düzenlenmiştir. Bilirkişi raporuna göre ise tutanak içeriği gerçeği yansıtmamakta olup o tarihte veya öncesinde köprüyü gören kameranın aktif olduğu anlaşılmıştır. Bu kamera kayıtlarının silinerek delillerin yok edilmesi talimatını kim verdi, kayıtlar neden silindi, o kayıtlarda ne vardı?” sorusuna Sonel şu yanıtı verdi:
“Bu konuda hiçbir talimatım yoktur. Üniversite bünyesinde teknik bir konu varsa üniversiteye sorulması gerekmektedir.”
GENÇLİK MERKEZİNDEKİ ODA
Gençlik merkezinde kendisine tahsis edilen odaya dair yöneltilen; “Şüpheli Ferhat Güven’in alınan ifadesinde; Moğultay mahallesinde bulunan gençlik merkezinde size tahsis edilmiş bir oda bulunduğunu beyan etmektedir. Bu odayı ne maksatla kullanıyordunuz? Oğlunuz Mustafa Türkay Sonel’de bu odanın anahtarı var mıydı, sizin bilginiz dahilinde bu odayı kullanıyor muydu?” sorusunu Sonel şöyle yanıtladı:
“Ben buna da inanmıyorum. Bu gençlik merkezinde protokol odası vardır. Bu odanın oğlum tarafından kullanıldığına dair hiçbir zaman bir konu geçmedi. Her gençlik merkezinde bir protokol odası olur. Şimdi hatırladım, bu bina Gençlik Spor Müdürlüğü’dür. Bu binanın üçüncü katında vali gelişinde toplantı için tahsis edilmiş bir oda vardır. Ben ailemle gittiğimde onun aşağısındaki Kahve Arası’nda çay kahve içmeye gidiyordum. Genelde kamu personellerinin de çoğunlukla kullandığı bir yerdir.”
“HASTANE KAYITLARININ SİLİNMESİYLE İLGİLİ TALİMATIM YOK”
Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarının silindiği iddiası üzerine yöneltilen; “UKB (Ulusal Kriminal Büro) isimli firma tarafından tanzim edilen raporda Gülistan Doku isimli şahsın POLNET sorgulamasına göre 31/12/2019 günü Tunceli Devlet Hastanesi giriş kaydının olduğu, hastane veri tabanında ise bu giriş kaydının olmadığı yapılan yazışmalarda hastane kayıt sistemini tutan Akgün isimli firmanın cevabi yazısında bahse konu hastaneye ait 31/12/2019 tarihli hiçbir kaydın olmadığı bunun ancak profesyonelce ve kasten silinmiş olabileceği, ilk kurucu firma Sisofta isimli firmaya göre ise sehven silinmiş olabileceği bildirilmiştir. Bahse konu şahsa ait hastane kayıtlarının silinmesine bir dahliniz var mıdır? Kayıtların silinmesi yönünde bir talimatınız oldu mu?” sorusuna Sonel şu yanıtı verdi:
“Kesinlikle böyle bir talimatım yoktur, bilgim yoktur. Kesinlikle ne başhekim ne de kimseyle görüşmedim. Bana kolluk veya başka bir kişi tarafından 31/12/2019 tarihli silinen başvurudaki kaydın hamilelik kaydı olabileceğine dair hiçbir şekilde bilgi getirilmedi. Sadece halk arasında konuşulduğunu biliyorum. Kimsenin günahını alamam.”
GİZLİ TANIĞIN CİNAYET İDDİALARI SORULDU
Sorguda son olarak, gizli bir tanığın iddiaları hatırlatılarak yöneltilen; “Gizli tanık Şubat’ın ifadesinde oğlunuz Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdükten sonra sizi veya koruma polisinizi Şükrü Eroğlu’nu arayarak ‘birini öldürdüm, acil gelin’ şeklinde telefon görüşmesi yaptığını, ardından koruma polisin Şükrü Eroğlu’nun valiliğe ait Mercedes marka araca sivil plaka takarak oğlunuzun bulunduğu yere gidip 06 SNL 10 plakalı araç içerisinde oğlunuz tarafından öldürülen Gülistan Doku’nun cesedini alıp Tunceli-Pertek-Koçpınar köyünde bir ağacın altına gömdüğünü beyan etmiştir. Söz konusu beyanlarda oğlunuzun sizi veya koruma polisinizi Şükrü Eroğlu’nu belirttiği şekilde aradı mı? Gülistan Doku’nun oğlunuz tarafından öldürüldüğü ve gömüldüğü yönünde herhangi bir bilginiz var mı?” sorusunu Sonel şu şekilde yanıtladı:
“Bu tamamen yalan bir ifadedir. Çok çirkin bir iftira, alçakça bir iftiradır. Bana söylemiş olduğunuz Koçpınar Köyü tarafında Jandarma tarafından yapılan yer altı incelemesinde gömülmüş vaziyette cesedin olabileceği ancak bir iki yıl öncesinde taşınmış olabileceği yönündeki tespite katılmıyorum. Bu kesinlikle iftiradır.”
KELEPÇESİZ GÖTÜRÜLMESİNE TEPKİ
Gülistan Doku’nun ailesinin avukatı Ali Çimen, Sonel’in adliyeye sevki sırasında kelepçe takılmamasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çimen, “Baş fail Tuncay SONEL’ in kelepçesiz bir şekilde sorguya götürülmesi toplumda infiale neden olmuştur. Dosyada derdest edilen diğer 13 faile yapılan uygulamanın adı geçene uygulanmaması güçlünün korunduğunu göstermiştir” dedi.
11 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku’dan (21) 5 Ocak 2020’den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır’dan Tunceli’ye gelerek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca “kasten öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi”, “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçu bildirmeme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

