Reklam
Kategoriler: Pusula 220

Her şey “Yeni Rejim” içinmiş; Bir tasfiyecinin hikayesi: Kılıçdaroğlu

Reklam

ALİ RIZA ÇELİK

Yazıya kitabın tam ortasından başlamak sanıyoruz ki doğru olacaktır. Butlan davası sonrasında CHP’ye bir nevi kayyum olarak AKP iktidarı tarafından atanan Kemal Kılıçdaroğlu parti içine dönük büyük bir tasfiye harekâtını yürütüyor. Türkiye’de kurulan yeni rejimin has bir unsuru olduğunu ve bu yönde her şeyi ortaya koyacağının mesajını da beraberinde vermeyi ihmal etmiyor.

Bunu ve çevresinde yer alan olguları ele almadan önce, 2023 seçimlerinde ortaya çıkan “Kılıçdaroğluculuk”un Türkiye sosyalist hareketine nasıl bir zarar verdiğini en başa yazmamız gerekiyor. Çünkü kendi partisindeki gibi bir örgütsel tasfiye olmasa da Türkiye sosyalist hareketinin düşünce dünyasında, ideolojisinde ve siyasal hatlarında Kılıçdaroğlu destekçiliği önemli bir oynamaya yol açmıştır. Bazı mevziler boşaltılmıştır. Basiretsiz ve cibilliyetsiz düzen muhalefeti Türkiye sosyalist hareketi kendi geri dünyasına mahkûm etmiştir. Bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun payı azımsanmayacak kadar fazladır.

Türkiye solunda aşamalı devrim ya da MDD çizgisinden gelenler ile TKP örneğinde olduğu gibi sosyalist devrim çizgisinin “biricik” temsilcisi olduğu savunanlar Kılıçdaroğluculuk potasında erimişlerdir. Bu durum bir anlamda ideolojik, siyasi tasfiyenin kapılarının açılması anlamına gelmiştir. Kabaca Türkiye’de burjuva düzenin muhalefet kanadının da aslında düzenin gerçek bir kanadı olduğu son birkaç yıl içerisinde bir kere daha kanıtlanmıştır. “Bir oy bana, bir oy Kılıçdaroğlu’na” siyaseti yürütenler bugün hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta dolaşmaya ve ıslık çalmaya devam ediyorlar. Oysaki, “Kılıçdaroğlu’na utanmadan, sıkılmadan oy vereceğiz” diyenler, yine utanmadan ve sıkılmadan “kandırıldık” deselerdi bile daha samimi bir duruş sayılabilirdi.
Konumuza dönersek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye siyasi tarihindeki yerini “Helalleşmeden normalleşmeye İkinci Cumhuriyet’in CHP’sini kurma misyonu” ile tanımlamak yanlış olmayacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilme operasyonunun açık bir şekilde AKP-FETÖ ortaklığı ile dizayn edildiği, Deniz Baykal’ın kaset aracılığı ile başkanlıktan uzaklaştırıldığı hatırlanacaktır. 2009 yerel seçimlerinde İBB adayı olan Kılıçdaroğlu’nun parlatılma sürecinin başladığı ve 2010’da CHP Genel Başkanlığı ile nihayete erdiği dikkate alınırsa, bu dönemin Türkiye açısından da önemli dönemeçlerin yaşandığı yıllara denk geldiği görülecektir. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına paralel olarak Kürt siyasi hareketi ile “çözüm süreci” arayışlarının olduğu bu yıllar, sistem içerisinde de yeni rejimin planlarının yapıldığı ve hatta derinden ayak seslerinin geldiği bir dönem olarak değerlendirilmelidir.

Liberal ve gerici “İkinci Cumhuriyet” adını verebileceğimiz yeni rejimin mimarları ve mühendisleri sistemin bekası adına yeni rejimin CHP’sini inşa ederken ona çok uygun bir lideri, yani Kılıçdaroğlu’nu yanı başlarında bulmuşlardır. Cumhuriyet’in tasfiyesine paralel bir şekilde yürütülen bu süreç, 2017 Başkanlık sistemine doğru taşınırken, nedense AKP cenahının kendimize uygun bir muhalefet istiyoruz söylemi sanki Kılıçdaroğlu CHP’sinde vücut bulmuş gibidir.
Bu anlamıyla Kılıçdaroğlu’nun siyasi ajandasında geleneksel anlamda sosyal demokrasinin ajandasında yer alanlar dışında pek de bir şey yer almamıştır. AKP iktidarına ve Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye toplumunun önemlice bir kesiminde yer alan öfke ve tepkiyi kendi cenahında toparlamayı başaran Kılıçdaroğlu sonunda sistemin ve istibdat rejiminin oyuncağı olmanın ötesine geçememiştir.

Dünyada da Türkiye’de de düzen muhalefeti pozisyonunda yer alan kişilerin ve çevrelerin ufku hiçbir zaman sistemin belirlediği noktaların ötesine geçmeyi başaramamıştır. Hatta kimi örneklerde sistem ya da düzen karşıtı çizgiden gelip bu noktalarda boy gösterenler tarihin aşağı yukarı her döneminde ortaya çıkmıştır. Zamanında AKP ve Tayyip Erdoğan karşıtlığı konusunda dediğini bırakmayan Kılıçdaroğlu, AKP’den “daha iyi, daha yumuşak, daha kabul edilebilir, daha katlanılabilir” bir kapitalizm arayışında olan bir figür idi. AKP’den daha iyi AB’ci, ABD’ci ya da NATO’cu olmaya çalışan Kılıçdaroğlu CHP’si bu anlamda aslında yeni rejimin has bir partisi olmaya aday olmuştur. Ancak kraldan çok kralcı bir çizginin ötesine geçilememiş, Kılıçdaroğlu da eninde sonunda kralın adamı olarak sahneye çıkmıştır. İşte bu düzen muhalefetinin basiretsizliğinin en önemli örneği olarak tarihe geçmiştir.

Kılıçdaroğlu öncesinde, Deniz Baykal eliyle çarşaflı bir kadına rozet takılarak başlatılan sağcılaşma süreci Kılıçdaroğlu ve çevresindeki liberal ve FETÖ’cü unsurlarla birlikte devam edebileceği kocaman bir kanal bulmuştur. Bu ekip CHP’yi çarşaf siyasetinden helalleşme siyasetine, oradan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına ve sonunda Cumhur İttifakı kadar sağ bir ittifak olan Millet İttifakı’na taşımıştır. Tüm bu uğraklarda toplumdaki ilerici, laik, yurtsever ve AKP’den kurtulmak isteyen siyasal arayışı soğuran bu çizgi, hep “kırk katır mı kırk satır mı” siyasetini merkeze koymuştur.
Kemal Kılıçdaroğlu böylesi bir siyasi anlayışın ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak on yıldan fazla bir süre siyaset sahnesinde kalırken, sonrasında siyaset sahnesine dönüşü ise AKP iktidarına yedek lastik olarak hayata geçmiştir.

Türkiye’de özellikle muhalefet hareketlerinde sınıfsal olmayan bir bakışın sonucunda ortaya çıkan siyaset mühendislikleri örnekleri 2010 itibariyle CHP’nin ajandasında fazlasıyla yer alırken, 1923 Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin yerinde aslında yeller esmeye başlamıştır. Türkiye’de sağ ile mücadeleyi gerçek siyasal, ideolojik ve sınıfsal bir mücadeleden ziyade daha fazla sağ siyaset yaparak hayata geçirme arayışı Kemal Kılıçdaroğlu CHP’sinin temel özellikleri arasında yer almıştır. Yukarıda saydığımız örnekler laiklik, bağımsızlık, cumhuriyetçilik, devletçilik gibi başlıkları çöpe atan zihniyetin siyaset yapma anlayışının örnekleri olarak tarihe geçmiştir. ANAP’lı Ekrem İmamoğlu’nun da Türkiye sermayesinin bir projesi olarak gündeme gelmesi Kılıçdaroğlu CHP’sine nasip olurken, bu durumun kendisi Kılıçdaroğlu’nun başına bela olmuştur. Devamı ise malumunuz.

Hikâyenin sonunda ise CHP’de “arınma” siyaseti ile yönetimi devralan bir Kılıçdaroğlu portresi ile karşı karşıyayız. 2023 seçimlerinde oy potansiyelleri yüzde birin altında olan siyasal İslâmcılara onar tane milletvekili veren bu zihniyet aslında kendi destekçilerinin arayışlarını hoyratça kullanan tipik bir Türkiye sağ siyasetçi örneğidir.

Kılıçdaroğlu aslında 2010’dan itibaren CHP’de büyük bir arınma sürecini hayata geçirmiştir. CHP, laiklikten, bağımsızlıkçılıktan, devletçilikten ve cumhuriyetçilikten arındırılmıştır. Şimdi elde yeni rejimin Başkan yardımcısı olmak için pazarlık kozu olarak kullanılacak bir parti kalmıştır. Bunun ise gerçek bir muhalefet ya da gerçek bir CHP olmadığı açıktır. Bugüne kadar CHP’yi destekleyen, oy veren vs… tüm kitleler nezdinde bu böyledir. Diğer taraftan CHP’nin bir sermaye partisi olarak gidebileceği çizgi belli olmakla birlikte, kitleler şu anda kendilerini açık bir şekilde kandırmış olan bir figürle baş başa kalmış durumdalar.

Bu açıdan CHP’nin yeniden geniş toplumsal kesimler açısından umut olup olmayacağı belirsizdir. Kılıçdaroğlu ve ekibinin (artık bu ekip kimse?) böylesi bir umudu yaratma şansı bulunmuyor. Düzen muhalefetinin CHP tarafında gerçek bir sefalet var. Gerçek muhalefetin daha doğrusu devrimci alternatifin rönesansı için bu açından koşullar oldukça uygun hale gelmiş durumda.

Bu haber en son değiştirildi 19 Ekim 2026 11:27 11:27

Reklam

Önceki Haberler

Ankara’nın taşına, İzmir’in dağlarına kar yağdı!

Bu karanlık tablodan çıkış var mı? Sosyalistler için var ama kolay bir yol da değil.…

19 Ekim 2026 11:14

Bir kez daha: Düzen muhalefeti çözülürken…

Düzen muhalefetinin siyasi pratiği bugün bir “dilek ve temenni” faaliyetine dönüşmüş durumda. AKP’den yanlış yapmamasını…

19 Ekim 2026 11:04

“Tatava yapma, bas geç” diyenlere: Oylarınız AKP’ye gitmedi mi?

“Sosyalistlere verilen oy boşa gidecek” diyerek oylar düzen muhalefetine atıldı. Ama görüldü ki oylar boşa…

19 Ekim 2026 10:58

Muhalefet ve sefalet

AKP’nin yargı ve polis sopasıyla muhalefete yönelik operasyonlarına dönük ne dediğimiz belli. Ancak CHP ve…

19 Ekim 2026 10:51

İstanbul’daki sel felaketinde can kaybı 6’ya yükseldi

İstanbul’da etkili olan sağanağın ardından meydana gelen selde kaybolan Haşim Ciritlioğlu’nun cansız bedeni Ayvansaray Vapur…

19 Ekim 2026 10:41

MHP’li Harran Belediye Başkanı kendisine 63 odalı malikane yaptırmış

Şanlıurfa'nın Harran Belediye Başkanı MHP Genel Merkezi'ne şikayet edildi. Kendisine 63 odalı malikane yaptırdığı konuşulan…

19 Ekim 2026 10:20
Reklam