“Tatava yapma, bas geç” diyenlere: Oylarınız AKP’ye gitmedi mi?
ALİ ATEŞ
Tatava yapan sosyalistlerdi. AKP’ye karşı mücadelenin her zaman en ön safında yer alan komünistlere, seçim döneminde söylenen sözlerden biriydi “tatava yapma, bas geç” sözü.
“Gürültü patırtı çıkarma, gereksiz yere meseleyi uzatma, CHP’nin adaylarına oy ver gitsin, önemli olan AKP’nin kaybetmesi” diyen düzen solunun, düzen muhalefetinin, liberallerin ve CHP’lilerin, sosyalistlerin itirazlarını bastırmak için yürüttükleri gayr-i resmi kampanyanın ortak sloganıydı; “tatava yapma, bas geç”.
Sarıgül İstanbul’dan, Yavaş Ankara’dan aday gösterilmişti. Bu adaylarla olmaz demeye çalışan solun sesi kesilmek istendi. Sonra Ekmeleddin vakası çıktı karşımıza. Yine itiraz eden solcular susturulmaya çalışıldı. Her seferinde “tatava yapma, bas geç, önemli olan AKP’nin gitmesi!” deyiverip, oyların CHP’de toplanmasının yolunu yaptılar.
CHP’nin, bir düzen partisi olarak, siyasi pragmatizminin en güzel örneklerinden birisi bu durumdur. CHP, oylarını çantada keklik görüp tam da bu objektif durumu yani seçeneksizliği kendisine yontarak siyasal pragmatizmin en somut pratiğini sergiliyordu. Bu öyle bir siyasal pragmatizm ki, solcu, ilerici, cumhuriyetçi ve yüzü sola dönük toplumsal kesimlerden sağcılara oy çıkarma fırsatçılığı olarak formüle edilebilir.
Düzen muhalefetinin has partisi CHP’nin bu oportünist ve pragmatist siyaseti hep sürdü. AKP’nin iktidarına son vermenin yolunu “sağa karşı sağ” cephe siyasetinde gördüler. AKP’den ve MHP’den kopanlarla ve AKP’nin içinden çıktığı partilerle Altılı Masa kurdular. Yüzde 1’lik bile oy potansiyeline sahip olmayan “AKP’nin ruh ikizi” partilere onar milletvekilliği dağıttılar. Zaman geçti; CHP oylarıyla ve CHP listelerinden seçilenler teker teker AKP’ye katıldılar. Bu siyasal aklın sahibi Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi.
Kılıçdaroğlu’nun siyasal misyonu konusunda çok fazla yazmanın artık anlamı yok. “AKP’nin parti kolu” gibi işlev gören yargı eliyle CHP’nin başına butlan olarak atanması, CHP Genel Merkez binasına polis baskını ile girmesi ve CHP’nin bölünmesine yol açması, Kılıçdaroğlu’nun politik misyonunu gözler önüne yeterince seriyor. Ancak geçmişte biz, “Yeni CHP” kavramıyla CHP’nin nasıl dönüştürüldüğünü anlatmaya çalışıyor ve işin aslı çok zorlanıyorduk. Bırakın CHP saflarında umut görenleri, Türkiye sosyalist hareketi bile “bir oy bana, bir oy Kılıçdaroğlu’na” diyerek Kılıçdaroğlu’nun gerçek kimliğini görmek istemedi. Daha hafif bir deyişle görse bile yaratılan politik rüzgâra teslim olmuştu. “Helalleşme” siyasetiyle Atatürk ve İnönü dönemi CHP’sine yönelik iddiaların üstü örtük kabulünü CHP’nin sağ seçmene açılımı olarak görüyor ve propaganda ediyordu. Bunu “ortanın solundan merkez sağa” kayış olarak değerlendiren bizler açısından bu durumun sonuçları şaşırtıcı olmayacaktı.
Ancak CHP tabanı sonrasında çok şaşıracak, tam bir hayal kırıklığı yaşayacaktı.
Eksenini sağa kaydıran CHP’nin bu adımı iktidara gelmek için övülüyor, kendi oy potansiyelinin üstüne çıkmak için “muhafazakâr kesimlerden oy alması” gerektiği vaaz ediliyordu. Oyunu CHP’ye atan ilerici kesimlere bu durum sağa açılımın makbul gerekçesi olarak sunuluyordu.
Kılıçdaroğlu eliyle CHP “yeni CHP”ye (Y-CHP) dönüştürülürken, Ankara’da Mansur Yavaş, İstanbul’da ise Ekrem İmamoğlu isimleri öne çıkıyordu. İlki MHP diğeri ise ANAP kökenli olarak CHP’nin sağ kanadını temsil eden iki siyasetçiydi. Öte yandan bunlarla yetinilmeyecek ölçüde “sağa açılan” Y-CHP’nin örgütsel yapısı da başkalaşıyor, başka bir deyişle sağcılaşıyordu. CHP’nin birçok belediye başkan ve meclis üyeliği adayları, sırf seçimleri kazanmak adına merkez sağcı zihniyeti aratmayan isimlerden oluşturulmuştu.
Bu siyasetin zeminini döşeyen Kılıçdaroğlu idi. Yapıyı yükseltmek ise Özgür Özel’e düştü. Sonuç; Y-CHP ve Yeni Parti için siyasetin cilvesi denemeyecek kadar büyük bir hüsran, hayal kırıklığı ve ihanet olmuştu. İl ve ilçe belediye başkanlarının ve hatta birçok belediye meclis üyesinin AKP’ye katılması herkes için sürpriz olacaktı. Sadece Altılı Masa zamanında Meclis’e taşıdığı isimler değil, bizzat CHP çatısı altında belediye başkanlığına ve meclis üyeliklerine taşınan isimler de AKP’ye patır patır geçebiliyordu.
Bu hem Y-CHP’nin ve Yeni Parti’nin yaşadığı başkalaşımı hem de AKP’ye benzeştiğini göstermektedir. Bu durum, düzen muhalefetinin bugün özgün ve arızi bir süreçten geçmediğini, yapısal olarak dönüşüm geçirdiğini, AKP eliyle kurulan yeni rejime “uyumlu muhalefet” haline geldiğini gösteriyor. Erdoğan’a alternatif herhangi bir isme yaşam şansı bulunmaması, bu açıdan Ekrem İmamoğlu’nun haksız bir biçimde tutuklanması bu görüşü hafifletmiyor.
Bugün muhalefet bölünmüş durumda. Bu bölünmenin itici gücü yargı sopasını elinde tutan AKP olabilir. Ancak Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in ana muhalefet partisini böldürmek gibi bir rol oynadıkları da açık yüreklilikle kabul edilmelidir. Düzen siyasetinde koca koca adamların CHP’yi böldürmeden bu süreçten çıkmayı becerememesi, ana muhalefetin liderliğini üstlenen isimlerin siyasi çaplarını ve niyetlerini fazlasıyla göstermiştir.
Adım adım AKP’ye benzeyen, AKP eliyle kurulan gerici rejime uyumlu hale gelen, bölünen, AKP’nin transfer operasyonlarını durduramayan muhalefet partisi!
İzmir gibi, Adalar gibi, Ataşehir gibi CHP’nin yüksek oy aldığı il ve ilçelerde meclis üyeleri, belediye başkanları ve hatta büyükşehir belediye başkanları bile AKP’ye geçen bir muhalefet partisi!
Ortada sefil bir durum bulunuyor. Doğrudan partinin önemli isimleri bile Y-CHP’yi ve Yeni Parti’yi bırakırken, bugün ülkenin ilerici kesimlerine ne diyebilirler ki? Bu isimler haindi ve yanlıştı demek bu sefil durumu ortadan kaldırabilir mi?
Muhalefetin sefaleti karşısında, dün sosyalistlere “tatava yapma” diyenler, bugün aynaya bakabilecek mi?
“Sosyalistlere verilen oy boşa gidecek” diyerek oylar düzen muhalefetine atıldı. Ama görüldü ki oylar boşa değil AKP’ye gitti. Elbette düz bir mantık yürütmek yanlış olur ancak düzen muhalefetine verilen oyların eninde sonunda AKP’ye gittiğini söylemek çok haksızlık olmaz, değil mi?
“Tatava yapma, bas geç” diyenlere, bugün şunu söylemek hakkımız olsa gerek: Oylarınız boşa gitmedi mi?
“Eskiden çok tatava yaptınız, şimdi bi’ susun!”
Bu haber en son değiştirildi 19 Ekim 2026 11:22 11:22
Hikâyenin sonunda ise CHP’de “arınma” siyaseti ile yönetimi devralan bir Kılıçdaroğlu portresi ile karşı karşıyayız.…
Bu karanlık tablodan çıkış var mı? Sosyalistler için var ama kolay bir yol da değil.…
Düzen muhalefetinin siyasi pratiği bugün bir “dilek ve temenni” faaliyetine dönüşmüş durumda. AKP’den yanlış yapmamasını…
AKP’nin yargı ve polis sopasıyla muhalefete yönelik operasyonlarına dönük ne dediğimiz belli. Ancak CHP ve…
İstanbul’da etkili olan sağanağın ardından meydana gelen selde kaybolan Haşim Ciritlioğlu’nun cansız bedeni Ayvansaray Vapur…
Şanlıurfa'nın Harran Belediye Başkanı MHP Genel Merkezi'ne şikayet edildi. Kendisine 63 odalı malikane yaptırdığı konuşulan…